O gün Kerkük’te neler oldu?

DEAŞ kurbanı Türkmen Gazeteci Ahmet Haceroğlu’nun şehadetinin ikinci yıldönümünde Tba olay anının en yakın tanığıyla konuştu

 

“21 Ekim 2016 Cuma gününe tekabul eden o gün Kerkük için karanlık, kederli, üzüntülü ve çok mutsuz bir gündü. O gün terör örgütü DEAŞ üyeleri Kerkük’e girmişti.” diye başladı sözlerine Yalman Haceroğlu. Sohbetin ilerleyen dakikalarında duygularını, “O gün, Türkmeneli Televizyonu ve benim ailem şehadet şerbetinden nasibini almıştı.” ifadeleri ile paylaşmaya çalıştı.

 

Türkmeneli Televizyonu Genel Müdürü Yalman Haceroğlu,  Türkmeneli Televizyonu Haber Müdürü Ahmet Haceroğlu’nun şehit düştüğü günü, akılda kalan ve cevap bulamayan sorular eşliğinde tüm ayrıntılarıyla Tba mikrofonuna anlattı.

 

Kerkük’te o gün neler yaşandı?

 

Her şeyden önce Türkmen Basın Ajansı olarak Türkmeneli Televizyonu’na hoş geldiniz. 21 Ekim 2016 Cuma gününe tekabul eden o gün Kerkük için karanlık, kederli, üzüntülü ve çok mutsuz bir gündü. O gün terör örgütü DEAŞ üyeleri Kerkük’e girdiler. Ama o dönem güvenlik ve idare bu kadar güçlüyken sabaha karşı bu teröristler Kerkük’e nasıl girdi diye merkezi hükümet ve Kerkük yönetimine sorulması gerekir. Ama bence tarih bu teröristlerin Kerkük’e nasıl girdiğini ortaya koyacaktır.

 

DEAŞ canileri Kerkük’ün doğusu ve güneybatısından içeri girdiler. Bir günlüğüne Kerkük şehrini işgal ettiler. O gün resmen Kerkük’ün bütün semtlerinde, Bağdat Yolu, Hay-Askeriye, Waasıit ve Şehit Ata Hayrullah’ın heykelinin bulunduğu yere kadar sokak savaşı yaşandı.

 

Ben bu soruyu tekrar sormak istiyorum. O gün DEAŞ canileri Kerkük’e nasıl girdiler? Hani Kerkük’ün etrafında bir emniyet kemeri vardı? Emniyet kemerine rağmen nasıl kimsenin haberi olmadan girdiler? O dönem yönetim kimdeyse bu soruları onlara sormak lazım.

 

O gün hayatını kaybedenlerin birçoğu Türkmendi. Dediğim gibi o gün Kerkük için karanlık, kederli bir gündü. Terör örgütü DEAŞ üyesi keskin nişancılar evlerin çatısına çıkıp insanları hedef alıyordu.

 

Ahmet Haceroğlu nasıl şehit edildi? Kasten mi hedef alındı?

 

O gün, Türkmeneli Televizyonu ve benim ailem şehadet şerbetinden nasibini almıştı. Kentte hiç kimsenin haberi olmadan sokak savaşı başladı. Emniyet güçleri insanları böyle bir şey yaşanacak diye uyarmadan, böyle bir olay yaşandı. İnsanlar sokağa çıkamıyordu.

 

Sokak savaşından dolayı çalışanlarımızın bir kısmı evden çıkamadılar. Biz bir şekilde evden çıktık ve kanala gittik. Bildiğiniz gibi Türkmeneli Televizyonu Kerkük’te yaşanan olayları sıcağı sıcağına dünyaya duyuruyor. Biz de benim arabamla Kerkük’te neler olduğunu insanlara aktarmak için dışarıya çıkmıştık. O zaman haber müdürümüz olan yiğenim Ahmet Haceroğlu da benimle birlikte haber takibine çıkmıştı. Televizyon Müdürü Süheyl Bey de yanımızdaydı.

 

Askeriye bölgesinde de 4. Köprü civarında büyük bir çatışma vardı. Biz bütün bunların çekimini yaptık ve Yeni Tisin’e doğru yöneldik. O bölgede bulunan bir evde patlama meydana gelmişti. İzleyicilerimize aktarmak için oraya da gittik.

 

Keskin nişancılar arabaya 2 kurşun açtı. Nereden ateş açıldığını bilemedik. Açılan ilk ateş aracın ön kısmına isabet etti, ben de önde oturuyordum. İkinci kurşun arka camdan girip arka koltukta oturan Ahmet Haceroğlu’na isabet etti. Hastaneye yetişene kadar yiğenim şehit düşmüştü.

 

Şehit Ahmet Haceroğlu’nun çocukları var mı?

 

Ahmet’in 2 çocuğu vardı. Durumları nasıl olabilir ki, daha Ahmet’im 37 yaşındaydı. Şimdi İbrahim adlı oğlu 3 buçuk yaşında. Orhan adlı çocuğu ise 3. sınıfa gidiyor.

 

Son olarak Şehit Haceroğlu hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Ahmet, çok başarılı, çalışkan biriydi. Ben onun amcasıyım ama bana akraba gibi değil de genel müdür gözüyle bakardı. Her zaman görevine kendi saatinden önce geliyordu. O gün yaşananları aktarmak için benden de heyecanlıydı.

 

O gün Kerkük’te  yaşanan saldırılarda 40 kişi şehit düştü ve 120 kişi de yaralanmıştı, ancak bu şehitlerin çoğu Türkmendi. Neden diye sorarsanız, çünkü çatışma ve olaylar sadece Türkmen semtlerinde meydana geldi. Sabaha karşı hiç kimsenin haberi olmadan o canilerin Kerkük’e nasıl girdiğini sormadan yapamıyorum.

 

Kerkük’ün her tarafında emniyet kemeri var diyorlardı, peki bu emniyet kemeri nasıl kırıldı da bu caniler Kerkük’ü işgal ettiler? Bazı kanallar köprü başında ve Şehit Ata Hayrullah’ın anıtının bulunduğu bölgelerde nasıl canlı yayın yapabildi? Buna nasıl izin verildi? Siz gazetecisiniz, sizce böyle bir durumda canlı yayın yapılabilir mi?

 

Bu sorular o dönemki polis genel müdürüne, iki partinin asayiş müdürlerine ve birçok yetkiliye sorulmalı.

HaberAli Antar

Foto: Çoban Timur

Bir cevap yazın