TÜRKMEN BASINI 108 YAŞINDA-HALA YOLUN BAŞINDA

Mehmet Ferit Erbiloğlu

 

Bugün Türkmen Basını’nın 108. yıl dönümünü kutluyoruz. Ancak yaşadığımız asırda birçok milletin en güçlü ve önemli silahı olan basın, bir asrı aşkın tecrübeye rağmen Türkmenlerin elinde kan ağlıyor.

 

Aslında bugün gönül isterdi ki seminerlerimiz ve buluşmalarımız, bir özeleştiri çerçevesinde olsun. Çünkü mevcut Türkmen Basını ne yazık ki kaplumbağa hızında ilerlemeye çalışıyor.

 

Günümüzdeki Türkmen Basını’nı ciddi bir şekilde ele aldığımızda 108 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

 

Acaba dönüp baktığımızda sahada aktif bir şekilde çalışan kaç gazetecimiz var?

 

Peki, Türkmen Basını dediğimizde sadece kültür ve edebiyatla sınırlı tutulan bir basından mı bahsediyoruz?

 

Erbil ve Kifri’de 1992 ve Baas Partisi’nin düşmesi ile birlikte 2003 yılından itibaren Kerkük ve Türkmeneli’nin diğer bütün bölgelerinde basın alanında neler yapıldığına baktığımızda çok ilginç ancak akıbeti aynı olan bir sürü çalışmayla karşılaşıyoruz.

 

Heyecanla başlayan görsel, işitsel ve matbuaatlarımızın hep kısa ömürlü ve kısır olduğunu görüyoruz. Kısa ömürlü dediğimizde onlarca basılı yayından söz edebiliriz. Gökbörü, Barış, Yeni Kuşak ve daha niceleri…

 

Kısır dememin sebebi ise, bu kadar uzun bir geçmişe sahip olup ve bu kadar az sayıda gazeteci yetiştirmek. Bu da Türkmen Basını’nı kısır veya nesli tükenmeye yüz tutmuş olarak tanıtmamıza neden oluyor.

 

Asıl ilginç tarafı ise doksanlı yılların başlangıcına kadar Baas rejimi döneminde yaşamamıza rağmen çok sayıda değerli gazeteci gün yüzüne çıkmış ve iyi derecede dilini bilen ve kullanan kıymetli insanlar görebiliyoruz. Nitekim doksanlı yılların başından itibaren, günümüze kadar çok çeşitli evrelerden geçip basın alanında daha çok fırsat ve olanak elde etmemize rağmen kısırlaşmamız ilginç geliyor.

 

1992 yılında iyi bir çıkış yapılsa da daha sonradan bölük pörçük bir şekilde devam edilmiş ve günümüze kadar hep kısa ömürlü işlere imza atmışız.

 

Kısırlığımızın en belirgin noktası ise basın alanında Türkmen gazeteci, yazar hatta şair üretemememiz.

 

Farkındaysanız, bir tane bile kendini iyi yetiştirmiş veya bizim yetiştirdiğimiz, ekran karşısında düzgün cümle kurabilen muhabire sahip değiliz.

 

Kimilerimiz gazeteciliği sadece cesaret zannedip sağa sola saldırmakla kıyaslarken, kimilerimiz ise sadece şahsi ünvan ve çıkarlar için kullanıyor.

 

En üzüldüğüm husus ise, basın alanında ipin ucunu elinde tutan kişiler Türkmen Basın gününü bile Arapça ve ya Kürtçe kaleme alıyor. Çünkü hala Türkçe yazmayı öğrenmeyen ama Türkmen Basını’nda önemli roller alan kişiler görüyoruz.

 

Artık dünya standartlarına göz attığımız zaman bir basın mensubu en az 2 dilde iyi derecede okuyup yazabiliyor üstelik bir tanesi ana dilimiz.

 

Türkmenlerin dediği gibi “EY HAVAR UYANIN”

 

Ey havar her alanda çok geride kaldık. Ey havar basın bilincimizi geliştirelim. Ey havar “Yurt” gazetesi gibi kaliteli bir edebiyat bültenimiz olsun. Ey havar Havadis gibi gündemin nabzını tutabilen bir gazetemiz olsun.

 

Farkındaysanız elimizde örnek gösterebileceğimiz yeni hiçbir örneğimiz yok.

 

İnternet ağlarının her yeri sardığı, ulaşım ve iletişimin bu denli hızla geliştiği bir asırda hep geriden takip etmeye devam edersek, bilinsin ki birkaç yıl sonra sadece “eskilerden” söz eder durumda olacağız.

 

EY HAVAR UYANIN…

Bir cevap yazın