Sanan Ahmet Ağa: Türkmen ve Türk Tek Milleti Temsil Eden İki İsimdir

Türkmen șahsiyet Sanan Ahmet Ağa, Türkiye’nin vazgeçilmez bir devlet olduğunu vurgulayarak, “Türkiye herhangi bir ülkede, herhangi bir millet haksızlığa uğruyorsa, o haksızlığa karşı gelip bertaraf etmek için imza atan ilk ülkelerden biridir.” dedi.

 

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Türkmen siyasiler ve ITC yetkilileri’nin yaptığı görüşmede Irak’a ilişkin genel konuları görüştüklerini belirten Sanan Ahmet Ağa, “Türkmenler nerede haksızlığa uğramışsa, tıpkı diğer milletleri destekleyip savundukları gibi Türkmenleri de destekleyip savunma sözünü verdiler.” şeklinde açıklama yaptı.

 

Sanan Ahmet Ağa, Türkmen halkının uygar bir millet olduğunu ve bu nedenle anayasaya bağlı olduklarını dile getirerek, “Irak’ı ayrı bir ülkeye veya Türkiye’ye bağlamak peşinde değiliz. Her zaman Irak’ın toprak bütünlüğünü savunduk.” ifadelerinde bulundu.

 

Eski Irak Türkmen Cephesi başkanı Sanan Ahmet Ağa, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Erbil’e ziyaretine ve Türkmenler ile ilgili son gelişmelere ilişkin Tba’nın sorularını yanıtladı.

 

Türkiye bölgede vazgeçilmez bir ülkedir

 

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun hem Bağdat hem Erbil’de Türkmen yetkili ve şahsiyetler ile bir araya gelmesi, ayrıca gerek Bağdat gerekse Erbil’de resmi, bir o kadar da samimi görüntüler vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Tabii ki öncelikle sağolsunlar, geldiler Türkmen kuruluşları ve sorumluları ile görüştüler. Zaten ziyaret etmesi gayet normal bir şey, çok şaşırılacak bir durum değil. Çünkü Türkiye bölgede vazgeçilmez bir ülkedir, üstelik Irak’la uzunca bir sınırı paylaşıyor. Tabii ki vazgeçilmez bir devlettir. Türkiye, uygar bir devlet olması hasebiyle omuzunda birkaç önemli görevi var, bunu daha önce de Birleşmiş Milletler’de dile getirdik. Türkiye herhangi bir ülkede, herhangi bir millet haksızlığa uğruyorsa, o haksızlığa karşı gelip bertaraf etmek için imza atan ilk ülkelerden biridir. Bu birinci nokta.

 

Irak’ın içerisinde bir problem olursa Türkiye’ye de sıçrayacağı için, Türkiye’nin bu problemlerden haberdar olması gerekiyor. Onun için Türkiye sadece Türkmenlerle değil, Araplarla, Kürtlerle ve Hristiyanlarla da samimiyet içerisindedir. Bizimle ise kan bağı var, bu da çok normal bir şey. Niye bizim için haram da başkası için helal olsun? Zaten biz bu ziyaretin geç bile kaldığını düşünüyoruz. Daha önceden gelmeleri gerekirdi.

 

Türkiye’nin politikası çok açık, öncelikle Irak toprağında gözü yoktur

 

Türkiye’nin politikası çok açık, öncelikle Irak toprağında gözü yoktur. İkincisi bütün Irak milletlerini barışa ve birbirini kabul etmeye davet ediyor. Türkiye, Irak’ta yatırım yapmak için 5 milyar dolar ayırdı, bu bakımdan da başta gelen ülkelerden biridir. Niye gelmesinler? Tabii ki gelmeleri çok normal.

 

Türkmen ve Türk tek milleti temsil eden iki isimdir ve aralarında hiçbir fark yoktur

 

Görüşmenizde ele aldığınız başlıca önemli konular neler oldu?

 

Tabii ki en önemli konular Irak çapında ele alınan konulardı, yatırımlar konusu, Irak’taki milletlerin birbirini kabul etmesi gibi noktalar görüşüldü. Türkmenler nerede haksızlığa uğramışsa, tıpkı diğer milletleri destekleyip savundukları gibi Türkmenleri de destekleyip savunma sözünü verdiler. Bu devlet olarak da üzerlerine düşen bir vazifedir. Kimse bunu neden yaptıklarını soramaz. Eğer soruyorlarsa, o zamam Türkiye bu kadar Suriyeli mülteciyi niye kucakladı? Türkiye’nin tavrı hep bellidir. Zaten bizim de Türk Dünyası ile bağımız var ve bunu kimse inkar edemez. Sümerler döneminden beri Irak’ta Türkler var. Türkmen ve Türk tek milleti temsil eden iki isimdir ve aralarında hiçbir fark yoktur.

 

Irak’ı ayrı bir ülkeye veya Türkiye’ye bağlamak peşinde değiliz. Her zaman Irak’ın toprak bütünlüğünü savunduk, milletin birbirini kabullenmesini savunduk

 

Biz uygar bir millet olduğumuz için anayasaya bağlıyız. Birleşmiş Milletler bu sınırları çizdi ve biz bu sınırlara bağlı kaldık. Irak’ı ayrı bir ülkeye veya Türkiye’ye bağlamak peşinde değiliz. Her zaman Irak’ın toprak bütünlüğünü, milletin birbirini kabullenmesini savunduk. Bunlar da uygar bir milletin düşüncesidir. Biz de her zaman bunları biliriz ve hiçbir zaman Irak Anayasası’na karşı gelmeyiz.

 

Şayet uluslararası sınırlar değişirse o zaman herkes konuşur, biz de o zaman Türkmen olarak nerdeyiz diye sorarız. Acaba 3-4 parçanın içinde mi bölüneceğiz? Yoksa biz tek parçada mı toplanacağız? Türkmen olarak bizim görüşümüz bütün coğrafyamızın tek parça kalması ve parçalanmamasından yana. Biz bu konuyu böyle görüyoruz ama başkaları farklı bir şekilde görüyorsa o da ayrı bir konu. Eğer uluslararası Irak’ı 3 bölgeye bölerse, o zaman Türkmen 3’e bölünür. Bir bölümü Telafer ve Musul, bir bölümü Tuzhurmatu ve Diyale bölgesine düşer, biz Erbil olarak bir bölgeye düşeriz. Eğer Kerkük özel bir bölge olursa o da başka bir bölgeye düşer. Biz Iraklı olarak, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Çünkü bizim görüşümüze göre parçalanmak zayıflıktır. Ama eğer ki uluslararası yeniden bir sınır çizmek isterse, Türkmenler olarak birkaç bölgeye dağılmak yerine tek bir bölgeyi isteriz. Projemize göre bir coğrafyanın içinde kalmak bizim için daha iyi olacaktır. Biz böyle görüyoruz, başkası nasıl görüyorsa kendisinin bileceği bir iştir.

 

Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Erşet Salihi, Cephe’nin 24. kuruluş yıl dönümünde ”büyük Türkmen kurultayı” yapma çağırısında bulundu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Bizim Erşet Bey’le görüşmemiz olmadı. Bu konuyu da konuşmadık, projesini de görmedik. Bu nedenle şimdi fikrimi söylemem doğru olmaz. Ama onunla görürşürsem, projesini görürsem, neden bunu düşündü, projesi nedir, stratejisi nedir, nasıl olur, bizim bunların üzerine konuşmamız lazım. Şimdi körü körüne nasıl fikir verebilir ve konuşabiliriz ki.

 

Eğer eşitlikten söz edersek Türkmenlere oluşum diye yaklaşılması ve hak verilmesi lazım

 

Bölgede kurulacak hükümette Türkmenlere bir bakanlık verileceğinden bahsediliyor. Sizce bakanlığın verilmesi ne kadar önemli?

 

Bunları hep dile getirdik, konu sadece bir bakanlığın verilmesi değil. Biz, bu bölgede vatandaşız ve vatandaş olduğumuz için eşit haklara sahibiz. Eşitlik bizim vatandaşlık hakkımız. Eğer eşitlikten söz edersek Türkmenlere oluşum diye yaklaşılması ve hak verilmesi lazım. Kotası var ya da bu kadar sandalyesi var gözüyle yaklaşılmaması gerekir.

 

Kürt kardeşlerimiz Bağdat’ta sandalye sayıları üzerinden imtiyaz almıyor, onlar oluşum veya halk olarak bu görevleri elde ediyorlar. Biz de burada halkız. Bundan dolayı bu noktada kimse bize bir sadaka vermiş olmuyor ki çıksın bize bir bakanlık versin. Bizim zaten daha önce 2 bakanlığımız vardı, 2004-2005 yıllarında Vedat Arslan Bey ve Abdullatif Benderoğlu Bey Türkmen bakanlardı. Biz zaman geçtikçe öne mi gideceğiz, geriye mi döneceğiz? En azından o 2 bakanlıktan aşağısı olmaması lazım. Bakan da zaten başbakanlığın kararlarını uygular.

 

Bizim oluşum veya halk diye bir temsilcimizin olması lazım. Nerede olur? Nasıl olur? Hangi seviyede olur? Bunları konuşmak lazım. Bize verilen görevin bizim müesseselerimize sahip çıkacak seviyede olması lazım. Bizim müesseselerimizin bugüne kadar sahibi yok, okullarımızın sahibi yok, derneklerimizin sahibi yok. Hepsi kurulmuş izni alınmış ama ondan sonra üzerinde çalışma olmamış. Nedeni nedir? Bildiğiniz gibi her şeyin hem maddi hem de manevi desteği olması gerekir. Ama biz bunu görmüyoruz.

 

Kimse Türkmenin bir çatı altında olmadığını ya da birbirine karşı olduğunu düşünmesin

 

Kimse Türkmenin bir çatı altında olmadığını ya da birbirine karşı olduğunu düşünmesin. Biz Türkmenlerin gerek ITC içerisinde gerek ITC dışında olsun vazgeçilmez ilkesi, Türkmen hakkını savunmaktır. Bizim derneklerimizde ve partilerimizde herkes kendi alanında Türkmenlerin haklarını savunmaktadır. Her bir tablo, her bir kuruluş Türkmen adını yazmış ise biz onu Türkmen olarak kabul ederiz, kabul etmemekte caiz değildir. Birisi ben Türkmenim derse ona kimse sen Türkmen değilsin diyebilir mi? Madem ki bayrak kaldırıyorsun, Türkmen hakkını savun. Savunmuyorsan da o da ayrı bir konu.

 

Onun için kurtuluş olarak siz de biliyorsunuz ve bunu çok dile getirdik, 11.11.1969’dan beri kurtuluş fikri ve ilkesi kurulması bize nasip oldu. O günden beri biz gönül bağı ile milli davamızı ve folklorümüzü savunuyoruz. Dilimiz, tarihimiz ve hakkımız neyse onu savunuruz. Aynı zamanda başka tarafları da kabul ederiz. İnsanların gönlünde yerimizi açarız. Onlar bizim haklarımıza engel olmasın diye ilk olarak biz onların hakkına engel olmayız. Biz onları kabul ederiz, ama onların da bizi biz olarak kabul etmesi gerekir.

 

Biz herkesle kardeşiz ama kimseye bağlı değiliz ve kimseye de bağlı olmamamız lazım

 

Biz herkesle kardeşiz ama kimseye bağlı değiliz ve kimseye de bağlı olmamamız lazım. Herkes bunu iyi bilsin, her kim bir bayrağı kaldırırsa ve liderlik idiasında bulunursa, özgür biri olması gerekir ve hiçbir güce tabi olmaması gerekir. Eğer tabi olursa o güç onun lideri olur ve o kişi bir milletin liderliğini hak etmez.

 

Haber: Ali Antar

Foto: Çoban Timur

 

 

Bir cevap yazın