Şehit Necdet Koçak hakkında bilinmeyenler

Tba-Kerkük

Haber: Ziya Uzeiry / Foto: Ali Salim

16 Ocak Türkmen Şehitleri’nin Yıl Dönümünde Şehit Lider Necdet Koçak’ın Kız Kardeşi Tba’ya Konuştu.

 

 

Emekli öğretmen Nezahat Koçak… O, 16 Ocak Türkmen şehitlerinin şahitleri arasında belkide en yakını. Çünkü o, Türkmen lider Necdet Koçak’ın kız kardeşi. 

 

Kerkük’ün Tisin semtinde bulunan evinde, bizi kederli bakışlarını tebessümüyle gizleyerek karşılayan Nezahat Hanım, kardeşi Şehit Necdet Koçak’ı Tba mikrofonuna şu sözlerler anlatmaya başladı:

 

“Necdet, 1938 doğumluydu. Dünyaya gözlerini açtığı zaman aile fertlerimiz ve akrabalarımızın hepsi kurban kesmişlerdi. Necdet, ailemizde iki kızdan sonra doğan tek erkek çocuktu. Doğduğu zaman yüzünde kab şeklinde olan bir örtü vardı ve bu da doğan çocuğun ileride lider olacağına işareti. Babam okul müdürüydü. Necdet okulda çalışan hademe nezdinde okula gider gelirdi. Kendisi 7 yaşından itibaren siyasete başlamıştı. Okulunun karşısında küçük bir park vardı, kendisinden büyük arkadaşları ve tanıdıklarını toplar önlerinde konuşma yapardı. Arap olmadığımızı ve Türk olduğumuzu onlara anlatırdı.”

 

Babasının da kendisi gibi eğitimci olduğunu belirten Nezahat Hanım, “Babam öğretmenlere ve etrafındakilere şımarmaması için dikkatli olmalarını söylerdi. Çünkü ailenin tek erkek çocuğuydu. Daha sonraki yıllarda okulu Musalla Okulu’nda bitirdi. O dönem Kerkük’te iyi hoca yoktu. Yani ilkokul bir nebze iyi olsa da ama ortaokulda kalifiye öğretmen azdı. Daha sonra ortaokulda Rıza Demirci’nin talebesi olmuştu. Rahmetli Demirci, dersin 15 dakikasını öğrencilerini bilinçlendirme yönünde konuşmalar yaparak kullanırdı. O dönem komünistler öndeydi ve komünist öğretmenleri okullara atıyorlardı.” şeklinde bilgiler paylaştı.

 

Nezahat Koçak, kardeşi Necdet’in mühendis olmak istediğini söylerken o dönem komünist bir öğretmenle aralarındaki geçen olayı şu şekilde anlattı: 

 

Çok hareketli bir çocuktu, hitabeti vardı

 

“Bir keresinde Necdet, komünist öğretmenlerden birisiyle münakaşa yaşamıştı ve haklıydı. Ondan dolayı o öğretmenin atamasını başka okula naklettiler. Çok hareketli bir çocuktu, hitabeti vardı ve konuşkan birisiydi. Hak karşısında dikti ve herkesi karşısına alırdı. Aklında hep mühendis olmak vardı. Türkiye’de okumak istiyordu ve hep oraya gideceğim diyordu, fakat Kerkük’te karışıklık vardı ve gençlere karşı çok zulümler yapılıyordu. Bu durumlardan dolayı gitmekten vazgeçecekti neredeyse ama rahmetli Ata Hayrullah kendisini o dönem kurdukları derneklerine davet etti, Necdet’e Kerkük’te kalmamasını ve Türkiye’ye gitmesini söyledi. Tabi biz de gitmesini istiyorduk neticede tek erkek çocuğumuzdu.”

 

Siyaset kumanda ile yapılmaz

 

Nezahat Hanım şehit Ata Hayrullah’ın, şehit Necdet Koçak üzerindeki etkisinden bahsederek, “Ata Hayrullah, Necdet’e ‘Burada sana ihtiyacım var ama gitmen gerekiyor’ dedi, bir süre sonra Necdet Türkiye’ye gitti ve hemen akabinde 14 Temmuz 1959 Kerkük katliamı gerçekleşti. Türkiye’ye gittiği zaman orada da birçok faaliyet yürüttü. Ayrıca Milliyetçi Hareket’in kurucularındandır. Daha sonra Türkiye’de evlendi, fakat hiçbir zaman orada temelli kalmak gibi bir şey yoktu kafasında. Tekrarladığı bir sözü vardı, ‘siyaset kumanda ile yapılmaz’’. ifadelerinde bulundu.

 

Nezahat hanım kardeşi ile arasında geçen bir hatırayı şu şekilde Tba mikrofonuna anlattı:

 

Bir keresinde eve geldiği zaman canının sıkkın olduğunu gördüm. Hemen sordum ‘neyin var’ diye, karşılık olarak bana, ‘az önce bir arkadaşımı gördüm, bana neden Kerkük’te olduğum ve insanların Türkiye’ye gitmek için çabaladığını benim ise döndüğümü söyledi ve buna ilaveten delirdiğimi belirtti. Ben de ona, Kerkük’te hiçbir şey yapamasam bile Abu Oluk Türbesinde koruma adına muhafız olurum dedim’ dedi.  Daha sonra Necdet’in bu lafı üzerine arkadaşı da Türkiye’ye gitmekten vazgeçti.” 

 

necdet koçak ile ilgili görsel sonucu

 

Şehit Necdet Koçak’ın üzerine atılan suçlamaların yapıldığı süreçten bahseden Nezahat Koçak, “1 Mart günü Irak Emniyet ve İstihbarat güçleri tarafından Türkiye ile ilişkisi olma adı altında yakalandı. Birçok öğretmen arkadaşı vardı, özellikle üniversitede. Hepsi ona ‘git, kurtar kendini’ dedi fakat o ‘gitmeyeceğim ve Kerkük’te kalacağım’ dedi. Zaten Necdet 10 yıl Türkiye’de yaşamıştı.” şeklinde konuştu. 

 

Diğer taraftan Nezahat Koçak, şehit Necdet Koçak’ın idamından sonraki durumlarını  şu cümlelerle ifade etti: 

 

“Çok kara günler geçirdik. Her gün kapımıza güvenlikten geliyorlardı. Ben öğretmendim, atamamı kendi okulumdan alıp Tikrit’e gönderdiler. Evden çıktığımızda hemen evimize güvenlik dairesinden birileri gelirdi. 1 buçuk-2 sene Tikrit’te kaldıktan sonra emekliye ayrıldım. Daha sonra Kerkük’e döndüm, o dönem Kerkük’te kendi arabam vardı. Dönüşümden sonra güvenlik dairesinden geldiler ve Tikrit’ten arabayla nasıl döndüğümü soruyorlardı. Ailemizden diğer 3 kişiyi de oraya yolladılar. Çok rahatsız ediliyorduk, iki tane arabamız vardı, mecburen satmak zorunda kaldık. Kendi arabamı da sattım çünkü Necdet’in ölümünden bir yıl önce babam rahmetli arabada yanımda hayatını kaybetti, daha sonra kardeşim Necdet’in cenazesi aynı şekilde benim arabamla getirildi. Arabayı kullanırken bazen babam yanımdaymış gibi oluyordum, sonunda dayanamadım sattım.” 

 

Nezahat Hanım konuşmasının devamında, “Kardeşim Necdet kadar olmasa da daha fazla fedakarlık göstermelerini istiyorum. Parasal meseleleri bir tarafa atıp, durumu iyi anlayıp fedakarlık yapmaları lazım. Biz Necdet’i yakalanmasından sonra 10 ay görmedik. Daha sonra ziyaretine gittiğimizde bize vasiyeti, ‘Bayrağı elden salmasınlar’ oldu. Yola devam etmelerini söyledi.” diyerek Türkmen siyasetçiler ve halka seslendi. 

 

Nezahat Koçak sözlerini Necdet Koçak hapisteyken yaşadıkları bir anıyı anlatarak sonlandırdı:

 

Ben senin gibi birisini nasıl bulurum, nasıl bana bunu söyleyebiliyorsun?

 

Necdet eşine ‘sen daha gençsin, git evlen’ dedi, eşi Yugoslav Türküydü. Bu lafa karşılık olarak eşi, ‘ben senin gibi birisini nasıl bulurum, nasıl bana bunu söyleyebiliyorsun?’ ifadelerini kullandı. Kardeşim Necdet koçak asla kaçmadı, hatta o dönem Saddam, Necdet’i başka bir yere göndermek istiyordu. O, ‘eğer Necdet giderse Türkmen kalmaz’ diyordu ama kardeşim hep direndi ve kaldı.” 

 

 

 

 

Bir cevap yazın