Şoriş Haci: Bu şartlarda kurulacak devlet kargaşa yaratır

Haber: Ali Antar

Foto: Çoban Timur

 

Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani’nin, Irak Kürdistan Parlamentosu’ndaki siyasi parti temsilcileri, hükümet yetkilileri ve Yüksek Seçim Kurulu yetkilileriyle bir araya geldiği toplantıda 25 Eylül 2017’de IKBY ve tartışmalı bölgelerde referandum yapılmasına yönelik karar alındı.

 

Kararın ardından Değişim Hareketi Sözcüsü Şoriş Haci, Süleymaniye’de öneriyi görüşmek için yaptıkları toplantı sonrası basına yaptığı açıklamada KDP ve KYB’nin Irak Kürdistan Parlamentosu’nun aktifleşrilmesine ilişkin sundukları öneriyi reddettiklerini belirtti.

 

Şoriş Haci, referandum kendilerinin talep etmediğini belirterek, “Referandumun yapılıp yapılmamasını bütün Kürdistan halkı kararlaştırmalıdır” dedi.

 

Haci, Irak Kürdistanı’nda kurulacak bir devletin Türkiye ile aynı zamanda da Irak ve Tahran’la da iyi bir ilişki içerisinde olması gerektiğini kaydetti.

 

Değişim Hareketi Sözcüsü Şoriş Haci, referandum ve yasal süreç hakkında TBA’nın sorularını yanıtladı.

 

Referandumun yapılmasındaki amaç nedir?

 

Bu referandumu biz talep etmedik, bu nedenle acaba bu referandumdaki amaç nedir diye Kak Mesud’a (Mesud Barzani) sormanız gerekiyor.

 

Değişim Hareketi olarak referandumu desteklemek için şartlarınız nelerdir?

 

Biz Değişim Hareketi olarak  referandumu milletimizin yasal bir hakkı olarak görüyoruz.

 

Ayrıca geleceği tain etmek de Değişim Hareketi’nin, başlıca hedefidir. Halkımızın ve Kürdistan’ın özgür olma hakkı var, ancak biz ilk önce bu devletin basamaklarını temin etmeliyiz ve bu devleti kurmak için yasal olan bütün yolları aşmalıyız.

 

İlk önce şunu belirtmeliyim, referandumun ne amaçla yapıldığına dair bir bilgimiz yok.

 

İkincisi ise referandum geleceği tain etmek demektir. Bu, Kürdistan’daki her ferdi ilgilendiriyor. Bunun için de söz konusu referandumun yapılıp yapılmamasını bütün Kürdistan halkı kararlaştırmalıdır.

 

Referandum yapılıyorsa neden yapılıyor? Bu bizim duruşumuzdur.

 

Farzedelim ki 25 Eylül’e kadar hareketiniz ve diğer partiler arasında herhangi bir ittifak sağlanamadı ve parlamento aktifleştirilemedi, üstelik referandum yapıldı, sizin buna karşı tepkiniz ne olacak?

 

Biz bir kez daha vurguluyoruz, şayet böyle büyük bir adım atılıyorsa ki bu adımla Kürdistan halkının geleceğini belirlemek söz konusuysa, bütün siyasi taraflar ve Kürdistan’daki bütün oluşumlar arasında bir anlaşma sağlanmalıdır. Bu adım yasal çerçevede parlamento içerisinde kararlaştırılmalıdır.

 

25 Eylül’e gelinmiş ve parlamento hala aktifleştirilememişse, işte o vakit bizim de kendimize göre bir tepkimiz olacaktır. Biz Kürdistan halkının kendi geleceğini tain etmek gibi attığı bir adımda her şartta yanında oluruz. Ancak Kak Mesud ve KDP ile bu sürecin nasıl olması gerektiği, söz konusu devletin nasıl yapılandırılmasına ilişkin  meseleler hakkında anlaşma sağlamamız apayrı bir konu.

 

Bilindiği üzere Değişim Harketi, KYB ile bir anlaşma sağlamıştı. Öte yandan KYB, KDP ile de başka bir anlaşmaya varmıştı. Halk bu anlaşmaları nasıl yorumlamalı veya nasıl anlamalıdır?

 

KDP ve KYB arasındaki anlaşma Kürdistan’daki yetkileri, konumları paylaşma ve Kürdistan’ı nasıl idare edecekleri üzerine yapılmıştır.

 

Bizim KYB ile olan anlaşmamız ise, halkın yaşam seviyesini yükseltmek, demokrasiyi gerçekleştirmek ve şefaflık üzerinedir.

 

KDP ve KYB arasındaki anlaşma fazlasıyla gerçekleşmiştir ancak bizim KYB ile üzerine anlaşma sağladığımız 25 maddeden sadece bir tanesi “ortak kurul ve anlaşmayı ilan etmek” olanı uygulanmıştır. Diğer maddelerin hiçbiri uygulanmamıştır.

 

Ekonomik krizin yaşandığı bu süreçte bağımsızlık ilan etmek doğru bir adım mıdır?

 

Bizce mesele sadece kriz değil. Kürdistan devletini kurmak istediğimiz zaman, bu devletin basamaklarının tamamlanmış olması gerekiyor ki kurulan devlet devamlılığını korusun ve kalkınabilsin.

 

Sağlam bir ekonomik altyapın yoksa bir devlet kuramazsın. Bankada yedeğimizin olmasını, altın ve paranın depolanmasını bir yere bırakın, elde ettiğimiz bilgilere göre 3 ilimizin uluslararası şirketlere yaklaşık 30 milyar dolar borcu birikmiş.

 

Bunun yanı sıra peşmerge kahramanca Kürdistan halkını korumaktadır, ancak biz hala peşmergeyi milli bir ordu haline getiremedik. Hala silahlı güçlerimiz KDP ve KYB güçlerinden oluşuyor.

 

Hala KDP ve KYB içerisinde “o ve diğer yetkilinin tarafı” diye ayrımlar var. Şu ana kadar yasalar hakim değil ve mahkemelerimiz tarafsız değil. Şimdiye kadar Kürt evinin içerisini düzene sokmadık, iktidar ve halk arasında güven sağlanmamıştır. Böyle bir devlet kurulduğu zaman Türkiye, Tahran ve Bağdat’ın karşı çıkacağını biliyoruz. Ancak eğer ki biz kendi evimizin içini düzene kavuşturmuş olursak, halkımızın iktidara güveni olursa ve sağlam bir ekonomik altyapı oluşturursak, bu ülkeler karşı olsalar da biz devlet kurabiliriz. Bütün bunların gerçekleşmediği bir sahada devlet ilan etmemizin tehlikeli bir manevra olduğunu düşünüyoruz.

 

Bizim devlet kuralım derkenki amacımız “sadece bir devlet kuralım, 10 gün ömrü olsun, daha sonra halkımız enfal edilsin” şeklinde değil. Biz böyle kurulan bir devletin yanında değiliz. Bizim istediğimiz devlet, kalıcı olmalı ve bölgeye istikrar getirmelidir.

 

Irak Kürdistan’ında kurulacak devletin Türkiye ile aynı zamanda Irak ve Tahran’la da iyi bir ilişkisi olmalıdır. Biz barış ve istikrarı koruyan taraf olmalıyız. İçinde bulunduğumuz şartlarda kurulacak devlet istikrar getiremez, aksine daha fazla kargaşaya mahal olacak.

 

Sizce Kürtler için Irak’la devam etmek mi, devlet olmak mı daha iyi? Hangisi Kürtlerin çıkarınadır? 

 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, devlet kurmak bütün Kürtlerin hayali, yani demem o ki biz her aşamada Kürdistan devletinin kurulmasından yanayız. Ancak Irak anayasasında Irak’ın toprak bütünlüğü, Irak anayasasına bağlı kalmakla paraleldir. Bu da şu anda Bağdat’la yaşadığımız krizlerden biri. Fakat Iraklı yetkililer ve Bağdat, Kürdistan halkına olması gerektiği gibi davranış sergilemiyor ki halk Bağdat’la devam edelim diyebilsin.

 

Parlamento tekrar aktifleştirilirse referandumu kabul edecek misiniz? Kararınızda etkisi olacak mı ?

 

Mesele sadece parlamentonun aktifleştirilmesi değildir ve şüpesiz etkisi olacaktır,  çünkü biz televizyon kanallarında konuştuklarımız, üyelerimiz ve yetkililerimizin konuşmaları, KDP’li yetkililerin açıklamaları, hepsi o vakit parlamento içerisinde ele alınacaktır. Bu konular parlamentoda tartışılır ve parlamentoda temsilcisi olan bütün taraflar buna dahil olur, böylece bir sonuca varılabilir. O vakit parlamentodan ne karar çıkarsa biz ona uyarız.

 

Değişim Hareketi, Yusuf Muhammed’in parlamento başkanı olmak için neden ısrar ediyor, ayrıca diğer taraflar bunun tam tersini istiyor?

 

Diğer taraflar Yusuf Muhammed’in gitmesi hususunda ısrarcı değiller, ancak Yusuf Muhammed kanuna aykırı herhangi bir iş yapmadı, kendisi görevini bırakmadı, büyük bir hata yapmadı. Neden değişmesi gereksinki.

 

KDP’nin Yusuf Muhammed’in gitmesindeki ısrarının tek nedeni; Yusuf Muhammed’in parlamentoda bulunan 5 grupla birlikte, başkanlık yasasının onanmasına yönelik taslağın okunmasını sağlamasıdır. Bunu da belirttiğim gibi tek başına değil 5 grupla birlikte yapmıştır. Sn. Yusuf Muhammed, yasal bir durumu hayata geçirmiştir. Bu süreç işlerken başkanın görev süresi dolması nedeniyle yasa onanmalı ve yeni bir başkanın seçilmesi gerekiyordu. Ayrıca bizim illaki Dr. Yusuf olmalı yönünde bir ısrarımız yok. Bizim için Yusuf Muhammed ya da bir başkasının o görevde olması farketmez, ancak Dr. Yusuf’un değişmesini gerektirecek bir neden bulunmuyor.

 

Kurucu lideriniz Nevşirvan Mustafa’nın vefatının ardından yeni bir genel sekreter seçmek için kongreye gidilecek mi?

 

Tüzüğümüzde liderimiz kongre yoluyla seçilmesi gerekir gibi bir durum söz konusu değil. Bizim teşkilatımız yalındır ve sistemimiz parlamento sistemi gibi seçimlerle belirlenir. Bu nedenle kongreye gerek yok. Ayrıca biz daha önce de genel sekreterimizi kongreyle seçmedik. Hareketimiz içerisinde milli kurulumuz var ve en yetkili merci orasıdır. Her kurul üyesi kendi temsil ettiği şehir tarafından seçilir ve onlar kendi içlerinde yetkilendirme hanesi oluştururlar ve son olarak genel sekreteri seçerler. Bu nedenle genel sekretirimizi seçmek için kongreye ihtiyacımız yoktur.

 

Genel sekreterinizin vefatının ardından Değişim Hareketi’nin siyasetinde herhangi bir değişime gidilecek mi?

 

Değişim Hareketi siyaseti ile, Değişim Hareketi programı arasında fark var. Değişim Hareketi’nin siyaseti ve mesajlarında hiçbir değişiklik olmayacak. Kak Nevşirvan Mustafa’nın huzurunda bir yol haritası oluşturulmuştur ve bu nedenle gıyabında da aynı şekilde devam edeceğiz.

 

Örneğin bir dönem KDP ile siyaset gereği geniş tabanlı hükümeti kurduk. Bu bir siyasettir ancak biz bu geniş tabanlı hükümetten kovulduk, bu nedenle yeni bir seçim yapıldığı zaman daha farklı bir adım atarak, farklı bir karar veririz. Yani siyasi kararlar siyasi şartlara göre oluşur ama Değişim Hareketi’nin yol haritasında, mesajında ve prensiplerinde zerrece sapma olmayacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın