Salihi’den KDP ve KYB’ye: Dikkat edin Kerkük ateşten bir şehir

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşet Salihi, uzun aradan sonra Tba’ya  konuştu.

 

ITC Başkanı Erşet Salihi görüşmede, Irak’ta ve Bölge’de yaşanan son siyasi gelişmelere ilişkin tüm sorularımızı yanıtladı.

 

 

Eskiden Kerkük’te bulunan sistemde vali Kürt, il meclisi başkanı Türkmen ve vali yardımcısı Araplardan seçilirdi. Şimdi Kürtler sistemin eskisi gibi devam etmesi için uğraşıyor. Peki Irak Türkmen Cephesi’nin bu konudaki tutumu nasıl olacak?

 

Biz bu işi bir siyasi ittifak olarak görüyoruz. Bu da neden oluyor? Irak’taki görev dağılımı nasıl hisseler şeklinde Şii, Sünni, Kürt, Türkmen ve dini azınlıklar arasında dağıtılıyorsa, Kerkük’teki durumun da bundan hiçbir farkı yoktur.

 

      14 vilayette Arap vali varsa, 3 vilayette Kürt vali varsa, bir vilayette Türkmen vali olmasının sanırım hiçbir sakıncası yoktur

 

Bir şehri sadece tek bir millet idare edecek diye bir şey yok. Bu ne zaman olur? Ne zaman ki Kerkük’te demokratik bir seçim olursa, o zaman çoğunluğu kazanan kişi vali olur. Ama Irak genelinde madem ki bir siyasi ve milli hak ve görev dağılımı var, madem ki her şey ittifaklara göre yapılıyor, Kerkük Valisi’nin de Türkmen olması normaldir. Bugün KYB başında olan kişi 19 milletvekili ile Cumhurbaşkanlığını alıyorsa, Kerkük’te Irak’ın milletler bakımından çeşit barındıran bir şehri olarak aynı şekilde olabilir. 14 vilayette Arap vali varsa, 3 vilayette Kürt vali varsa, bir vilayette Türkmen vali olmasının sanırım hiçbir sakıncası yoktur diye düşünüyoruz. Bu da Türkmenler için bir siyasi hak olur.

 

 

           Biz valinin Türkmen olmasını bir siyasi hak olarak görüyoruz

 

İki tür hak vardır; birincisi seçimle elde edilen haklar, ikincisi ise siyasi ve milli haklar. Biz valinin Türkmen olmasını bir siyasi hak olarak görüyoruz. Ama kesinlikle Kürtlerin arasında olan sorunlar, bu hususta bir anlaşmazlık yaratmaktadır. Bunu birçok kez kendilerine söyledik. Bununla ilintili kendilerine söyleyecek birçok sözümüz de olacaktır.

 

Görülen o ki Irak Türkmen Cephesi Kerkük Valisi’nin Türkmen olması hakkında ısrarcı. Eğer ki Cephe’nin isteği yerine getirilmezse, ITC’nin nasıl bir tepkisi olacaktır?

 

Kerkü’teki durum başka vilayetlerden farklıdır. Kerkük şimdiye kadar 71. Koalisyon Otoritesi Kanunu Bremer Kanunu ile idare ediliyor. Diğer illerde ise iller yasasıyla ilgili 21. Kanun Yasası uygulanmaktadır. Bu şekilde burada idari ve diğer açılardan özel kararlar alınması ve özel yöntemler kulanılmasının bir sakıncası yoktur. Biz her 2 Kürt partisine de bunu söyledik, herkes kendi hakkını talep edebilir ve biz Kerkük Valisi görevini siyasi bir hak olarak talep ediyoruz. Eğer olmazsa da bu hususta farklı projeler de mevcut.

 

Vali seçimi halk tarafından yapılabilir

 

Komşu ülkelerimizde vali milletten seçilir. Eğer biz Kerkük’teki bu durumu çözmek için Irak Parlamentosu’ndan bir karar çıkartmış olursak, bu döenem seçimlere kadar meclis dondurulur, çünkü KDP’nin meclis üyeleri buradaki  görevlerinin başına dönemiyor. KYB’nin meclis üyelerinin de şu anda dönme imkanı yok. Burada meclis kendi kendini dondurursa, Irak Parlamentosu bir karar alır ve vali millet içerisinden seçilir. Anayasaya aykırı olan bu maddenin bir çözüm yolu bulunmalıdır. 21. Maddeye göre vali meclisten seçilmelidir. Madem 21. Madde Kerkük’ü kapsamıyor, vali seçimi halk tarafından yapılabilir.

 

Bizim görüşümüz; 3 tane vali adayı verilmesi yönünde, bir Türkmen, bir Arap, bir de Kürt. Bu adayların da özellikleri olsun, siyasi partilerden olmasınlar, bağımsız olsunlar, hukuk adamı veya savcı olursa daha uygun olur ve millet bunlardan birini seçsin. Eğer isterlerse Kürtler ve Araplar kendi aralarında anlaşıp bir aday üzerinde durabilirler, isterlerse de Türkmen ve Araplar bir olup, bir aday üzerinde durabilirler. Kerkük için yeni bir yol haritası çizilmesi gerekmektedir ve bu da bizim projelerimizden biridir.

 

Irak Hükümeti kurulma aşamasında ve Türkmenler şu ana kadar hiçbir görev almamış durumda. Türkmenlerin kurulacak yeni hükümette yer alma umudu var mı?

 

Bilindiği gibi seçimleri kazanan taraflar hükmet kabinesini oluştururlar. Sadece Türkmenler içinde seçim baz alınmamaktadır. Şahsi çıkarlar için, bazen herkes kendini bir temsilci olarak görmektedir. Temsilciyim demekle milletin temsilcisi olunmaz. Bir liste, oy kazanarak ve milletin güvenini elde ederek temsilci olur. Bu, Irak Türkmen Cephesi’nin, bizim söylemimiz değildir. Siz bir basın mensubu olarak Irak’ın güneyine gidin, batısına gidin, Irak’ın kuzeyine gidin ve bir araştırma yapın. Herkese “Türkmenleri kim temsil eder” diye de bir soru yöneltin. Eğer hepsi “Irak Türkmen Cephesi Türkmenlerin temsilcisidir” demezse, demek ki bizim sözümüzde bir eksiklik var.

 

    Türkmenlerin en önemli temsilcisi olan Cephe’nin bakanlıklarda ve cumhurbaşkanı yardımcılığında yer alması gerekir

 

Komşu ülkeler nezdinde, Avrupa ve Amerika’da tespit edilmiş bir Irak Türkmen Cephesi var, Türkmenlerin tek temsilcisi demiyeceğim ama Türkmenlerin en önemli temsilcisi olan Cephe’nin bakanlıklarda ve cumhurbaşkanı yardımcılığında yer alması gerekir. Maalesef bunun karşısında duran bazı Türkmen siyasileri ve taraflar oldu. “Irak Türkmen Cephesi’ne verilmesin de kime verilirse verilsin. Bir bayan gelsin ya da bir kukla Türkmen gelsin” gibi sözler kullandılar. İşte bu davamıza zarar verdi ve Bağdat’ta Türkmenlere karşı bir soru işareti oluşmasına neden oldu. Sanki Türkmenler bir değiller gibi lanse edildi. Aslında Türkmen’e bu görevleri vermek istemeyen taraflar bunu bir bahane olarak ellerinde tutuyorlar. Buna ilaveten, eğer KYB’nin önde gelen bir ismi cumhurbaşkanı oluyorsa, KDP’nin önde gelen bir ismi başbakan yardımcısı ve maliye bakanı oluyorsa, peki neden Irak Türkmen Cephesi’nin verdiği aday cumhurbaşkanı yardımcısı olmasın, ya da bakan olmasın. Biz bu konuda çekincemizi bıraktık, seçimlerde kazananın en iyi şekilde temsil edilmesi lazım, bu da hala devam etmektedir ve hala ümitliyiz. Özellikle son dönemde 8 Türkmen milletvekili Irak Türkmen Cephesi’nden bir adayın bakanlık alması için anlaşıp, ilgili makama sundular.

 

  Liderler toplantısına Irak Türkmen Cephesi’nin katılımı, Türkmenleri temsil ettiği anlamına gelir

 

Geçen süreçte bir dizi görüşmeler yapmıştınız. Görüştüğünüz kişiler arasında Cumhurbaşkanı Berhem Salih de var. Bu görüşmelerin herhangi bir olumlu veya olumsuz geri dönüşü oldu mu?

 

Liderler toplantısına Irak Türkmen Cephesi’nin katılımı, Türkmen Cephesi’nin Irak Türkmenlerini temsil ettiği anlamına gelir. Sayın Berhem Salih’in toplantısında önem taşıyan noktalar oldu. KDP’yi temsilen Sayın Hoşyar Zebari gelmişti. KYB’den ise Kosrat Resul Ali gelmişti. O toplantıda masaya yatırılan konular arasında önemli meselelerden biri, o toplantıda gündem olmayan Kerkük ve üzerine anlaşma sağlanmayan bölgeler meselesinin Hoşyar Zebari tarafından gündeme getirilmesi oldu. Onlara cevabı veren ise biz olduk.

 

 Kerkük sorunu Kerküklülerin, yani Türkmen, Arap ve Kürtlerin arasında çözülür

 

Bizim hiçbir şekilde bu gibi konuların konuşulmasına itirazımız yok, ancak biz her iki Kürt partisine de bunu söylüyoruz. 16 Ekim’den önce Kerkük’te normal bir yapı yoktu, durum tamamen anormaldi. 16 Ekim’den sonra oluşan durum ise normal bir durumdur. 16 Ekim’den önce savcılık, adalet ve emniyet güçleri hepsi Kürt siyasi partilerin elindeydi, ama 16 Ekim’den sonra bunlar tamamen değişti. Savcılık, adalet bağımsız bir şekilde insanlara davranıyor. 16 Ekim’den önce suikastler, kaçırma olayları ve asayiş güçlerinin attığı yanlış adımlar herkesçe bilindi. Ama 16 Ekim’den sonra durumların normale döndüğünü gördük. Böylece bu cevabı o toplantıda da aynı şekilde kendilerine illettik. Buna ilaveten biz Türkmenler olarak her türlü toplantıya, uzlaşıya, anlaşmaya hazırız, yeter ki şart koşmadan oturulsun. Biz her zaman, “Kerkük sorunu Kerküklülerin, yani Türkmen, Arap ve Kürtlerin arasında çözülür.” diyoruz. O anlaşmayı yapanlar burada da gelip bize, biz bunun üzerine anlaştık demeleri lazım. Ama Erbil’den ve Süleymaniye’den bizim üzerimize emrivaki siyaset dayatılırsa, biz de açıkça bunun çözüm olmayacağını ifade ediyoruz. Bunları da Cumhurbaşkanı ile yaptığımız toplantıda açık bir şekilde vurguladık.

 

      KYB ile KDP, kendi aralarında Kerkük’ü siyasi manevra olarak kullanmaktan vazgeçsin

 

Biz Erbil ve Süleymaniye’deki parti ve tarafları tenzih ediyoruz, Kerkük’te yeni bir kriz yaratmaktan uzak dursunlar ve Yurtseverler Birliği (KYB) ile Demokrat Parti (KDP), kendi aralarında Kerkük’ü siyasi menevra olarak kullanmaktan vazgeçsin. Kerkük ateşten bir şehirdir. Ona karşı temkinli davranmak gerekir aksi halde Bölge Yönetimine bile sıçrayacak.

 

Kerkük’teki yerel hükümeti oluşturma ve vali tayin edilmesini, Bölgesel Hükümet’in oluşmasındaki gidişata bağlamaktan vazgeçsinler

 

Tekrarlıyorum, Kerkük’e hassas ve temkinli muamele gösterilmeli. KYB ve KDP’ye önerimiz, Kerkük’teki yerel hükümeti oluşturma ve vali tayin edilmesini, Bölgesel Hükümet’in oluşmasındaki gidişata bağlamaktan vazgeçsinler.

 

     Bugüne kadar hiçbir Türkmen partisinin başka bir Türkmen partisini silahla vurduğunu görmedim

 

O toplantıdan sonra Türkmen Koordinasyon Heyeti olarak, eşgüdümlü bir biçimde Birleşmiş Milletler heyeti ile buluştuk. Onlara da Türkmenlerin konularda hemfikir olduğunu gösterdik. Onlar Türkmen partileri dağınık diyor olabilirler ama ben bugüne kadar hiçbir Türkmen partisinin başka bir Türkmen partisini silahla vurduğunu görmedim. Bugün Şiiler herkesten fazla dağınıklar. Kürtler zaten şimdi 3 bölge halindeler, biri Erbil bölgesi, ikincisi Süleymaniye bölgesi ve üçüncü bölge de Germiyan bölgesi. Üç bölge haline gelen Kuzey Irak var. Siyasi partileri de büyük bir çekişme içerisinde, ama Türkmenlerde böyle bir şey yok. Türkmenler şu anda tek kelime üzerinde anlaşmış durumdalar.

 

Özellikle son eşgüdüm toplantısında Türkmen belgesi yayımlandı, o da Birleşmiş Milletler Temsilciliğinin çatısı altında oldu ve bunun da bir meşruluğu var. Nasıl ki Kuzey Irak’ta Kürtlerin bir meşruluğu varsa, burada da ayrı partilerden olan Türkmenlerin de bir meşruluğu var. Çünkü Irak içinde, Irak ve Birleşmiş Milletler bayrağı altında bunlar gerçekleşti.

 

Ana projemiz Telafer’in, Tuzhurmatu’nun il olması, Kerkük’ün özel federeye gitmesi. Kuzey Irak’taki Türkmenlerin yani Erbil, Süleymaniye, Duhok ve Kifri’de olan Türkmenlerin Kuzey Irak Hükümeti’nin içinde ikinci millet olarak haklarını kesinlikle kazanması gerekmektedir ve bunu biz açık ve net bir şekilde dile getiriyoruz.

 

     Biz de Kürtlerin içinde kukla Kürt partiler yaratabiliriz

 

IKBY’de kurulacak hükümet kabinesinde, Türkmenlere tahsis edilen  beş kotadan birisine IKBY Parlamento Başkanı İkinci Yardımcılığı verildi. Irak Türkmen Cephesi’nin şu ana kadar yeni kabineye hiçbir katılımı görünmüyor. ITC’ye bir bakanlık verileceğinden bahsediliyor. Eğer ki bakanlık verilmezse Cephe’nin tutumu ne olur?

 

Özellikle Kuzey Irak Yönetimi’nin en önemli faktörü KDP’dir. Biz ciddi bir şekilde KDP’yi takip ediyoruz, niyetlerinin nasıl olduğunun takibindeyiz. Eğer ki o eski düşüncelerinde kalmışlarsa ve hala Türkmenler adına kukla insanlar yaratıyorlar ise, bizim onlarla aynı masanın başında oturmamızın bir anlamı olmaz. Biz de Kürtlerin içinde kukla Kürt partiler yaratabiliriz,  buna da kabilyetimiz var ama biz bunu yapmayız. Kürtlerin hakiki temsilcisi kim ise onunla masaya otururuz. Bugün mademki Irak Türkmen Cephesi kendisini ispat eden Türkmenlerin meşru temsilcisidir, biz oradaki kardeşlerimize kukla Türkmenler yaratmaktan vazgeçin diyoruz. Bırakın Türkmenler kendi temsilcilerini seçsinler, Türkmenler kendi temsilcilerini seçtiği zaman sonuçlar daha başarılı olur. Onun için kurulan yeni hükümetin içinde Türkmenler yer almak istiyor. Bize gelen bazı teklifler var. Sayın Hoşyar Zebari’nin Erbil’de bize yaptığı ziyarette bazı teklifleri olmuştu. Biz de o tekliflerin bizim üzerimize şart değil de Irak Türkmen Cephesi’nin doğal hakkı olarak, milletin meşru temsilcisi olarak bir bakanlık, bağımsız heyetler ve diğer kurumların içinde yer almasına talibiz.

 

Tba- Kerkük

Röp: Ali Antar / Foto: Ali Salim

Bir cevap yazın