Neden Türkmen tarihi okul müfredatında yok?

Birçok milletin yaşadığı Irak ve Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nde (IKBY), tarih bakımından her milletin kendine özgü bir geçmişi olmasından dolayı genel tabloda muhteşem bir tarih harmanı görüyoruz. Bu tarih, günümüze kadar etkinlikler ve yaşam tarzına da derin bir şekilde işlemiş durumda. Fakat okul müfredatındaki tarih bölümünde sadece bir-iki milletin geçmişinin yansıtılması, dışarıda kalan milletlerin mağduriyetine sebebiyet veriyor. 

 

 

Türkmen milletinin Irak’taki varlığı çeşitli kaynaklarda da belirtildiği üzere önemli bir yere sahip. Buna karşın IKBY eğitim sisteminde Türkmenlere ait herhangi bir ibarenin olmaması ve tarihlerine değinilmemesi, halk tarafından olumsuz bir şekilde karşılanmakta.

 

Her ne kadar müfredata geçirilmesi için kişisel çabalar gösterilse de şimdiye kadar hiçbiri sonuca varmış değil. Konu hakkında Tba mikrofonuna konuşan Millet Listesi IKBY Parlamenteri Azat Küreci, bu hususta bazı adımlar attığını fakat herhangi bir sonucun olmadığını belirtti.

 

Daha önce Azat Küreci tarafından bu konuda gerekli bilgilerin hazırlanması için istekte bulunulan Prof. Dr. Suphi Saatçi, konu ile ilgili, ”Bir süre önce IKBY Parlamenteri Azat Küreci ki o dönem Erbil İl Meclis Başkan Yardımcısıydı, benden müfredata alınması için 3-4 sayfalık Türkmenelerin Tarihi hakkında bir yazı istedi. Hatta ben biraz daha uzun da yazabilirim demiştim. Daha sonra Azat Küreci görevinden ayrıldı denildi. Ondan sonra iş öyle kaldı zannetim.” şeklinde ifadelerde bulundu.

 

Saatçi, konu hakkında öz eleştiri yaparak, “Aslında bu işin gecikmesinde kendi ihmalimiz var. Bu arada müfredat için yazılması gereken tarihi yazmaya hazırım.” dedi.

 

Konu sadece tarihçi veya araştırmacılarımız ile ilgili değil, işin bir de eğitim bakanlığı ayağı bulunuyor. Çünkü verilecek metinlerin kitaplarda yer almasını sağlamak ve bilimsel bir komisyondan geçirilmesi bakanlığın yapacağı iş.

 

Müfredata geçişi ve eğitim programına kabul edilmesinin şartlarını ve bunun gibi bir konunun hayata geçirilmesi konularına ilişkin bakanlığa bağlı Basın ve Programlar Müdürü Kawa Ömer ile röportaj yaptık.

 

Kawa Ömer konu hakkında Tba mikrofonuna şunları söyledi: 

 

“Daha önce halk ve bazı yetkililer bu konu hakkında rahatsızlıklarını belirtti. Ben de Türkmen tarihini anlatan ve en önemlisi de açık belgelerle yazılmış bir yazı getirmelerini söyledim. Şüphesiz ki bu ülkenin kültürünü zenginleştirecek her türlü eklemeye hazırız ve herhangi bir sorunumuz yok. Türkmenler de bizim gibi bu topraklarda yaşıyorlar. Genel olarak Kürdistan’ın tarihi ders kitaplarında işlenmiş durumda. Türkmen ile ilgili ilintili olan herhangi bir konunun faydası varsa ve zenginleştiriyorsa, bin defa eklemeye hazırız.”

 

Şimdiye kadar kendisine herhangi bir metnin ulaşıp ulaşmadığı sorusuna ise Kawa, ”Bir süre önce Sanan Ahmed Ağa tarafından yazılan bir kitap iletildi. Buradaki olay şu, o kitap bir şahıs tarafından yazılmış ve kaynak konusunda ayrıntılı değildi. Herkes bir şey yazıp bana göndererek bunu programa ekle dediği zaman ben her şeyi ekleyemem elbette. Zaten Parlamento, Trafik Polisi Müdürlüğü, Kürdistan Nezihler Heyeti ve diğer kurum ve şahıslardan istekler geliyor ve hepsi programa bir şeylerin eklenmesini veya çıkarılmasını talep ediyor.” şeklinde değerlendirme yaptı.

 

“Programa bir dersin veya müfredata girecek olan konuların dikkatli dağıtılması ve eğitim sisteminde boşluklar olmaması lazım.” diyen Kawa Ömer, “Herkesin talebine cevap vermek mantıksız bir şey. Ayrıca okullarımız 2 veya 3 sistemli mesailere sahip, bundan dolayı eklenecek veya çıkarılacak konuların veya derslerin dikkate alınması lazım, özellikle dağıtılması.” dedi.

 

”Gelecek sene itibarıyla İnsan Hakları dersi, eğitim müfredatından kaldırılacak”

 

Tba’a özel olarak İnsan Hakları dersinin müfredattan kaldırılacağını duyuran basın ve programlar müdürü Ömer, “İnsan hakları ile ilgili bir kitabın olması sistematik açıdan uygun olmaz. Zaten bu konu, bütün derslerde işlenmesi gereken bir durum.” ifadelerini kullandı.

 

Hazırlanacak Türkmen tarihi hakkındaki metni alacaklarına ve müfredata eklemek için incelemeler yapacaklarına değinen Kawa Ömer, “Elbette almaya hazırız. Daha önceden de bir parlamenterin talebi üzerine Başbakanlığa yazı göndermiştik ve böylece o parlamentere cevabı iletmiştik. Cevap olarak da isteklerinin çok normal bir şey olduğunu söylemiştik. Hatta bakanlık tarafından tasdik ettik. Şu anda belgeleri toplama aşamasındayız. Geçen dönem yaşanan maddi sıkıntılardan dolayı adım atamadık. Biliyorsunuz programa yeni konular eklemek maddi olanak isteyen bir iş. Zaten önümüzdeki dönem sosyal bilgiler kitabında değişiklikler olacak. Ayrıca Türkmenlerden de yardım istiyoruz ve onların vereceği belgeleri almaya ve incelemeye hazırız. Bu iş akademisyenlerin yapacağı bir iş. Tekrarlıyorum, bu ülkenin kültürünü zenginleştirmek adına atılan her adımın yanındayız ve herhangi bir sakıncası yok elbette.” şeklinde vurgu yaptı.

 

Son olarak Kawa Ömer, sunulacak metnin kimler tarafından ve nasıl hazırlanacağı konusunda ise, şu açıklamalarda bulundu:

 

“Tarihsel bir konu hakkında konuştuğunuz zaman, tarihi belgelere dayandırmak gerekiyor. Belgelere ulaşmak zaten mümkün ve şu anda Osmanlı arşivlerinde binlerce belge bulunuyor. Diğer taraftan İngilizlere ait olan belgeler de mevcut. Kısacası, sunulacak metnin tarihsel belgelere dayandırılması lazım ve ayrıca bu konunun akademik unvanı olan mütehassıs kişilerce yürütülmesi gerekiyor.”

 

Türkmen tarihi hakkında yazıları olan ve araştırmalar yapan Türkmen Milli İrade Partisi Başkanı Mahmut Çelebi, Türkmen tarihi konusunda adı geçen şahıslardan birisi.

 

Konu hakkında Tba mikrofonuna konuşan Mahmut Çelebi, tarihin bilinmesi ve okunması hakkında vurgu yaparak, “Irak’taki Türkmen tarihini okullarda okutmak bizim gerçek hakkımız olarak görüyorum. Burada asıl şu soruyu sormak istiyorum, acaba şu anda bulunan Irak Kürdistan Bölgesi Eğitim Bakanlığı, Türkmen tarihini yazmak için bize kaç sayfa ayıracak? Zannımca 50-60 sayfa vermeyecektir. Çünkü kendi tarihleri de bu kadarlık bir şey değil ve kısa bir şekilde kitaplarda yer alıyor. Muhtemelen yarım veya bir sayfalık imkan olcak ve Milattan Önce Sümerler’den bahsedebiliriz. Ondan sonra da Abbasi ve Emevi döneminden başlamak üzere Osmanlı dönemine kadar Türk tarihi bu memlekette var. Kısacası 1400 yıllık bir sürede Irak, Türkmen hükmü altında kalmıştır.” ifadelerini kullandı.

 

Tarih bilinci konusunun önemine değinen Çelebi, Türkmenler ile Sümerler hakkındaki ilişkiye ilişkin kendi görüşünü belirterek, “Bazen şu kişi çok ‘asılzade’ derler. Zade kelimesi anlam bakımından oğul demektir. Örnek olarak Nevzat adı, bu ad Farsça’dır ve Kürtler de bunu kullanıyorlar, anlamı ise yeni doğan çocuk anlamına gelir. Şerzat da aynı şekilde. Türkmenlerde ise Aslanzade, Doğramacızade, Çelebizade vb.. gibi sözcükler vardır. Asılzade ise asil birinin evladı demek. Bundan dolayı kişi babasını, dedesini ve aslını bilmesi gerekir. Sonuç olarak insanın tarihi, insana asillik kazandırır. Eğer biz tarihimizi bilmezsek, o zaman tarihimiz yok demektir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

 

“Türkmen siyasi tarafların birçoğu bakanlık veya makam peşindeler” diyen Mahmut Çelebi, “Şunu belirtmek istiyorum ki biz siyasiler ve parti başkanları mutlaka ve mutlaka tarihimizi bilmemiz gerekiyor ki etrafa da anlatalım. Maalesef ki biz tarihimizi bilmiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi;  ‘Tarihini bilmeyen bir insan, geleceğini teminat altına alamaz.’. Birisi bize sorduğu zaman maalesef nereden geldiğimizi ve kim olduğumuzu bilmiyoruz. Türkmen nedir bilmiyor ve Türkmen ile Sümerler birbiriyle karıştırıyor.” dedi.

 

Kendisinin böyle bir çalışmaya seve seve gireceğini belirten Çelebi, bir komisyon kurulması ve belli kişilerin olması gerektiğini savundu. Diğer taraftan ona göre hakiki tarihi yazmak için oluşturulması gereken ideal komisyonu şu cümlelerle ifade etti:

 

“Bu çalışmayı seve seve yaparım. Ama kurulacak komisyondaki insanları bilmek şartıyla.  Hakiki tarihi yazmak istiyorsan, Prof. Dr. Hüsam Davut Erbilli, Doç. Dr. Ümit İbrahim Cevzeli ve benden oluşan bir komisyon kurarak bu işi yapabiliriz. Şunu belirtmek istiyorum, ben tarihçi değilim, fakat bu konuyla ilgili çok eğimliyim, ayrıca tarihi seviyorum ve yazmaya da devam ediyorum. Bunlardan dolayı bir milletin geleceğini bilmesi için mutlaka tarihini bilmesi gerekiyor. Çok üzüldüğüm konu, milletimizin kendi tarihini bilmemesi. Biz çok büyük bir milletin evladıyız. Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne kadar olan bir milletin ayrılmayan parçasıyız.”

Haber: Ziya Uzeiry / Foto: Muhammed Emin 

Bir cevap yazın