Riyaz Sarıkahya: Türkmenler ile Kürtler arasında siyasi bir ittifak kurulması lazım

Türkmeneli Partisi Başkanı Riyaz Sarıkahya, Kerkük’te yaşanan son siyasi durum, yüzde 32’lik sistem ve Türkmenlerin yönetimde yer almak istemelerine ilişkin Tba’nın sorularını cevapladı.

 

“Maalesef Kürt idaresi Kerkük’te taraflı bir şekilde davrandı”

 

Türkmenler açısından Kerkük ne durumda?

 

2003’ten sonra Amerikalılar Irak’a girdikten hemen sonra Kerkük idaresini Kürt kardeşlerimize verdiler. Bu tarihten önce Kürtler Kerkük’te kontrolü sağlayamamışlardı ama bu tarihten sonra bu gerçekleşti. Maalesef Kürt idaresi Kerkük’te taraflı bir şekilde davrandı. Kendilerine yakın kişilere post ve makam verdiler fakat Türkmenleri göz ardı ettiler. Zaten Türkmenler zamanında çok baskıya uğramıştı ve aynı zamanda göz ardı edilmişti. Yani Saddam döneminde de zaten Türkmenler yönetimden uzaklaştırılmışlardı. 2003’te Saddam’ın devrilmesinden sonra belki Türkmenler de yönetime eşlik eder ve kendi topraklarında söz sahibi olurlar diye içimizde bir umut doğdu, çünkü Kerkük Türkmen özelliği olan bir şehir. En azından Türkmenlerin yönetimde ortak olacaklarını düşünmüştük. Fakat Amerika il meclisi ve valiliği Kürtlerden oluşturduğu için yönetim Kürt kardeşlerimize devredildi.

 

“Kürtler yönetimindeki Kerkük’te son zamanlarda ciddi bir çeteleşme oldu”

 

O dönem fazla da bir tepki vermedik, fakat başarısız bir yönetim sergilediler ve Saddam’ın zamanındaki haksızlıklara devam ettiler. Ayrıca yeni yeni haksızlıklar da yaptılar. En azından Saddam döneminde istikrarlı bir durum vardı. Evet siyasi açıdan gene haksızlıklar vardı ama sıradan bir vatandaş sokağa çıktığı zaman herhangi bir çeteyle karşılaşmıyordu. Kürtler yönetimindeki Kerkük’te son zamanlarda ciddi bir çeteleşme oldu. Ayrıca buradaki Kürt partilerin yetkilileri genel merkezlerine çok bağlı kalmıyorlardı. Örnek olarak KYB Süleymaniye’nin siyaseti ile paralel olarak hareket etmiyordu. Talabani ile görüştüğümüz zaman onun Türkmenlere bakışının çok iyi olduğunu görüyorduk. Ayrıca Süleymaniye’de de birçok KYB yetkilisi de Türkmen ortaklığını kabul ediyordu. Fakat Kerkük’te bulunan marjinal bir grup şehrin hayrını ve avantajını üzerlerine aldıkları için Türkmenleri bertaraf ettiler ve zaman zaman çeteler yolu ile üst makam sahibi olan Türkmenleri tehdit ettiler veya işkence yaptılar. Ayrıca birçok insanımızı öldürdüler. Bazılarını para vermek zorunda bıraktılar. Halkı genel olarak korumadılar.

 

“İyi pozisyonda bulunan insanlarımızı öldürerek, onun yerine başkasının gelmesi için yol açtılar”

 

Şehir idaresi, kurulan çetelere göz yumdu ve kurulan çeteleri Türkmenlerin üzerine saldılar. Dikkat ederseniz Arap veya Kürt iş adamları kaçırılmadı. Buna karşın birçok Türkmen iş adamı kaçırıldı. Açıkça yönetim bu duruma göz yumdu. Bu cinayetleri işleyenlerden hiçbiri yakalanamadı. İyi pozisyonda bulunan insanlarımızı öldürerek, onun yerine başkasının gelmesi için yol açtılar. Genel olarak Kerkük’te KDP yönetimde hakim değil. Buna binayen de buradaki yerel hükümette de pek yoktu. Bunlar yaşanırken KYB ile temasa geçtik konuştuk ve yüzde 32’yi esas alarak ortak bir yönetim kurulmasını talep ettik. Talabani zamanında kendisi de bunu istiyordu. Onun partisine mensub Kerkük’teki yetkililer, Talabani’nin Kerkük hakkında kurduğu yol haritası ve ideolojisini benimseyemediler. Buradan belirtmek isterim ki Kürtler bizim kardeşimizdir. Birçok ortak değere sahibiz. Kerkük’te bulunan birçok ailenin bir tarafı Türkmen diğeri ise Kürt’tür. Benim kendi ailemde de Kürt akrabalarım var. Aynı şekilde Kürtlerde de Türkmenler var. Talabani hep ‘benim annem Türkmen’ derdi.

 

“İhlallerin yapıldığı toprakların birçoğu Türkmenlere ait”

 

Kerkük’te Kürtçülük adı ile ticaret yapıldı. Halbuki Kerkük’teki Kürtlerin de durumu perişan. Dünya kadar sıkıntılar var. Fakat bu bahsettiğim grup sürekli olarak Kerkük’te Kürtçülüğü beslediler. Buna karşı adil olamadılar ve insanımıza hizmete veremediler. Kendi tahtlarını güçlendirmek için çalıştılar. Dikkat ederseniz bir anda şehri terkettiler ve Kerkük’teki Kürt halkımız öylece kaldı. Hamdolsun ki Kerkük’te sağlam bir sosyal yapı bulunuyor. Halk, bu olaylardan sonra karşı karşıya kalmadı. Ne Türkmen ne Kürt ne de Arap birbirlerine karşı olmadılar ve çatışma yaşanmadı. Bizim sıkıntımız sosyal yönden değil, siyasi yönden. Türkmenlerin geçmişte kalan siyasi sıkıntıları var. Bu sıkıntılar Saddam döneminden başladı, Amerikalılar döneminde de devam etti. Şu anda Kerkük hükümeti ne elektrik ne de düzgün hizmet sağlayabiliyor. Necmeddin Kerim döneminde var olan toprak sorunları (ihlalleri) şimdi de aynı şekilde devam ediyor. O zaman ihlaller Kürt partiler himayesinde yapılıyordu, şu anda bazı Arap yetkililerin himayesinde yapılıyor. İhlallerin yapıldığı toprakların birçoğu Türkmenlere ait.

 

“İsteğimiz, bu toprakların yönetiminde ortak olmak”

 

Türkmenler şimdi Kerkük’te ne olmasını istiyor?

 

Biz bin senedir bu topraklarda yaşıyoruz. İsteğimiz, bu toprakların yönetiminde ortak olmak. Esas olarak bu topraklar iyi yönetilirse zaten yönetime ortak olmak istemeyiz. Gidin bakın Kerkük’teki hemen hemen bütün sektörlerde sıkıntılar var. Devlete ait kurumlar, devlet dairesi olmaktan çıkmış durumda. Sıkıntılı bir dönem geçiriyor. Polis güçlerine siyaset karışmış durumda. Burada da polis olmayan güçler çoğaldı.

 

“Yerel Kerkük polisinin oluşumu yüzde 32 çerçevesinde olmalı”

 

Geçmişte, asayiş, peşmerge ve Kürt siyasi partilerin himayesinde bulunan şahsi çeteler vardı. Kerkük’te sadece polisin olmasını istiyoruz, o da Kerkük yerel polisi. Askerlerin şehir dışına çekilmesini istiyoruz. Tabii ki yerel Kerkük polisinin oluşumu yüzde 32 çerçevesinde olmalı. Bu konuda geçmişte Kerkük’te bulunan bütün vazifeler için yüzde 32 temeline göre dağıtım kararı vardı. Bundan bir sene önce eski Başbakan Abadi de aynı şeyi tekrarlamıştı, fakat uygulamaya geçilemedi. Bağdat’ın da kendi meseleleri ve sıkıntılarından dolayı Kerkük’ten haberi yok. Hiçbir şeyi tam olarak yürürlüğe koymuyor.

 

“Eğer ki Vali Kerkük’te ortak yönetim kurmak istiyorsa, ilk olarak kendi binasından başlamalı”

 

Eski vali Necmeddin Kerim katıldığı bir programda, sizin isminizi zikrederek Türkmenlerin zor durumda olduğunu söyledi. Kerim’le görüşmeniz oldu mu?

 

Görevden ayrılmasından sonra onunla herhangi bir görüşmem olmadı. Necmeddin Bey’in benim hakkımda dediklerini basına söylemiştim. Orada dedim ki sıkıntılar Türkmenler için devam ediyor. Örnek olarak Kerkük vilayet binasında 26 tane personel bulunuyor. Bunlardan sadece bir tanesi Türkmen. Eğer ki Vali Kerkük’te ortak yönetim kurmak istiyorsa, ilk olarak kendi binasından başlamalı. Eğer kendi bürosunda 26 personelden birisi Türkmen ise, bunun anlamı ortak yönetime kendisinin de inanmamış olması. Aynı zamanda Kürt sayısı da Necmeddin Kerim zamanından daha az. Onun dönemi çok farklıydı ve gene Türkmenlerin sayısı azdı. Bu doğru bir şey değil.

 

“Türkmenler ile Kürtler arasında siyasi bir ittifak kurulması lazım”

 

İstiyoruz ki yüzde 32 temeli baz alınarak sistemimizi kuralım. Kerkük çok yorgun. Hükümetler hizmet esasına göre kurulur. Kerkük, iki-üç sokak ve caddesi hariç harabeye dönmüş bir köyü andırıyor ve yaşanılacak bir şehir değil. Şehirde her şey felç olmuş durumda. Önce emniyet sağlanmalı. Ayrıca vali makamının dönüşümlü olmasını istiyoruz. Yani Türkmen, Kürt ve Araplar 2’şer yıl bu görevi üstlensinler. Biz Kürt ve Araplara karşı değiliz. Fakat Türkmenler ile Kürtler arasında siyasi bir ittifak kurulması lazım.

 

Şu anda Kürt partiler kendi içinde kaos yaşıyor. KYB ve KDP’nin kendi içinde sıkıntıları var. Diğer Kürt partiler de buna tabi ve herhangi bir etkinlikleri yok. Kürtlerin kendi siyasi sahalarını düzenlemeleri gerekir. Erbil’e geldiğim zaman Kemal Kerküklü ile görüştüm ve ona onları Kerkük’te görmek istediğimizi ilettim. Ayrıca KDP Kerkük’te olmadığı için Kürt siyasi taraflar ile bir anlaşmaya varamıyoruz. Çünkü Kürtlerle anlaşma yaptığın zaman en azından KYB ve KDP’nin işin içerisinde olması lazım. Şu anda yaptığımız ziyaretler ve anlaşmalar ikili ilişkiler çerçevesine giriyor. Türkmenlerin bu iki parti ile anlaşması gerekiyor. Şu anda Kerkük’te 5 tane Türkmen parti bulunuyor. Ayrıca Kürtlerin de 5-6 siyasi partileri bulunuyor. Her iki tarafın partiler arasında ortak bir komisyon kurması lazım. Arapların da 5-6 partisi bulunuyor, onların da aynı şekilde komisyon kurması lazım. Komisyonların kurulmasından sonra her üç tarafın siyasi ittifaka varması gerekir. Bu ittifakın valiliği ve il meclisini görevlendirmesi gerekmektedir. Kerkük’te il meclisi var fakat 10 sene içerisinde 10 tane toplantı yapmamıştır. Hasan Turan’ın ayrılmasından sonra son 5 senede herhangi bir iş yapamadı. Şu anda il meclisi felç edilmiş durumda. Başkanı da burada değil ve mahkemeden karar çıktı ki daha il meclisi başkanının kazanıp kazanmadığı belli değil.  İl meclisini tekrardan canlandırmak gerekiyor. Ondan sonra da il meclisinin emirleri altında çalışan bir vali tayin etmek gerekiyor.

 

“Kerkük Bölgesi projesi tek çare”

 

Necmeddin Bey kararları bir diktatör gibi alıyordu. İl meclisini bertaraf etmişti fakat sonunda fazla sorumluluk altında kaldı ve aynı zamanda Kerkük’e iyi bir hizmeti olamadı. İlk göreve başladığı zaman ben şahsi olarak kendisinden çok umutluydum. O da aynı şekilde “Kerkük Bölgesi”ni düşünüyordu. Zamanında birçok kez onunla görüştüm ve “Kerkük Bölgesi” projesini hayata geçirmesini söyledim çünkü bu tek çare. Kerkük il olarak ilerleyemiyor. Biz, “Gelin yüzde 32 temelli bir bölge kuralım, bölge başkanlığı görevini 2’şer sene olmak üzere Türkmen, Kürt ve Araplar arasında bölüştürelim” dedik. Tabii parlamento başkanı ve başbakanlık görevlerini de aynı şekilde yapmalıyız. Necmeddin Bey bunu destekliyordu hatta bir iki basın açıklaması da yaptı. Son açıklamasında da bunu istediğini söyledi. Zamanında Kürt partiler ve en fazla da KYB Necmeddin Bey’i uyardı. Yapılan ağır baskı sonucu geri adım attı. Maalesef projeyi iyi bir şekilde anlatamadı ve baskıya maruz kaldı. Necmeddin Kerim’de tim çalışması yoktu, her zaman tek başına çalışmak istiyordu. Eğer iyi bir şekilde çalışabilseydi, Kürtlerin bir bölümünü ikna edebilirdi. Yine şunu söylemek istiyorum, eğer ki Necmeddin Bey veya herhangi bir Kürt partisi “Kerkük Bölgesi” projesinin hayata geçirilmesini istiyorsa biz onlarla oturmaya hazırız.

 

“Kerkük Bölgesi, projesini Türkmenler sundu, daha gerçekçi olmak gerekirse bizim partimiz hazırladı”

 

“Kerkük Bölgesi” projesi artık bazı Kürt partiler tarafından da savunuluyor. Türkmenler bu konuda ne düşünüyor?

 

2006 yılında, Irak Anayasası daha yeni kabul edilmişti, “Kerkük Bölgesi” projesini Türkmenler sundu, daha gerçekçi olmak gerekirse bizim partimiz hazırladı. Zaten bunu Kürt tarafları da biliyor ve buna şahit. Bu projeyi Kerkük İl Meclisi’nde bulunan 15 tane Türkmen, Arap ve Kürt üyeleri onayladı ve imza attı. Sonra da Bağdat’a gönderildi fakat orada Kürtler bu projeyi askıya aldılar. O dönem projeyi Bağdat da istiyordu fakat Kürtler 140. Madde’ye tabi olmasından dolayı askıya aldılar. Buna rağmen Kerkük, ne zaman karar verirse bölge (iklim) olabilir. Bunun gerçekleşmesi için referandum yapılması lazım.

 

O olaydan sonra Kürt partilerle görüşmeler yaptık. Aslında Talabani buna karşı değildi. Bu konu hakkında da ”neden olmasın” demişti. Kürt halkı da bunu istiyordu fakat Kürt partiler o tarihte bu projeyi istemediler. Burada bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bizim Türkmen medyamız her zaman zayıftı, keza şimdi de öyle maalesef. O dönem medya organları halka Türkmeneli Partisi’nden çıkan bölge projesini aslında Kürdistan’a bağlanma niyetli gibi aktardılar. Halbuki bölge (iklim) olma anayasada verilen bir hak, Basra, Musul ve Selahaddin de iklim olmak istiyor. Bu suç değilki, anayasal bir hak. Maalesef halkımız anayasa hakkında pek bilgi sahibi değil, fakat şunu söylemek istiyorum, şu anda Irak Anayasası çok iyi bir anayasa. 5 sayfalık anayasayı ne gazetecilerimiz, ne hukukçularımız okuyor. Siyasilerimizden de çok azı okumuştur. Siyasetçiler de okudukları zaman işine gelen bölümlerin mealini kullanıyor. Bölge meselesi üzerinde bir cehalet olayı var.

 

“Bağdat, illeri ve özellikle Kerkük’ü idare edemiyor”

 

Yapılan bütün konferanslarda “Kerkük Bölgesi” projesini destekledik. Ondan dolayı bu proje artık sadece Türkmeneli partisinin değil, Türkmenlerin veya sadece Arapların ya da Kürtlerin değil. Bütün Kerküklülerin projesidir. Necmeddin Kerim de belirtti ve bu projenin Kerküklülerin projesi olduğunu vurguladı, bu konuda doğru söylüyor. Zamanında bize KYB’den heyetler geldi ve onlar da “Kerkük Bölgesi” kurulmasını istiyorlardı fakat zamanının gelmesini bekleyin dediler. Burada asıl konu şu; halk istiyor, Bağdat, İran, Türkiye ve Amerika razı ayrıca kimse itiraz da etmiyor fakat projeyi üstlenen yok. Tabii ki kabul etmek ve razı olmak ayrı bir şey, üstlenmek ayrı. Bir tarafın bu konuda inisiyatifi alıp tarafların toparlanmasını sağlaması lazım. Böylece talep Bağdat’a iletilir, referandum yapılır ve 6 ay sonra “Kerkük Bölgesi” ilan edilir. Böylece buradaki sıkıntılarımız çözüme kavuşur. Şu anda bir polis müdürünü bir karakoldan bir diğerine nakletmek için Bağdat’tan yazı bekliyoruz. Herhangi bir alt kademe elemanı işe almak için Bağdat’tan onay gelmesi bekleniyor. Bu onay yıllar sürüyor ve bazen gelmiyor. Zaten Bağdat şu anda felç olmuş durumda. Burada bilerek yapılan bir şey yok, fakat Bağdat, illeri ve özellikle Kerkük’ü idare edemiyor. Eğer Kerkük bölgeye çevirilirse, kendi parlamentosu ve hükümetine sahip olursa sıkıntıları hallolur. Bakın Erbil, Bölge’ye (iklim) tabi olduğu için kalkındı. Eğer Erbil, Bağdat’a bağlı olsaydı kalkınamazdı. Bu süre zarfında Kerküklülere bölge olmamızı anlattık ve bunun Kerkük halkının çıkarına olduğunu söyledik.

 

Valinin KYB’den olması, bağımsız olması konusunda KDP ve KYB arasında hala bir tartışma sürüyor. Türkmenler için hangisi daha iyi?

 

Kerkük’te etniksel bir problem var. Araplar senelerce valilik makamını yürüttüler. Şu anda da vali Arap milletine mensup. Bu görevi daha önce 13-14 sene Kürtler yürüttüler. Bundan dolayı 2 yıl için Türkmenlerin valilik makamını almasını istiyoruz. İlk olarak siyasi bir ittifak yapalım, bu ittifak içerisinde Türkmen’in verdiği adayın Kürt ve Araplara göre makbul bir kişi olması lazım. Aynı şekilde Kürtlerin de adayı Türkmen ve Araplar için makbul bir kişi olması lazım. Bizim partilere karşı herhangi bir itirazımız yok, yani KDP, KYB veya bağımsız da olabilir, fakat önerilen kişi Kerkük ruhunu taşıyan birisi olmalıdır. En azından 3 lisan bilmesi lazım ve Kerkük’ün içinden olması çok önemli.

 

Eskiden Kerkük’te valilik görevini yapmış olan Abdurahman Mustafa, hala halk tarafından seviliyor. Türkmen, Kürt ve Araplar tarafından makbul birisi, geçenlerde bir yetkili eğer o aday olursa siz kimi aday göstermek istersiniz diye sormuştu. Biz karşılık olarak aday çıkarmayacağımızı ve onu destekleyeceğimizi söyledik. Bu konuda şahıs çok önemli. Necmeddin Kerim ilk seneler görevinde iyiydi fakat sonradan etrafında oluşan zümreden dolayı her şeyi kendilerine mal ettiler. Biz yasaların uygulanmasını istiyoruz.

 

Vali, asıl olarak hizmet elemanı ve şehre hizmet eden bir şahıs. Bu iş sadece KYB ile olmuyor. Bu işin içerisinde KDP’nin de olması gerekiyor. KDP’nin üyeleri mecliste sayıca çok. Örgütlenme açısında KYB daha etkili olabilir fakat il meclisinde bu durum biraz farklı. Bunlarla birlikte oturup Kerkük İl Meclisi’ni tekrardan işlevsel hale getirebiliriz. Fakat biz valilik makamının dönüşümlü olmasını sitiyoruz. Yani 2’şer sene olmak suretiyle Türkmen, Kürt ve Araplar arasında sıralansın. Bu sıralamaya da Türkmenden başlanmasını istiyoruz çünkü geçmişte onları denedik. Şu anda Kürt partileri daha bir araya gelmeye hazır değiller. Önce bir araya gelip komisyon kurulması lazım. Sonra Türkmenler ve Arapların da 3 kişilik komisyonlar kurması gerekiyor. Aslında biz seçim yasası ile ilgili de bazı  ittifaklar ve anlaşmalar yapabiliriz, çünkü mevcut seçim yasası sıkıntılı. Bunu iki genel liste haline getirebiliriz. Böylelikle listeler de karma olarak her tarafı kendisinde barındırır. Hangi liste kazanırsa, kimsenin itirazı da olmaz çünkü listeler hepimizin listesi olacaktır.

 

 

Rebwar Talabani meselesini nasıl yorumluyorsunuz?

 

Rebwar Talabani’nin 5 sene vekaleten meclis başkanlığında kalması doğru bir şey değildi. O görev Türkmenlerindi. Hasan Turan Bey’den sonra da o makam için adaylarımız vardı. Fakat bu gündeme alınmadı. Eğer alınsaydı, aday gösterilen iki Türkmen şahıstan biri meclis tarafından seçilirdi. Ancak Rebwar Talabani kardeşimiz 5 sene bu talebi bekleterek suç işledi. Aynı zamanda meclisin işleyişini zayıflattı.

Haber: Ziya Uzeiry

Foto: Ali Salim

Bir cevap yazın