Türkmen  Dil ve Kültür Günü bu yıl ilk defa kutlanıyor

Türkmence hakkında detaylı bilgiye sahip olmak ister misiniz? Detaylar haberimizde.

 

Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi (IKBY) Parlamentosu 24 Aralık 2019 tarihinde yaptığı olağan oturumda 17 Kasım’ı Türkmen Dil ve Kültür Günü olarak onayladı ve hükümet tarafından 2020 yılının takvimine 17 Kasım ‘Türkmen Dil ve Kültür Günü’ olarak geçti.

 

Türkmen parlamenterler ve Türkmen Bakanın desteği çerçevesinde 17 Kasım Türkmen Dil ve Kültür Günü, bir diğer özel gün olan 25 Şubat ise Türkmen Basın Günü olarak kabul edilmişti. TEBA olarak 17 Kasım münasebetiyle Türkmence ağızı hakkında okuyucularımıza detaylı bilgi vermek istedik.

Konuyu TEBA gazetesine derinlemesine açıklayan Türkmen Yazar ve Tarihçi Necat Kevseroğlu, Türkmencenin bir ağız olduğunu belirterek, “Türkmence Türkçesi, Türk dilleri camiasında özellikle Oğuz Türçesi dil grubu içinde yer alan Azerbaycan Türkçesi içinde bir ağız sayılır. Oğuz Türkçesi denen dil grubu veya kolları ise; Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Başkayı Türkçesi, Horasan Türkçesi grubunu kapsar.” bilgisini paylaştı.

 

Dilimizin tarihçesine değinen Kevseroğlu, 7 ayrı döneme bölerek konuya ilişkin şu şekilde açıklama yaptı:

 

“Dilimizin tarihçesi, her köklü dil gibi bir tarihi ve bu tarih içinde bir gelişmeler doğrultusunda dallanıp budaklanma seyri vardır. Yazıyla takip edilemeyen dönemler de hesaba katıldığında dünya dilleri arasında en eski yazılı belgelere sahip olan dilimiz, en az M.Ö. 3500’lü yıllara uzanan bir yolculuğu; doğudan batıya, kuzeyden güneye milyonlarca kilometreyi bulan bir yayılım serüveni vardır.”

 

Necat Kevseroğlu, yedi ayrı dönemi, “Altay Devri Ana Altayca, En Eski Türkçe Devri, İlk Türkçe Devri (Ana Türk Devri), Eski Türkçe Devri, Orta Türkçe Devri, Yeni Türkçe Devri ve Modern Çağdaş Türkçe Devri’’ şeklinde dönemlere ayırarak, “Dilimiz, dünya dilleri kümesi içerisinde yeri Ural-Altay dil grubu ailesinde yer alıyor. Dilimizin Altay kolunda şu dillerin yer aldığı kabul edilmektedir; Türkçe, Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Korece ve bir görüşe göre Japonca da aynı küme içerisindedir.” şeklinde konuştu.

 

Kevseroğlu, Türkmence terimini ayrı bir şekilde inceleyerek, “Irak Türkmenlerinin dili, İngiliz ihtilal hükümeti döneminde ve müteakip Irak hükümetleri döneminde tüm resmi sicillerde, yasalarda hep Türk sözü ve Türk dili terimi olarak geçerliydi. 1959 tarihinde, Irak İstihbarat Müdürlüğü tarafından çıkarılan resmi bir emre göre, gazetelerde ve resmi yazılarda Türk sözü Türkmen olarak Türk dili ise, Türkmence dili sözü olarak kullanması topluma zorunlu emir olarak farz-ı mahâl oldu.” şeklinde konuşarak terimin tarihçesine ışık tuttu.

 

“Dilimize ait bilinen en eski yazı ve ilk kayıt örnekleri, Moğolistan’daki Orhun nehri vadisinde 19. Yüzyıl’da bulunmuş yazıtlardır.” diyen Necat Kevseroğlu, “Keşfedilen Orhun yazıtlarından bazıları Bilge Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarıdır. Bu yazı örnekleri M.S. 8. Yüzyılın başlarından kalma en eski Türk alfabesi olup Göktürk ya da Orhun Alfabesi olarak bilinir ve taşlar üzerine yazılmıştır. Göktürk Alfabesi 38 harflidir, 4 ünlü ve 34 ünsüz harften oluşur ve sağdan sola doğru yazılır.” ifadelerinde bulundu.

 

Özellikle Türkmence ilk kayıtlara değinen Necat Kevseroğlu, “Türkmence ilk yazılan kayıtlar veya Türkmen ağzıyla yazılan eserler, Irak Türkmen araştırmacı ve yazarlar tarafından yapılan anonim halk edebiyatı, masallar, hikaye, hoyrat, mani gibi derlemelerin yayın dünyasına çıkması 1940’larda başlamıştır.” dedi.

 

Bu kayıtlara örnek veren Kevseroğlu, “Molla Sabır, Osman Mazlum, Ata Terzibaşı’nın yayınladığı halk ağzıyla hoyrat, mani, Arzu Kanber masalı gibi yayımlanan eserlerle başlamıştır.” diye konuştu.

 

Ünlü Türkmen tarihçi Kevseroğlu Türkmencenin diğer dil grupları ile bağlantısı olduğunu vurgulayarak, “Özellikle Oğuz Türkçesi grubu ile yakından bağlantısı görülmektedir. Ayrıca son yıllarda yapılan araştırmalara göre Sümerce ile Türkmence arasında kelime alış-verişinin olduğu ve M.Ö. 5000-4000 yıllarıyla yakın bağlantısı olduğunu bilim insanları vurgulamıştır.” şeklinde açıklama yaptı.

 

Türkmencenin ağız ayrılıkları üzerinde vurgulamalarda bulunan Kevseroğlu, bu ayrılığı iki başlıkta TEBA okuyucularına sunarak şöyle anlattı;

 

1. Irak Türkmen ağızlarının belli başlı özelliklerinden biri: Tekil 2. ve çoğul 2. kişi iyelik ekidir. Tekil 2. kişi iyelik eki (-vو ) ve çoğul 2. kişi iyelik eki (-vuz وز) ile konuşan bölgeler şunlardır:

 

Kerkük, Erbil, Hanekin, Tavuk, Kazaniye, Mendeli, Yayçı ve Kümbetler

Örneğin: Babav, Nenev,…. babauz…..

 

2. Tekil ikinci kişi iyelik eki ( -y ي ) ve çoğul 2. kişi iyelik eki (-yız يــــــــــــــز) ile konuşan bölgeler de şunlardır:

 

Tuzhurmatu, Kifri, Telafer, Altunköprü, Beşir, Tazehurmatu, İmamzeynelabidin ve Bayatlıların yerleştikleri, Emirli, Türkalan, Bastamlı, Aştöken, İlançılar Köyleriyle Süleyman Bey bucağının bir semtinde yaşayan Muratlılar ve Kerkük’ün güney batısında bir semt olan Tisin Mahllesi.

 

Örnegin: Babay, Babayız…

 

Son olarak Türkmence ağzına yabancı kelimelerin girdiğini belirten Kevseroğlu, “Irak’ta bazı yörelerin diline yabancı dil sözcükleri katılmıştır, bu da değişik sebeplerle birbirlerinden etkilenmesi tabiidir.” diyerek Türkmence dilinin ayakta kalması konusunu şu şekilde yorumladı:

 

“Irak demokrasisi (!) altında Irak Türkmenleri düşe kalka günümüze dek yaşamaya çalıştılar. Bütün bunlara rağmen 1918’den beri yine de yılmadılar Türkmen Dili’ni, kültürünü var güçleriyle bu zengin mirası yaşattılar ve bunun mücadelesini hâlâ da vermektedirler.”