ORSAM Başkanı: İran, Sünni Arap ve Kürtlere bir uyarı mesajı verdi!

 

 

Röportaj-Foto: Abdullah Erfani

 

Irak’ın Kerkük kentinde Haşdi Şabi’nin Hizbullah kanadı ABD’li askerlerin bulunduğu K1 üssüne karşı roketli saldırı düzenleyerek, bir ABD vatandaşı sözleşmeli personelin ölmesine yol açmıştı. Buna karşılık veren ABD, Suriye ve Irak’taki Hizbullah’ın askeri karargahına yönelik hava saldırısı düzenledi ve saldırıda 28 Haşdi Şabi mensubu hayatını kaybetmişti. Bu saldırı Irak’ta Haşdi Şabi taraftarlarını çok kızdırmıştı. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği önünde saldırıyı protesto eden Haşdi Şabi taraftarları, kısa süre sonra ABD Büyükelçiliğine girdi ve elçiliğin belli bir bölümünü ateşe verdi. ABD’li yetkililer bu saldırının arkasında İran’ın olduğunu iddia ederek, Suriye’den Irak’a gelen İran Devrim Muhafızları Komutanı General Kasım Süleymani ve beraberinde olan Haşdi Şabi Heyeti Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’e yönelik SİHA ile suikast düzenledi. ABD’nin bu saldırısına karşı intikam alacağını belirten İran hükümeti, 3 Ocak’ta Anbar Ayn el-Esed ve Erbil’deki ABD askerlerinin bulunduğu Harir üslerini 15 balistik füzeyle hedef almıştı.

 

Yaşanan bu krizin Irak’ta nelere yol açacağı, tartışmalı bölgelerde beklenen gelişmeler ve hükümet karşıtı gösterilerin sonucu istifa eden Adil Abdulmehdi’nin ardından yeni başkanlık seçim sürecinde ne gibi değişimlerin olacağı yönündeki konulara ilişkin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal ile konuştuk.

 

ABD-İran gerilimi ve Irak’ta devam eden hükümet karşıtı gösteriler, başbakan seçim sürecini nasıl etkiler?

 

Irak’taki seçimleri etkileyecek. İran’a yönelik antipati ve nefretin olması, İran destekli siyasi partilerin gücü ve oy oranı çok azalacak. Bir diğer taraftan anti Amerikan vari bir milliyetçilik ortaya çıkıyor. Bu durum Amerika yanlısı partilerin durumunu zorlaştıracak. Onların aksine ABD ve İran’dan bağımsız olan partiler bu olaylardan avantajlı çıkacak.

 

Sadr Hareketi Lideri Mukteda el-Sadr’ın Mehdi Ordusu ve diğer milis güçlere, ABD’ye karşı direniş çağrısının ciddiyeti nedir? Böylesi bir direnişin yapılması mümkün müdür?

 

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Irak’ta ciddi bir Amerikan karşıtı hareket başladı. Haşdi Şabi’de ve milisler üzerinde İran’a bağlı olmak istemeyenler, ABD’ye karşı ‘’Bana dokunursanız ben de gereğini yaparım’’ diye Sadr kendi konumunu güçlendirmek istiyor. Bu durumdan sonra Haşdi Şabi de başıboş kalacak, Sadr bu boşluktan da yararlanmak isteyecek. Öte yandan ABD’nin İran saldırısı sonrası, Sadr kendisinin de hedef olacağını düşünerek önlem olarak Mehdi Ordusu’nun yapılanması için tekrar çağrıda bulundu. Bu direniş çağrısının da çok ciddi olduğunu düşünüyorum.

 

Haşdi Şabi Heyet Başkanı Ebu Mehdi el-Mühendis’in öldürülmesinin nedeni, isminin ABD suikast listesinde olması mı yoksa sadece Süleymani’nin aracında tesadüfen bulunması mı?

 

Bu durumlarda büyük hedef önemlidir. Bu saldırıda büyük ödül Kasım Süleymani’dir. Aslında Ebu Mehdi’nin ölmesi ABD için daha anlamlı oldu çünkü İran’ın hem Orta Doğu politikalarının sorumlusu hem de onun Irak sorumlusunun ölümü ABD’nin çıkarına oldu, zaten ABD’nin esas mücadelesi Irak’tır. Suikast listesinde olup olmadığı belli değil. ABD için önemli olan iki hedefin aynı anda ortadan kalkmasıdır.

 

Bu saldırının ardından Irak Meclisi’nin ABD askerlerinin Irak’tan çıkarılması yönünde aldığı karara karşı Amerikan Başkanı Trump’ın “Irak’a karşı yaptırım” kararının ciddiyetine ilişkin neler söylemek istersiniz?

 

ABD askerlerinin Irak’tan çıkarılması zor çünkü Irak hükümeti bunu yapacak güçte değil, özellikle protestolardan sonra meclisin zayıflığı, meşruiyetinin sorgulanması karşısında şu anki Irak’taki formülasyona göre, ABD askerini kimse çıkartamaz. Dolayısıyla bu anayasa mahkemesi çıkarma kararı alsa da, Amerika’yı zorlamaz. Belki diplomatik olarak biraz başını ağrıtır ama çıkmaz. Ancak kendisi isterse çıkar. Zaten açıklamalara göre, Irak’ta varlığını daha fazla arttıracaktır.

 

Irak’ta bu kadar çok ABD üssü varken neden Anbar ve Erbil üsleri hedef seçildi? Bunun altında herhangi bir hedef var mı?

 

Aslında bu bir mesaj içeriyor. ABD askerlerinin çekilmesine katılmayan Sünni Arap ve Kürtler’e, İran bir gözdağı verdi. Bu siyasi bir mesajdır, “Beni rahatsız ederseniz ben de tepki veririm”. Bu durumda iki tarafı da uyardı.

 

İran’ın “Kasım Süleymani intikamı” çerçevesinde ABD’ye karşı gerçekleştirdiği saldırıların ardından, Asaib Ehli Hak Lideri Kays el-Hazali, “Sıra bizde. Ebu Mehdi el-Mühendis’in intikamını alacağız” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Şu anda ABD ve İran arasında bir uzlaşma girişimi var. Şayet iki taraf anlaşırsa, Haşdi Şabi’nin Ebu Mehdi el-Mühendis’in intikamı çok fazla gündeme gelmez.

 

ABD-İran krizinden sonra Peşmerge’nin Kerkük ve tartışmalı bölgelere geri dönmesi söylentileri var. Peşmerge’nin bu bölgelere tekrar dönme ihtimali olup olmadığı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkmenler hakkında yaptığı açıklaması ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ITC Başkanı Erşet Salihi ile görüşmesini nasıl yorumluyorsunuz?

 

Hem İran’ın hem ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı var. Daha önce bunlar anlaştığı zaman Türkiye ve Türkmenlerin aleyhine karar alabiliyorlardı ama şu an ikisinin arasında husumet olduğu için, İran yanlıları Şii partiler ve ABD müttefiki bazı Kürt partiler bu durumda iki taraf da Türkiye’yi rahatsız edecek bir formül işletmezler çünkü bu Türkiye’yi çok rahatsız edecektir. Aksi halde Türkiye dengeyi değiştirecek. O yüzden iki taraf da Türkiye’yi rahatsız edecek adımlar atmazlar. Ama ola ki Irak’ta kaos çıkarak dağılırsa o zaman Peşmerge tüm gücünü kullanarak bu bölgelere girmeye çalışacak. Ama bu süreç çok uzak ve hatta hiç gelmeyecek. Zaten Türkiye, ABD-İran krizinin hiçbir tarafa faydası olmadığını söyleyerek, herkesi sükûnete çağırdı.

Bir cevap yazın