Paralel güç ve korkunç sonuçlar

Ziya Üzeiry

Hükümetlerin yanı sıra tehdit yaratan ve korku salan oluşumların en başında başka bir gücün olması ve sorgulanmaksızın olaylara müdahele etmesi, aynı zamanda hükümet ve halkın genel çıkarlarını bertaraf etmesi, bütün güç dinamiklerini kendine ayarlaması yer alıyor. Bu tür oluşum veya grupların yarattığı hasarlar, siyasal, demokratik rejim, eğitimsel ve ülkelerin gelişimini geriye götürmesidir. Bu mihvalde bu tür oluşumların olduğu ülkelerde bulunan hükümetlerin, güçsüz ve zayıf düşmesini, dış gündem ve iç işlerinde ayrıca hizmet sektöründe zayıf bir işleve sahip olmalarını tetikler.

 

Paralel güce en uygun örneklerden birisi, 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de yaşanan olaylardır. Darbe girişiminde bulunmak isteyen bir grup, halkın ayaklanmasına ve sonuç olarak 250 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmasıyla birlikte girişim başarısız oldu. Bir ülkede darbe yapmak, bir-iki günlük bir durum değildir, asıl olarak yıllar süren bir arka plan hazırlığı gerektirir. Hükümeti kontrol etme, kendi yandaşlarını öne çıkarma gibi eylemler yıllar süren bir şey ve sonuç olarak halkın iradesini ve isteklerini askıya almak anlamına gelir.

 

Bizimle ilgili olan bazı spesifik konular var, özellikle tüp sıkıntısı ve Erbil ile Duhok şehirlerine gönderilmesi husunda aksilikler çıkartılması. Bu konu ile alakalı birçok yorum ve durum ortaya atıldı. Örneğin belirli bir gücün bu bahsi geçen iki ile tüp aktarımını engellemesi gibi. Bu tür eylemler, tam tamına paralel hükümet eylemleri olmasa da hükümet dışında başka bir gücün bu tür eylemlere girişmesi ve hükümet ile alakalı olan, halka hizmet sunan bir prosedürün engellenmesinin kabul edilir bir tarafı yok.

 

Siyasilerin ağzında güçlerin birleştirilmesi ve resmi kurumların bir arada işlevsel olarak çalışması adeta bir slogan halini almıştır. Geçmişte ve günümüzde de bu hususta farklı çabalar gösterilmiş ve her zaman hükümetin ana gündemlerinden biri haline gelmiştir, fakat bunun pratikte yüzde yüz gerçekleştiği de söylenemez.

 

Kürdistan Bölgesi idari olarak başkanlık, başbakanlık ve parlamento olarak idari sisteme sahiptir. Bu saydığımız kurumlar idari işlemler ve kendilerine ait planları yürürlüğe koymakla mükelleftir. Başka bir gücün, hükümetin hizmet planları karşısında hendek kazması, kaos yaratması ve halkın isteklerini kulak ardı etmesi kabul edilemeyen bir durum.

 

Vücut bulan her 3 idari kurumun ortaya çıkacak krizler ve sorunlar karşısında sorumluluk alması lazım, bu yüzden kaos yaratıcı durumlar karşısında önlem alınmalı. Bütün güçlerin tek mihverde toplanması lazım ki o da halka hizmettir.

 

İyi veya kötü, hükümet haricinde bulunan paralel güçlere onay verilmemeli, aynı zamanda güç mercii olarak bakılmamalıdır. Nitekim bahsi geçen üç resmi kurumun halkı koruma ve hizmet sağlamada bir numaralı mercii olmalıdır. Bu yüzden yasama ve yürütmeyi zayıf düşüren bütün paralel güçlerin önü kesilmeli. Aksi takdirde ileride hükümet büyük sorunlarla karşılaşabilir, halk arasında kutuplaşmaya neden olabilir.

 

 

Bir cevap yazın