Musalla Taşı

Mehmet Ferit Erbiloğlu

 

Geniş çapta siyaset yürütmeyi bir türlü beceremediğimiz aşikar. Neredeyse hepimiz bunun farkındayız ancak pek de oralı olmuyoruz.

 

Bir şehre yoğunlaşıp diğer şehirlerden bihaber siyaset yapmak ne denli doğru olabilir ki.

 

Telafer, DEAŞ belasından kurtarıldı peki, Türkmen siyaset sahasında Telafer nerede acaba ve ne gibi adımlar atıldı.

 

Neden en büyük ve katıksız bir Türkmen kenti olan bir ilçe bu kadar gözardı ediliyor?

 

Telafer’e ziyarette bulunan Türkmen Basın Ajansı ekibine, döndükleri zaman “Türkmen partilerinin durumu nedir ve oradaki yetkililer hatta az da olsa halk, söz konusu partilere nasıl yaklaşıyordu” diye sordum.

 

Dediler ki: Bu konuda mikrofonumuza kimse konuşmak istemiyordu, nitekim sohbet sırasında söz konusu partilere veryansın ediyorlardı.

 

Peki siyasetçilerimiz bunun farkında mı acaba?

 

Gelelim Kifri‘ye!

 

Kifri’de, Türkmen parti ve kuruluşlara ait binalar ateşe verildi. Geriye sadece kullanılamaz hale gelen beton yığınları kaldı.

 

Peki bu konuda ne yapıldı? Orada sayıları bir hayli az olan mücadeleci kardeşlerimiz için ne  icra edildi?

 

Kifrili kardeşlerimizin sosyal medya sayfalarında paylaştıkları fotoğraflara baktığımızda içimiz kabarıyor çünkü hala o binaların önünde nöbet tutarcasına bekliyorlar, toplanıyorlar, direniyorlar. “Yok olmadık, yılmadık” mesajını verebiliyorlar.

 

Peki siyasi sahada siyasetçilerimiz ne yaptı, ne yapabildi? Yapıldıysa duyursunlar bu millete, çünkü millet merak ediyor.

 

Tavuk/Dakuk ne durumda?

 

İlhanlı Katliamı’ndan sonra ne yapıldı? O kanlar öylece yerde mi kaldı?

 

Altunköprü‘de ne oldu? Ne yapabildik?

 

Tuzhurmatu neredeyse her sabah havan toplarıyla güne merhaba diyor ve kayıplar veriyor. Oradaki siyasi durumumuz nedir? Orada da ITC binasına saldırıldı. Diğer detaylara girmek bile istemiyorum, peki Türkmen partileri ne yaptı orada? “Bazı siyasetçileri tenzih ederek, ayrı tutmak istiyorum.”

 

Ya Erbil?

 

Haberiniz var mı Erbil’den?

 

Ne oyunlar döndüğünden ve davasına sahip çıkmaya çalışan bir avuç insandan haberiniz var mı?

 

Şimdi kalkıp “Erbilliler kendi kendilerine sahip çıkmadılar, birçoğu hain” deyip kapatalım mı meseleyi? O mücadele etmek isteyen bir avuç insanı da yok olmaya mı mahkûm kılalım?

 

Kerkük için ne yaptınız?

 

Ya yetiş imdadıma ya artık ölüyorum diyerek mi sahip çıkılıyor.

 

Evet şehit verdik ve vermeye devam ediyoruz ancak şehadete gidenlerimizin kaçı çatışmada hakka yürüdü?

 

Hep kalleşçe, hep arkadan, hep suikast hem patlama yoluyla bu masum canlar hedef alınmadı mı?

 

Bunca dertlerin üzerine birde şehircilik  tuz biberini mi ekleyelim.

 

Belki 70 ve 80’li kuşaklar daha iyi bilirler, bu şehirler arasında “Saddam Hüseyin döneminde bile” nasıl bir ilişki olduğunu. Erbilliler toplanır gider Kerkük’te sinizarf oynar, Kerkük kalkıp Erbil’e Kardeşlik Ocağı’nın sıra gecelerine katılır, Altun Köprü Duz’a, Duz Kifriye giderdi ve siyaset olmadığı için çıkar da yoktu, işte bu nedenle güçlü bir bağla bağlıydı gönüller.

 

En büyük çekişmemiz horyat atışmasıyla son bulurdu.

 

Madem ki liderliği iddia ettiniz ve bayrağı elinize aldınız o vakit, Irak içerisinde bulunan Türkmeneli ve Türkmeneli dışında yaşayan bütün Türkmenlere sahip çıkmak boynunuzun borcudur.

 

Sadece dilde değil fiilde sahip çıkmalıdır.

 

“Her şehir, her ilçe kendine sahip çıksın kardeşim” edasıyla siyaset yapılmaz, yapılmamalı.

 

Bakınız, yıllardır bu millet iyi veya kötü Türkmeneli’nin her yerinde size sahip çıktı ancak sizin siyaseti becerememeniz yüzünden ilçe ve şehirlerimiz teker teker eriyip bitiyor tıpkı Hanekin gibi.

 

Beceriksizliğiniz yüzünden, aralarında hiçbir zaman mezhep kavgası olmayan Türkmenler o bataklığa kaydı ve biz hala bu gerçekleri sadece saklamakla yetiniyoruz.

 

Bağırmakla, büyük laf etmekle, büyüklük taslamakla ve henüz oturduğu koltuğu bile hakkıyla layığıyla dolduramazken, her şeye hakimiyet sağlamaya çalışmakla, şehir ayrımı yapmakla kısacası “ben en büyüğüm, en iyiyim” demekle olmuyor beyler…

 

Bize birleştirici bir siyaset gerek. “Türkmenelim” diyebilecek bir strateji ve bunun yanında şehir değil Türkmeneli için mücadele gerek.

 

Her tarafa hain, herkese hain şüphesiyle yaklaşılmamalı. İnsanlarımızı geri kazanmalı, birlik oluşturmalıyız.

 

Şu anda Irak’ın genelinde siyasi bir boşluk mevcut ve bu boşluğu lehimize dönüştürmeliyiz.

 

Kime söylüyorum ki..!

 

Bu dediklerimi benden daha iyi bildiklerinden eminim ama insanoğlu işte umudu musalla taşına kadar devam edermiş.

 

Hülaseyi kelam, “Baş” olduğunuzu iddia ediyorsanız, bütün gövdenize sahip çıkacaksınız, aksi halde baş gövdesiz ayakta kalamaz.

 

 

 

Bir cevap yazın