Prof. Dr. Mahir Nakip: Adil Abdulmehdi’nin kuracağı hükümet de başarısızlığa mahkumdur

Bağdat’ın yeni dönem bakanlık kabinesinde Türkmenlerin yer almama ihtimali, Türkmen kamuoyu ve siyasetçiler içinde büyük bir yankı uyandırdı.

 

Bağdat hükümetine tepkili olan Türkmenler, anayasanın kendilerine tanıdığı hakkı talep ederek, cumhurbaşkanı yardımcısı ve en az bir bakanlık görevlerinin verilmesi isteğinde bulundular.

 

Konuyu daha yakından takip etmek için Tba muhabiri olarak, Türkiye’nin başkenti Ankara’da bulunan Çankaya Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölüm Başkanı ve Kerkük Vakfı Sözcüsü Prof. Dr. Mahir Nakip ile röportaj yaptık.

 

Prof. Dr. Mahir Nakip konuya ilişkin Tba’nın sorularını şöyle yanıtladı:

 

“Türkmenlere kabinede yer verilmemesinin nedeni iç sebepler”

 

Adil Abdulmehdi’nin kurmuş olduğu bakanlık kabinesinde Türkmenlerin yer almamasının sebebi nedir?

 

Bunu iki sebebe bağlayabilirim. Birincisi Türkmenlerin meselesi ve ikincisi ise Irak’ın genel durumu. Bundan kısa süre önce Başbakan Adil Abdulmehdi Bağdat’ta ITC Başkanı Erşet Salihi’yle görüşmesinde Türkmenler çok umutlu oldu. Bir bakanlık sözü verildiği imajı yaratıldı ama beklentimiz olumsuz çıktı. Benim şahsi görüşüme göre, olumsuz sonucun nedeni Türkmenler arasında yaşanan iç çekişme ve anlaşmazsızlıklardır. İç sebeplerden bahsederken, biz maalesef Türkmen Evi’ni derleyip toparlayamadık. Türkmen Evi sadece Irak Türkmen Cephesi ve milliyetçi Türkmenlerden ibaret değildir ve bunu kabul etmemiz lazım. Ama Türkmenlerin haklarını en etkin dile getiren kuşkusuz ki milliyetçi Türkmenlerdir. Türkmen Evi, Irak’ta siyasi dalgalardan doğan bütün Türkmen kuruluşlarını kapsamakta, ister Şii, Sünni ister milliyetçi ister muhafazakar olsun. Bu farklı tabakalarda bir konsensüsün, birlik veya anlaşmanın sağlanması lazım. Talepler bir ağızdan dile getirilirse yerine getirilmesi daha zorunlu olur. Bu birlik ve beraberlik sağlanmadığı için, ITC dışında milliyetçi duruş sağlanmadığı için ya bizimle olunur ya karşı çıkarılır. Maalesef parlamentoda olmayan bazı Türkmen siyasetçiler devreye girince Abdulmehdi kabinesinde Türkmenlere yer verilme ihtimali zayıflamaktadır. Kısacası Türkmenler birlik olmadıkları sürece hükümette bütünü temsil eden bir katılımları zor görünüyor.

 

“Irak’ta kurulan hükümetler koalisyon hükümetidir ve bu hükümetler hiç başarılı olamaz çünkü mezhep ve etnisite üzerinden paylaşımlar yapılmakta”

 

Bir diğer sebep ise ülkenin durumudur. Malumunuz Irak’ta kurulan hükümetler koalisyon hükümetleridir ve bu hükümetler hiç başarılı olamaz ve olmayacak çünkü mezhep ve etnisite üzerinden paylaşımlar yapılmaktadır. Başbakan, teknokrat hükümeti kurma çabası gösterdi ve yaptığı duyuru sonucu toplamda 60 bin kişi hükümette yer almak için başvurdu. Fakat sonuç olarak  yine başarısız oldu çünkü mezhep ve etnik üzerinden paylaşım yapıldı. Dünyada koalisyonlu hükümetler başarısız olurken, Irak’ta başarılı olmasını kimse beklemesin. Dolayısıyla Adil Abdulmehdi’nin kuracağı hükümet de öncekileri gibi başarısızlığa mahkumdur.

 

Bir de Irak’ta hükümet her siyasi grubun temayülüne göre kurulurken söz konusu Türkmen olunca bağımsız olunması isteniyor. Burada demek oluyor ki Irak’ta çifte standartlık uygulanıyor. İster Araplar olsun ister Kürtler, Türkmenlerin siyasi denklemde olmasından memnun görünmemektedir. Bu da siyasi güçler tarafından yapılıyor.

 

“Yazık ki Türkmen siyasi tarafın arkasında güçlü bir ülke yoktur”

 

“Siyasi güçler” dediğinizde kimden bahsetmiş bulunuyorsunuz?

 

Siyasi güçlerin ardında hep dış bir ülke vardır. ABD Kürtlere, İran Şiilere, Suudi Arabistan ise Sünnilere destek vermekte. Ama ne yazık ki Türkmen siyasi tarafın arkasında güçlü bir ülke yoktur. Türkiye’nin mültecilere, Türkmen bölgelerinin bombalanması neticesinde yararlananlara ve yardıma muhtaç insanlara yardım etmesi elbette takdire şayandır ama bu tür yardımlar insani yardım olmaktan öteye geçmemekte ve Türkmenleri siyasi olarak güçlenmelerini sağlamamaktadır.

 

“Irak’ta hükümeti, İran ve ABD kurmaktadır”

 

Irak’ta hükümeti İran ve ABD kurmaktadır. Kimin temayülü bunlara göreyse o kuruyor. Türkiye ise bu denklem içerisinde yer almaktadır fakat çok az bir yer işgal etmektedir. Irak’ta herkes Türkiye’nin Türkmen tarafında olduğunu biliyor fakat hükümet kurma sürecinde varlığını hissettirmiyor.

 

“Muhtemelen sembolik cumhurbaşkanlığı yardımcılığı görevi verilebilir ama milliyetçi bir Türkmen’in seçilmesi zor görünmektedir.”

 

Peki bu kabinede Türkmenlere yer verilmeyecek mi?

 

Verileceğine yönelik bir olasılık var, o da muhtemelen sembolik cumhurbaşkanlığı yardımcılığı görevi verilebilir ama bir milliyetçi Türkmen seçilme ihtimali zayıftır. Sembolik olduğu için hiçbir yetkiye sahip olmayacak. Örneğin, ne bütçesi var, ne atama yapabilir ne karar çıkartabilir. Cumhurbaşkanı Behram Salih azınlıklardan kendisine yardımcı seçeceğini söylüyor. Fakat çok pragmatik yaklaşıyor ve kendisi ile uyumlu çalışacak birisini arıyor. Başka ifadeyle apolitik birisini arıyor. Sonuç olarak Türkmenlerin kabineden uzak tutulmasının 60%’lık sebebi dış sebepler ise iç sebepler de %40’lık orandadır.

 

ITC Başkanı Erşet Salihi bazı siyasi tarafların Türkmenlere karşı olduğunu söyledi. Bunlar kimdir?

 

Erşet Salihi siyasetçi olduğu için açıkça ifade etmeyebilir ama benim şahsi görüşüme göre önceden parlamentoda veya bakanlıkta olup da seçimi kazanamayan bazı Türkmen şahsiyetlerdir. Bu şahsiyetlerin devlet içinde önemli makam sahipleriyle yakın ilişkide olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu kişiler özellikle Şii tarafa yakın olan ve İran’da faaliyet gösteren şahsiyetlerdir. Ancak Sayın Erşet Salihi’nin bu kişilerle seçimlerden önce zaten Türkmen Koordinasyon Kurulu’nda birlikte olabildi ve bazı ortak kararlar alabildiler. Şimdi tekrar bir araya geldiler ve bu gelişme ümit vadetmekle beraber yine önemli bazı Türkmen siyasetçiler halkanın içinde görünmüyorlar. Bu da Türkmenlerin birik ve beraberliklerine zarar verebiliyor.

 

“Şimdiye kadar Türkmenleri bir çatı altında toplayacak bir mercii yok”

 

Peki çözüm nedir sizce? Türkmen siyasetçileri nasıl bir yol haritası izlemeli?

 

Aslında herkes suçlu, ister İslami, ister milliyetçi Türkmenler… Çünkü şimdiye kadar Türkmenleri bir çatı altında toplayacak bir mercii oluşmadı. Siyaset cesaret, dürüstlük, mensubiyet ve mücadele etmek ister. Şu anda Türkmenleri en samimi şekilde temsil etmeye çalışan Erşet Salihi, Hasan Turan ve Niyazi Mimaroğlu gibi şahsiyetlere ihtiyacımız var. Parlamentoya yeni giren, şimdiye kadar hiç sesini duymadığımız kişilere saygım var ama siyaset atılgan insanlara ihtiyaç duymaktadır. Ama bu zevatın ne bir demeçlerini okuduk ne de Parlamentoda bir konuşma yaptıklarını duyduk. Bunları aktif hale getirebilecek bir siyasi çatı tesis edilmeli ve bu kişilere yok gösterilmelidir.

 

Bu durumdan kurtulmak için Türkmenlerin bir çatı altında toplanması gerekir. Bu çatı ise Türkmen Meclisi veya İstişare Kurulu olabilir. Bunu iyi tanımlamak lazım, anarşi şeklinde başıboş bırakılmamamız gerek. İki sene önce kurulan Türkmen Koordinasyon Kurulu çok güzel ve başarılı bir adımdı.

 

Bunun yanında iki şeyi birbirinden ayırt etmemiz lazım. Hayati mesele ve güncel mesele var. Hayati mesele, Türkmenlerin eğitim sorunu, Telafer, Musul’dan göç eden Türkmenlerin sıkıntıları ve çözümü, Tuzhurmatu, Telafer’in il olacak mı olmayacak mı, Türkmen arazilerini nasıl geri alabiliriz gibi sorunlardır. Bu sıkıntılar ancak bir çatı altında toplandıktan sonra halledebiliriz ve buna da kimse karşı çıkmaz çünkü herkesin hedefi aynı olur. Burada birleşmek lazım.

 

Güncel olan ise, her dört yılda bir Irak’ta seçim yapılıyor. Biz her dört yılda bir aramızda çekişmelere girersek hayatta diğer sorunlarımızla ilgilenemeyiz. Bağdat zaten suçluyor, “Türkmen adayı istiyoruz fakat aralarında anlaşamıyorlar.” diyorlar. Bu güncel meselelerin, hayati meselelerin üstünde tutulmaması ve kurban edilmemesi lazım.

 

“Türkmenlere bakanlık verilmezse hayatın sonu anlamına gelmez”

 

Bana kalırsa Türkmenlere bakanlık verilmezse hayatın sonu gelmez. Bizim daha fazla yerel seçimler üzerine yoğunlaşmamız gerekmektedir. Tekrarlıyorum, Türkmenlerin önce kendi arasında birleşmesi gerekiyor. Türkmenler birleşmezse karşı tarafla olan mücadelemizi sürdüremeyiz. Türkmenlerin önceliği şehirlerinin geleceği, gençlerinin istikbali, eğitim kaliteleşmesi, kadınların daha aktif olmaları, göç edenlerin yerlerine dönmeleri, iktisadi yönden güçlenmeleri gibi konular olmalıdır.

Haber: Abdullah Ahmet

Bir cevap yazın