Yaşamıyan uşağ…

Mehmet Ferit Erbiloğlu

Yaşadığımız topraklarda artık hiçbir şeye şaşırmıyor hale geldik. Çünkü artık herkes her şeyi biliyor ama tribüne oynamayı tercih ediyor. 

 

Gerek Irak gerekse IKBY olsun, her seçimin ardından bir hükümet kurma sancısı başlar ve halkımız tabiri caizse çocuğun dokuz ay anne karnındaki sürecini sabırla beklemeye devam eder.  Aynı zamanda  doğacak çocuğun cinsiyetini ise çok daha önceden öğrenmiştir. Yani kimin hükümeti kuracağı çok önceden tahmin edilir. Kısacası malumun beyanı.

 

Irak ve Bölgesel Yönetim’de yapılan seçimlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen henüz hükümet kurulma sancısı bitmiş değil. Irak yarım yamalak bir hükümet kurdu ancak hala eksik taşlar tamamlanamadığı için hükümet kabinesini  teşkil edemedi.

 

Gelelim IKBY’ye: 

 

Burada da yaklaşık yüz gün sonra parlamento başkanlığını seçmek adına 18 Şubat’ta toplanıldı. Ancak yine işler beklenilen gibi olmadı çünkü KYB toplantıya katılmadı ve KDP ile yaptığı anlaşma gereği alacağı parlamento başkanı koltuğunu almadı. KDP parlamento başkanlığını geçici olarak aldığını duyurup, ne zaman KYB arzu ederse bu görevi kendilerine teslim edebileceklerini dile getirdiler.

 

Hemen akabinde KYB açıklama yaptı, ortalık kızıştı ve daha bir sürü şey.

 

Peki daha baştan itibaren bu kadar sorun yaşayan ve temelinden itibaren sorunlarla başlatılan bir yapı ne kadar sağlıklı yürüyebilir acaba? Diye sormadan edemiyor insan.

 

Buna benzerini önceki kabinede gördük. Peki ne oldu?

 

Parlamento atıllaştı, bakanlar görevden alındı ve daha bir sürü şey yaşandı. Peki kim nasıl halkın karşısına çıkıp, “bu hükümetin 4 sene boyunca sorunsuz bir şekilde devam edecek” diyebilir?

 

Bu denli sorunlarla kurulmaya çalışılan bir hükümet, acaba ileriki zamanda nelere gebe kalacak. Çünkü bu 4 yılın öncekilere göre daha farklı geçmesi temenni ediliyor. Nitekim halkın büyük bir kısmının tepkisini son seçimlerde sandık başına gitmeyerek  yalın bir şekilde herkes gördü.

 

Yani demem o ki, halk 2014’te başlayan sıkıntılardan kurtulmak istiyor.  Yeni krizleri hazmedebilir görülmüyor. Ancak atalarımızın sözüde aklımıza gelmiyor değil, “Yaşamayan çocuk …. bellidir.”

 

Bir cevap yazın