Tecrübeli gazetecinin gözünden Güney’deki olaylar – Türkmen Basın Ajansı

Tecrübeli gazetecinin gözünden Güney’deki olaylar

Irak’ın %65 ham petrolünün üretildiği Basra kenti, haftalardır zor günler yaşıyor. Kentte yıllardır süregelen kötü yaşam şartları ve yoksulluktan bıkan halk, 8 Temmuz’dan beri sokakta hükümeti ve yetkili bütün kurumları protesto ediyor.

 

Basra’da başlayan gösteriler daha sonra Zikar, Babil, Misan, Divaniyye, Necef, Kerbela ve başkent Bağdat’a kadar sıçradı.

 

Bazı kesimler, bu gösterilerin seçimde yapılan usulsüzlükleri örtbas etmek için düzenlendiğini, bazıları da siyasi amaç barındırdığını öne sürdü.

 

Tba Gazetesi bütün bu olup bitenleri tecrübeli Türkmen Gazeteci Atilla Ağaoğlu ile konuştu. Al-Şarkiye Televizyonu muhabiri olarak alanda bulunan, olayların ve şehirlerin nabzını tutan Ağaoğlu, sorularımızı yanıtladı.

 

“Basra halkı en yoksul milletlerden biri haline geldi”

 

Bir gazeteci gözüyle Basra’da olayların baş göstermesini nasıl anlatırsınız?

 

Irak’ın güneyindeki büyük illerden biri olan Basra, çok sayıda petrol kuyusuna sahip zengin bir şehir. Aynı zamanda Basra’da yaklaşık 4 liman bulunuyor. Hükümet, 2003’ten sonra petrol ve ticaret bakımından Irak’ın en büyük şehri olan Basra’da içme suyu bile temin etmiş değil. Öte yandan Basra’da büyük bir silah ve uyuşturucu ticareti baş kaldırmış durumda. Orada bulunan limanlar yoluyla ticaret yapılıyor ancak bu süreçte Basra halkı en yoksul milletlerden biri haline geldi.

“Vali, yolsuzlukları ortaya çıkınca İran’a kaçtı!”

 

Bu şehirde İran’la birçok savaş yapıldı. İran Savaşı’ndan sonra, Kuveyt ve Amerika savaşları da orada başladı. Şehir çok fazla  zarar gördü. İşte bu yüzden halk, 15 yıl sonra orada iktidar olan büyük partilerden bıktı. Özellikle Dava Partisi her şeye hakimdi. Vali de onların partisindendi ve son olarak yolsuzluklar da ortaya çıkınca Iran’a kaçtığı duyuldu.

 

“Böyle zengin bir şehir, hala elektrik ve içme suyundan söz ediyor”

 

Yıllardır Basra’nın bağımsız bir bölge olması için bir proje bulunuyor. Bunu 2 yıl önce masada bıraktılar, Kerkük ve referandum örneğinde olduğu gibi. Bu konu da o dönem kapandı. Nitekim Basralıların beyninde her zaman bir bağımsız bölge düşüncesi yatıyor. Çünkü çok büyük ve zengin bir şehir. Eskiden Petro-dolar sistemi onları da kapsardı. Basra’daki projeler ve kentin kalkınması için varil başına 3 dolar ayırıldı, fakat bir süre sonra durduruldu. Yani yıllardır Basra’nın petrolünü başka bölgeler yiyor ama Basralılar hiçbir faydasını görmüyor. Böyle zengin bir şehir, hala elektrik ve içme suyundan söz ediyor.

 

Basralılar ilk önce petrol şirketini protesto etti, çünkü kentte zaten işsizlik olmasına rağmen petrol şirketleri yabancı getirip istihdam ediyor. Petrol şirketinin ardından, yürüyüşler ve diğer gösteriler başladı. Bu gösteriler kapsamında Irak genelinde 800 kişi yaralandı, 18 kişi de öldürüldü. Bunların bir kısmı suikast, bir kısmı ise açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Basra, Bağdat, Necef ve güneydeki birçok bölgede gösteri yapıldı.

 

“Bağımsızlık projesi her zaman masada yerini koruyor”

 

Basra’nın bağımsız bir bölge olmasından söz ettiniz, bunun ileride gerçekleşmesine ne derecede ihtimal veriyorsunuz?

 

Hükümetin 10 bin kişiyi atama gibi bir planı vardı ancak bugüne kadar bu gerçekleşmedi. En son bu rakam 7 bine düştü. Basra gibi bir şehirde 10 bin kişinin atanması kolay değil ve bu gerçekleşmediği için de gösteriler devam ediyor. Bağımsızlık projesi her zaman masada yerini koruyor. Herhangi bir sıcak gelişmede Basra bunu bir koz olarak ortaya atıyor. Hem tehdit olarak kullanıyor, hem de hükümetten fayda görmediği için bunu yeniden gündeme getiriyor.

 

“Basra’nın 4 saatte ürettiği petrol ile büyük bir içme suyu projesi gerçekleştirilebilir”

 

Basra’nın 4 saatte ürettiği petrol ile büyük bir içme suyu projesi gerçekleştirilebilir. Muhtemelen Basra’nın bir günlük petrol karı ile, Ortadoğu’nun en büyük içme suyu istasyonu inşa edilebilir. Halen Basralılar tuzlu su içiyor. Susuzluk, elektiriksizlik ve işsizlik birleşince halkın suskunluğu bozuldu.

 

Basra, daha çok partilerin ve parti militanlarının yönetimi altında!

 

Basra’da silah, uyuşturucu ve petrol ticareti yapılıyor. Anladığım kadarıyla oradaki limanlarda, her bölgede bir parti istediği gibi ticaret yapıyor. Basra göründüğü gibi değil. Hükümetin yetkisi yok, daha çok partilerin ve parti militanlarının yönetimi altında.

 

Gösteriler seçimlerdeki şaibeyi örtbas etmek için mi yapıldı? Yoksa siyasi bir amaç mı vardı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Basra’daki gösteriler sadece kötü koşullardan dolayı başladı. Şaibe konusu mevcut ancak insanları daha fazla kötü yaşam şartları dışarıya çıkardı. Fakat bazı siyasi taraflar, özellikle usulsüzlük yapan partiler gösterilerin yönünü değiştirmek istedi ve bu gösterilerin hükümetin bir an önce kurulması için yapıldığını yansıtmaya çalıştı, ama böyle bir durum söz konusu değil. İnsanlar kötü yaşam şartları ve yolsuzluktan dolayı dışarda. Hatta göstericiler usulsüzlükle gelmiş bir hükümetin kurulmasını bile kabul etmiyor.

“Eksikliklerimizden söz edilmez, daima suç komşu ülkelere atılır”

 

Peki bölge ülkelerinin gösterilere müdahalesi olduğunu söyleyebilir miyiz?

 

Gösterilerin devam etmesi bazı bölgelerin yararına değil. Örneğin; Basra’nın petrolü İran’a çok yakın ve İran da bu konudan faydalanıyor. Göstericilerin attığı sloganlardan biri “İran Irak’ın illerinden elini çeksin, özellikle de Basra’dan” idi. Öte yandan İran’a bağlı partilerden bıktıklarını gösteren sloganlar da vardı. Irak’ta ne yaşanırsa yaşansın, ilk önce eksikliklerimizden söz edilmez, daima suç komşu ülkelere atılır. İran’ın Basra’da istihbarat ve ticari olarak etkili olduğu ve güçlü nufüzunun olduğu doğru, bu yüzden de sloganlarda İran hedef alındı. Fakat bu komşu ülkelerin Irak’ı karıştırmak istediği anlamına gelmez. Bazı ülkeler Irak’ın istikrarından bazıları da kargaşasından faydalanır.

 

“Kerkük ve Basra’nın kaderi aynı”

 

Son olarak olaylar nereye sıçrar? Yatışır mı yoksa daha da mı genişler?

 

Seçim sonuçları gündemden düştü, gösteriler gündeme geldi ve devanm ediyor. Güvenlik güçleri olaylara müdahale ettikçe, protestolar daha fazla büyüyor ve yayılıyor. Gösteriler başka illerde de yapıldı. Kerkük’te durum farklı ve bütün gruplar protestolara katılmadığı için orada yapılmadı. Basra’da tek millet var ancak Kerkük’te bu tür bir olay yaşanırsa siyasi boyuta taşınır. bu nedenle orada böyle bir durum gerçekleştirilmedi, yoksa Kerkük ve Basra’nın kaderi aynı.

 

 

Haber: Barzan Lokman

Bir cevap yazın