Teknolojinin bizden aldıkları

Diyar Erbil

 

Teknolojinin hayatımıza kattığı kolaylıklar ve verdiği rahatlığın yanı sıra, yaşattığı sıkıntılar da bizi hayli zorluyordur. En basiti ise şimdi benim yazdığım yazıyı örnek olarak verebilirim.

 

20 sene önce bir yazı yazmak için kâğıt, kalem ve silgiye ihtiyaç duyuyordum. Şimdi ise bilgisayarı açarak, yeni bir word sayfasına girip, yazıyor, çiziyor, siliyor velhasıl elimin altındaki bilgisayarın tuşlarına basıyor ve istediklerimi ona yaptırıyorum.

 

Hâlbuki eskiden el yazısıyla kâğıda yazmak ve yanlışlıklarımı silgiyle silip tekrar yazmamın, gözlerimin sağlığı ve el yazımın güzel olması için ne kadar faydalı olduğunu hatırlıyorum. Kazandığım birçok kolaylığın yanında kaybettiklerimin de çok olduğunu anlıyor ve üzülüyorum.

 

Yine de benim yaptığım bu iş teknolojinin karıştığı diğer işlere göre daha ehvendir. En azından boş bir işle değil, faydalı bir iş için teknolojiden yararlanıyorum. Bir nevi işimde bugünkü şartlara ayak uyduruyorum.

 

Çoğu gençlerin hoşuna gitmese de, son yılların en önemli icatlarından biri olan akıllı telefonların hayatımıza kattığı ve bizden aldıklarına değinmeden geçmek doğru olmaz.

 

Çok fazla olan faydalarına karşın, boş işlerle uğraşmaktan tutun, tâ ahlaksızlığa kadar giden bir maceradır akıllı telefonların bizleri sürüklediği yol. Bilimsel olarak teşhis edilen en tehlikeli zararı ise, beyindeki odaklanma noktalarını etkileyerek, insanların kötü alışkanlıklar edinmelerine neden oluyor. Bu alışkanlıklar o kadar yaygın bir hal almış ki artık küçücük çocuklar bile bu hastalığa yakalanıyor. Hatta tıpta otizm olarak bilinen hastalığın da en fazla bundan kaynaklanıldığı ispatlanmıştır.

 

İnsanoğlunun boş vakti olmaz. Değerlendirmediği vakitleri olur.” Bu söz sevdiğim bir hocamın muhteşem bir ifadesidir. Peki, insanoğlu boşa harcadığı  (değerlendirmediği) vaktinden hesaba çekilmeyecek mi sanıyor?

 

Bir neslin önce kendini, Allah’ını, peygamberini, dinini ve kutsal değerlerini hakkıyla tanımadan, bilmeden, kalkıp da böyle gereksiz işlerle vaktini geçirmesinin hesabını kim, nasıl verecek?

 

Bırakın çocuk ve gençleri, artık yetişkinler bile bu oyunlar ve çoğunun içi boş olan sosyal medya denen şeylere neredeyse bütün zamanını ayırıp, şeytanın aveneleri haline gelmişlerdir. Adı sosyal ile başlayan, insanların asosyalleşmesi ile sonuçlanan bu hastalığın, durumun vahametinin bilinmesi açısından yeterlidir.  Bu durum çok tehlikeli ve önü alınmazsa insanı kötü bir sona götürecek yolun başlangıcıdır.

 

Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’in birçok ayetinde bizim fani bir dünyanın misafirleri olduğumuzu, miadımız dolduğunda fani dünyadan göç edip, O’nun huzurunda, amel defterimizde yer alan artı ve eksilerimizin sonucu cennet veya cehennemde ebedi bir hayatı bize vaat ediyor.

 

Yoksa siz, bizim sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”(Mu’minun 115) Ayeti kerimesi ise bunun sadece bir örneğidir.

 

 

Allah (c.c.) yeryüzünü bizim için imtihan yeri olarak yaratmış. Bunun idrakinde olup, attığımız her bir adım, bizce hiç değeri olmayan her eylemden,  ağzımızdan çıkan ve elimizle yazdığımız her bir harften bizi hesaba çekecektir.

 

 

Şayet buna inanıyorsak ki bunun tersi imandan çıkmaktır maazallah, o zaman kendimizden, ailemizden ve çocuklarımızdan başlamak lazım.

 

 

Teknoloji, Allah’ın kullarına bahşettiği sayısız nimetlerden biridir. Yeter ki onu kulluk bilinciyle kullanmayı ve Rabbimizin hoşnut olduğu işlerde kullanmasını bilelim.

 

 

 

Bir cevap yazın