ORSAM Uzmanı ‘YPG, Türkiye’nin güvenli bölgeye girmesi karşısında Afrin’den çekilmesini istiyor’

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Suriye’de güvenli bölge konusunda Türkiye ile çalıştıkları yönünde yaptığı açıklamanın ardından  bölge gündemi bir anda değişti.  Jeffrey, “Türkiye ile üzerinde çalıştığımız şey, Türkiye sınırı boyunca belirli bir mesafede YPG’nin olmadığı güvenli bir bölge kurmaktır.” şeklinde ifadelerde bulunmuştu.

 

 

Diğer taraftan Rusya güvenli bölge oluşturulması konusunda hala çekimser durumda.

 

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Suriye uzmanı Oytun Orhan, Tba gazetesine verdiği röportajda Türkiye ile Amerika arasında Suriye konusunda sürdürülen müzakerelerde bazı olumlu işaretler olduğunu söyledi.

 

Diğer taraftan Suriye ile Türkiye arasında üst düzey herhangi bir görüşme olma ihtimalinin çok düşük olduğunu söyleyen Orhan, “Türkiye ve Suriye arasında alt ve istihbarat düzeyinde de olsa doğrudan irtibatın kurulduğu basına yansımış oldu. Bu daha alt düzeydeki düşük yoğunluklu irtibatın siyasi seviyeye ve üst düzeye ulaşması şu aşamada çok mümkün gözükmüyor.” dedi.

 

Güvenli bölge konusunda temel anlaşmazlık noktası, güvenli bölgeye Türk askerinin girip girmeyeceği

 

Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey güvenli bölge hakkında Türkiye ile adımların atılacağını belirtti. ABD’nin bu kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Son haftalarda Türkiye ile Amerika arasında Suriye konusunda sürdürülen müzakerelerde bazı olumlu işaretler var. Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu yönde mesajlar verdi. Daha sonrasında yine James Jeffrey’den güvenli bölge konusunda olumlu adımların atıldığına ilişkin YPG’nin Türk askerinin bölgeye girmesine ikna etmeye çalıştıkları, anlaşma konusunda herkesi umutlandırdı. Temel anlaşmazlık noktası, güvenli bölgeye Türk askerinin girip girmeyeceği. YPG buna kesinlikle karşı çıkıyor.

 

YPG, Türkiye’nin güvenli bölgeye girmesi karşısında Afrin’den çekilmesini istiyor

 

YPG, burada uluslararı gücün yer almasını talep ediyor. Bu durumda öngörülen güvenli hattan çekilebileceklerini ifade ediyorlar, ama Türk askerinin de buraya girmesi durumunda bu plana kesinlikle karşı çıkacaklarını ve bunu tek bir şartla kabul edebileceklerini onun da Türkiye’nin Afrin’den çekilmeyi kabul etmesi olduğunu ifade ediyorlar. Eğer bazı olumlu adımların atıldığı ifade ediliyorsa, demek ki YPG’nin belli bir miktar Türk askerinin güvenli bölgeye girmesine yönelik itirazın ortadan kaldırdığını ve Amerika’nın YPG’yi bu açıdan ikna ettiği anlaşılıyor.

 

 

Tabii ki bu sadece Suriye bağlamında değil, genel anlamda Türkiye-Amerika ilişkileri bağlamında ele almamız gereken bir konu, çünkü iki ülke arasında birbirlerini etkileyen çok farklı sorun alanları var. Bunların başında da S-400 meselesi yani Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemleri alması geliyor. Ayrıca Amerika’nın Türkiye’ye karşı yaptırımlar uygulamasını da içeren bazı baskı politikaları uygulaması gündemde. Bütün bunlar ilişkilerde ciddi bir gerginlik yaratıyor. Bu gerginlik güvenli bölge konusunda tarafaları birlikte çalışma konusunda biraz zorluyor.

 

Eğer Türkiye, Suriye konusunda taviz alabilirse, diğer konularda Amerika ile anlaşması söz konusu olabilecektir

 

Şu anda hem Türk kamuoyunda ve karar alıcılarında, hem de Amerikan karar alıcıları çevrelerinde birbirlerine karşı bir olumsuz hava var. Ama bu güvenli bölge konusunda iki ülke bir ortak noktada buluşmayı başarabilirse, bunun S-400 konusu başta olmak üzere diğer sorun alanlarına da olumlu yansıması olacaktır. Türk-Amerikan ilişkilerinin bir paket halinde değerlendirilip ona göre genel pazarlık çerçevesinde bütün sorun başlıklarına çözüm bulunduğu bir genel anlaşmaya doğru gidilebilecektir. Bu gidişatın en önemli unsuru ise iki ülkenin Suriye’de anlaşması. Eğer bu konuda Türkiye bir taviz alabilirse, diğer konularda Amerika ile anlaşması söz konusu olabilecektir.

 

Türkiye, terör örgütü olarak gördüğü YPG’nin Türkiye sınırlarından uzaklaştırılmasını istiyor

 

Türkiye’nin güvenli bölgeden beklentisi nedir?

 

Öncelikle Türkiye’nin beklentileri terör örgütü olarak gördüğü YPG’nin Türkiye sınırlarından uzaklaştırılması. Böylece Türkiye’nin sınır güvenliği sağlanmış olacak. İkincisi, YPG’nin uzun vadede devletleşme yönündeki hedeflerini ortadan kaldıracak şekilde elini zayıflatmak. Suriye’deki alan kontrolünü hakimiyetinin tamamen sona erdirmek. Bu açıdan güvenli bölge Türkiye tarafından ara çözüm olarak düşünülüyor. Böylece YPG yaklaşık 500 kilometre genişlik, 30 kilometre derinliğe sahip alandaki unsurlarını çekmek durumunda kalacak. Bu tabii ki YPG açısından büyük bir kayıp, ama diğer taraftan Türkiye açısından mücadelenin sona ereceği anlamına da gelmiyor.

 

Türkiye YPG’nin bütün Suriye coğrafyasındaki varlığını ortadan kaldırmaya odaklanmış durumda. Tabii ki Türkiye güvenli bölgeyi kurabilirse, bunun daha sonra güneyde kalan YPG bölgesindeki mücadelede elini güçlendireceğini düşünüyor. Türkiye’nin bir diğer beklentisi, Suriye masası ve sahasındaki konumunu güçlendirmek. Sahada ne kadar güçlü olursanız, siyasi çözüm masasında da etkiniz o kadar fazla oluyor. Türkiye bu bölgede aynı Fırat Kalkanı, Afrin ve İdlib’de olduğu gibi bu bölgede de kontrolü sağlayabilirse, siyasi çözüm masasında gücünün artacağını düşünüyorum.

 

Rusya’nın Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki önerisi, Adana mutabakatının hayata geçirilmesi

 

 

Türkiye-Amerika arasında güvenli bölge anlaşması, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri ne derecede etkiler? 

 

Rusya güvenli bölge konusuna biraz çekimser yaklaşıyor. Rusya’nın Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki önerisi, Adana mutabakatının hayata geçirilmesi. Suriye rejim güçlerinin sınır hattına yerleşmesi zaten Rusya’nın genel Suriye politikası ile uyumlu bir yaklaşım çünkü Rusya Suriye’nin meşru ve egemen otorite olduğu için bütün Suriye topraklarında rejim güçlerinin hakimiyet kurması gerektiğini savunuyor. Dolayısıyla Amerikan güçlerinin Fırat’ın doğusundan çekilmesini istiyor, ama bu çekilme sonrasında meydana gelecek olan boşluğun Türkiye tarafından doldurulmasını istemiyor. Ancak Amerika da kendisinin çekilmesi sonrasında bu boşluğun rejim tarafından doldurulmasına kesinlikle karşı. Bu nedenle Türkiye ile bir orta yol bulma çabası içerisinde.

 

Eğer Türkiye ile Amerika güvenli bölge konusunda anlaşabilirse, bu tabii ki Rusya’yı rahatsız edecektir

 

Eğer Türkiye ile Amerika güvenli bölge konusunda anlaşabilirse, bu tabii ki Rusya’yı rahatsız edecektir. Bu noktada şu anda yaşandığı üzere özellikle idlib konusunda bazı sıkıntılar ortaya çıkabilir. Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de sürdürdüğü işbirliği zarar görebilir. Türkiye bu işi bir dengede götürmek isteyecektir. Rusya’yı da tamamen göz ardı etmeden ve onların da hassasiyetini dikkate alarak ve güvenli bölge konusunda Rusya’ya ve Rusya üzerinden Şam yönetimine de belli bazı güvence ve garantiler vererek bu güvenli bölgeyi oluşturmak isteyecektir. Ama Rusya’nın genel bakışının, Türkiye ile Amerika’nın burada bir güvenli bölge oluşturulmasına karşı olduğu yönde diyebiliriz.

 

-Ankara ve Şam, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda, YPG’nin federatif taleplerinin engellenmesi konusunda ortak noktada

 

Kısa süre önce Beşşar Esed, ”Erdoğan’la görüşmeye hazırım” gibi bir ifade kullandı, sizce Türkiyenin şu süreçte Beşşar Esed ile masaya oturma olanağı var mı?

 

Aslında Ankara ve Şam’ın Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda, YPG’nin federatif taleplerinin engellenmesi konusunda ortak noktada olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu çıkar ortaklığı iki ülkenin artık sorunların bir kenara bırakıp belli konularda ve terör ile mücadele konusunda işbirliği yapılmasını da gündeme getirdi. Zaten Astana süreci bir açıdan Türkiye ve Suriye’nin dolaylı da olsa bir irtibatı anlamına geliyordu. Çünkü iki tane birbirine karşıt kamplar vardı. İki karşıt kamp bir araya gelerek Suriye’deki krize çözüm bulma çabasına giriştiler. Tabii bu masanın görünmeyen bir diğer tarafı da Esad rejimiydi.

 

Daha sonra bilindiği üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla öğrendiğimiz üzere Türkiye ve Suriye arasında alt ve istihbarati düzeyde de olsa doğrudan irtibatın kurulduğu basına yansımış oldu. Bu daha alt düzeydeki düşük yoğunluklu irtibatın, siyasi seviyeye ve üst düzeye ulaşması şu aşamada çok mümkün gözükmüyor. Bu irtibat ve koordinasyon Rusya ve biraz da İran üzerinden sağlanmaya devam ediyor ve devam edecektir. Her ne kadar toprak bütünlüğü konusunda iki ülke ortak çıkara sahip olasa da genel anlamda Suriye’nin geleceği konusunda çok farklı noktadalar, Türkiye hala muhaliflerin hassasiyetlerinin ve ülkesinden göç etmek zorunda kalan milyonlarca sivilin çıkarlarının garantörü konumunda. Bu da Şam ile arasında ciddi bir sorun alanı. Şam ise tersine bu unsurları özellikle İdlib’teki grupları halen daha terör örgütü olarak değerlendirme konusunda ısrarcı. Bu nedenlerle çok yakın bir vadede üst düzey ve siyasi ilişki kurulmasının daha düşük ihtimal olduğunu düşünüyorum.

Röp: Ziya Uzeiry

Bir cevap yazın