VURUN KOTALIYA!

Mehmet Ferit ERBİLOĞLU

 

Herkesçe malum olduğu gibi yaklaşık son bir aydan beri KDP hariç diğer bütün Kürt partiler IKBY Parlamentosunda bulunan kotaya sağlı sollu saldırmaya başladı ve devam ediyor.

 

İşin daha ilginç tarafı ise, 11 kota sandalyesinden Türkmenlere ayrılan 5 kota hedef tahtasının tam merkezine oturtulmuş durumda. Yani bu meseleye vakıf olmayan birisi 11 kotanın tamamının Türkmen olduğunu zannedebilir.

 

Peki kota sistemini Türkmenler mi istedi yoksa yine KDP ve KYB’nin istek ve onayıyla mı oldu? Tabii ki Kürt partilerin onayıyla hayata geçirilen bir sistem olduğu aşikar zaten gayrı mümkün değil.

 

Kota iyi bir sistem veya yöntem midir?

 

Şayet tam bağımsız ve nezih bir biçimde işleniyorsa fevkalade bir sistemdir. Çünkü parlamentoya girmek için oy oranı yetmeyen milletler bu sistem yoluyla parlamentoda temsil hakkı kazanmış oluyor.

 

Amma velakin bahsi geçen sistem burada çok faklı şekillerde hayata geçiriliyor. Bunu açmaya bile gerek yok.

 

Herkesin de bildiği üzere neredeyse kota sandalyelerinin tamamı KDP tarafından yönetilmektedir çünkü ya KDP istediği kişilere oy devşirmiş ya da farklı yöntemlerle destek olmuştur. Bu durum ise kota vekillerini tabii ki de KDP’ye bağlı kılıyor.

 

İyi de, bundan rahatsızlık duyan başta KYB olmak üzere, kendilerini nezih gösteren diğer partiler, son seçimlerde KDP’nin yöntemini kullanmaya yeltenmediler mi?

 

Gerçekleşen son bölgesel seçimlerde oluşturulan listelere bakıldığında KYB ve Goran Hareketi Kifri bölgesinde Türkmen listeleri oluşturdu ve o listeleri kota için öne sürdü. Ancak daha tecrübeli olan KDP bir kez daha kotayı elde etti.

 

Bu demek oluyor ki, fırsatı bulurlarsa, diğer partilerin de KDP’den aşağı kalır yanı yok.

 

Durum böyleyken ne oldu da Soran Ömer adlı parlamento üyesinin dokunulmazlığı kalktığı parlamento toplantısının ardından her şey bir tarafa itilip “VURUN KOTALIYA” zihniyetiyle kota gündeme oturtuldu ve kotada ise Türkmenler tam hedef haline geldi?

 

Sevgili okurlar

 

Evet kota meselesinden rahatsızlık duyan bir sürü Türkmen ferdi var ancak sesini çıkarmıyor veya çıkarsa da fayda etmiyor. Belki de onlardan da biri benim. Lakin bu kez mesele çok farklı yerlere çekilmeye başladı.

 

Halk içerisine özellikle de sosyal medya platformlarına yayılan daha büyük bir sıkıntı zuhur etmekte. O da kotayı bahane edip Türkmen halkını aşağlık bir biçimde eleştirmek ve dışlamaktır.

 

Kendini yazar bilen bazı Kürt “yazar ve gazeteciler” sosyal medya paylaşımlarında hakarete kadar giden yazı ve paylaşımlarda bulunuyorlar.

 

Yani kotayı bahane edip, Türkmenlerin bu topraklarda Osmanlı kalıntısı olduğunu veya Türkmen olduklarını iddia edenlerin “dönek Kürtler” olduğunu, Türkmenlerin “çingene” olduğunu, “işgalci” “düşman” olduğunu belirten ve bunlara benzer hatta daha da ileriye götürüp küfür eden haysiyet yoksunları da yüz göstermeye başladı.

 

Bu cahil ve cühelalar, kendilerini sözde yazar olarak toplumlarına mal edenler, şayet biraz akla sahip olsalardı şunu düşünürlerdi, “PEKİ SULTAN MUZAFEREDDİN GÖKBÖRÜ NE ZAMAN ERBİL HÜKÜMDARLIĞINI YAPMIŞ? HANGİ TARİHLEDE ERBİL SULTANIYMIŞ? KİME BAĞLIYMIŞ?” bu soru, sorulması gereken yüzlerce sorudan sadece birkaç tanesidir.

 

Kin ve nefretlerini kota üzerinden kusanlar zaten yıllardır her fırsatta Türkmenleri hedef almış ve bütün aşağılık yolları deneyerek vurmaya çalışmışlardır, amma velakin bilmeleri gereken bazı şeyler vardır.

  1. Evet Türkmenlerin sayısı git gide azalmakta.
  2. Evet Türkmenler giderek zayıflamakta.
  3. Evet Türkmenler aşağılanmakta

EVET EVET EVET…

 

Ammaaa

 

Türkmenler bütün oyunlara rağmen, yüzyıllardır olduğu gibi, hala bitmedi ve bitmeyecek çünkü öyle bir köke sahip ki değil bir grup faşist, bir grup zalim ve cahil, TÜM DÜNYA bir araya gelse bitmeyecek, silinmeyecek. Çünkü gerçek milletler, hiçbir şekilde silinmez silinemez.

 

Soru:

Kotadakiler masum mu?

Bunun cevabı sizde…