Kişisel değerini ve özgürlüğünü koruyabildin mi?

Ali Antar

Her ne kadar içinde bulunduğumuz toplum çok milletli bir yapıya sahip olsa da çoğunluğu Müslüman olan bireyleri barındıran bir toplum olduğumuz aşikar. Bu nedenle de büyük bir bölümümüz İslam dininin temellerine, Allah’ın şeriatlarına ve Peygamber Efendimize bağlıyızdır.

 

 

Yüce Allah, insanları yarattığını ve hepimize saygınlık değerini verdiğini belirtiyor. Allah tarafında, her insanının bir değeri ve saygınlığı vardır. Biz insanlara düşen ise yüce Allah tarafından bize bağışlanan değeri ve saygınlığı korumaktır.

 

Çoğu zaman insanlar çok küçük ve değersiz bir şey için kişisel değerlerini azaltıyorlar veya yok ediyorlar. Örneğin, daha çok siyasi fikirlere sahip kişiler bu durumla karşılaşıyor. Kendi kişiliklerini bir parti veya çıkarları uğruna kurban veriyor.

 

Örneğin, bazı kişiler yüksek bir mevki veya makama gelebiliyorlar ancak kendi kişiliklerini koruyamıyorlar. Çünkü mevki ve makamlarına kendi haklarıyla geçmemişlerdir. Her zaman görevinin elinden alınması ve maddi gelir kaynağını kaybetmek gibi korkular içerisindedirler. Sürekli başkalarının gölgesinde kalmayı ve başka amaçlara hizmet etme zorunluluğunu taşımaktalar. Kendilerine güven sağlayan ve görevlendiren kişilerin yerine güçlü taraflara hizmet sunmaktalar.

 

Peki neden bir insan çıkarlarını, yüce Allah’ın ona bağışladığı sıfatların önüne koyar. İnsan özgürce dünyaya geliyor ve kendi kendine ayakta durana dek anne ve babası tarafından öğüt alıyor. Ardından tek başına kalıyor,  gördüğü eğitime göre davranışını ve kişiliğini sergiliyor. Sonuç itibariyle davranış ve ahlak güzelliğine göre toplum içerisinde bir ağırlık kazanıyor. İnsanlar neden çıkarları ve geçici birkaç gelir için toplum içerisindeki ağırlığını kaybeder? Eğer bir insan çaba gösterirse tüm bu kazanımları elde edebilir. Ancak bu onu zorlayacaktır. Burada ilginç olan, insanların kazançlarını daha kolay elde etmek için kişiliklerini kurban vermesidir. Bence, bu şekilde yaşayan insanlar çok değişik kişilerdir.

 

Anlattığımız kişilerden daha ilginç olan kişiler de vardır. Bu kişiler çoğu zaman kişiliklerini kaybediyor ancak bunu yaparken hiçbir kazanç elde etmiyor ve  kendilerini sadece faydasız şeylerle oyalıyorlar.

 

İnsanların birçoğu kötü ekonomi şartlar altında yaşam sürdürüyor. Ancak günlük geçimlerini sağlayacak bir gelir elde edebilmek yerine siyasi bir fikir peşinde koşarak, bunun uğruna zaman ve çalışmalarını boşa harcamaktadırlar. Yaptıkları çalışma ve fikirlerin hiçbiri onlar için bir fayda ifade etmemektedir. Bu şekilde sadece kendilerine zarar vermekteler.

 

Bu tür insanlar, radikal siyasi fikirlerinden dolayı oturumlarda sorun yaşanmasına neden olan kişilerdir. Belki de bazen partisel gerginliklerin oluşmasına neden olmaktalar. Şüphesiz bu gerginlik ve sorunlar sadece partiler arasında olan bir şey değil. Çoğu zaman radikal dini fikirler nedeniyle radikalizm meydana gelmektedir. Öyle ki bazı anlarda toplum arasında sadece bir futbol oyunu nedeniyle gerginlik yaşanmaktadır. Bazı kişilerin bıçakla birbirlerine saldırdıklarını duymuşuzdur ki koruduğu ve hayatını kurban verdiği konu, kendisine bir fayda getirmemektedir.

 

Tüm bu halkın radikal düşünceleri, bir kişiye bağımlılığı, partisel veya herhangi bir ideolojiye mahkum olması, bana bir hikayeyi hatırlatıyor. O hikaye de şu şekildedir:

 

“Bir köpek ot yediği sırada yanından başka bir köpek geçer. Diğer köpeğin ot yediğini görünce olduğu yerde kalır (çünkü daha önce hiç bir köpeğin bitki yediğini görmemişti ve bu durum onu şaşırtmıştı) ve büyük şaşkınlıkla ot yiyen köpeğe şu soruyu sorar: ‘Hey! Sen kimsin? Neden ot yiyorsun?’

 

Ot yiyen köpek, başını yerden kaldırarararak gururla şunu söyler: ‘Ben! Ben Kasım Han’ın köpeğiyim.’

 

Diğer köpek gülerek, ‘İyi köpek! Sen ot yediğin halde neden Kasım Han’ın köpeğisin? Eğer sana bir parça kemik verseydi o ayrı bir şey ancak madem ki sana bir şey vermiyor ve bu nedenle de ot yiyorsan neden kendi köpeğin değil de Kasım Han’ın köpeği oluyorsun?’ der.”

 

Bu hikaye ne kadar da doğru ve anlamlarla dolu. Hiçbir fayda kazanmadığı halde onu koruyor ve birnevi avukatı oluyor. Neden onu savunuyorsunuz? Neden vaktinizi boşa harcıyorsunuz? Zamanımızı, faydalı şeyler için ayırmalıyız ki harcamaya değer olsun.

 

İnsan, özgür bir varlıktır. Özgür oldukça da güzeldir, özgürlüğünü koruduğu sürece daha değerli ve güzel olur. Her insan özgürlüğünü yitirip, bir düşünceye veya bir kişiye bağlı kaldığı sürece, hergün lüks bir otomobille gezen ve yüksek makama sahip olan ancak normal bir kişinin yarattığı etkiyi yaratamayanlar gibi kendi değerini kaybeder ve kötü bir profile sahip olur. Bu nedenle insanlar her zaman özgürce ve gururla yaşamalı.

 

İnsanlar özgürlüğün gerçek manasını anlamlı ve özgürlüğün ne olduğunu bilmeli. Sen özgür müsün? Özgürlük senin sorunsuzca iş yerine gidip gelmen midir? Özgürlük, sadece kendi istediğin kıyafeti giymek midir? Bu gibi birçok sade şey insan hakları içerisinde yer almaktadır ki bütün insanların bunu yapabilmesi gerekmektedir. Ancak biz insanlar tüm bu zeamete rağmen çoğu zaman bazı kişilerin veya belirli bir tarafın yönetiminde kendimizi özgür sanıyoruz.

Bir cevap yazın