Kerkük Meselesi

Ali Antar

Yıllardır bitmeyen bir mesele haline gelen Kerkük sorunu içinde bulunan Türkmen, Kürt ve Arapları yıpratmış durumda. Osmanlı İmparatorluğu’nun Irak’taki varlığının sona ermesinden sonra İnglizler, Kerkük şehrinden Türkmen varlığını silmek için yapabildikleri her tür oyunu yaptılar. Ama Türkmen milletinin iradesi her zaman bu oyunlardan daha üstün olmuştur. Kerkük’ün ayrılmaz parçası olan Türkmenler kültürlerini ve bu şehirdeki tarihi miraslarını korumak için direndiler.

 

 

İnglizlerden sonra art arda gelen Irak’taki krallıklar ve ondan sonraki yönetimler bu hamleleri aynı şekilde sürdürdüler. Yıllarca sürdürülen Araplaştırma politikası, Kerkük’teki Türkmen varlığını azaltmasa da bu kentte bulunan Arapların sayısını arttırmıştır. Böylece Kerkük’te bulunan asil Kerküklü Türkmen, Kürt ve Arapların yanı sıra Saddam ve ondan önceki yönetimler tarafından getirilen Araplar da yer almaya başladı. Kürtlerin Kerkük’ü, kurmak istedikleri özerk bölgeye dahil etmek istemelerinin ardından Saddam Hüseyin’in olduğu süreçte Araplar Kerkük’e yerleştirilmeye başladı.

 

2003’te yaşanan Amerikan işgali ve Saddam’ın düşmesinden sonra, Kürtler de Saddam’ın yaptığını birebir taklit etmeye başladılar. Böylece Kerkük’te Kerküklülerin olduğu kadar asil Kerküklü olmayanlar da yaşamaya başladı. Elbette yaşanan bu demografik değişim Türkmenleri de olumsuz etkiledi. Amerika, Kerkük’ü Kürt yönetimine teslim etti ve Kürtlerin de hakimiyeti 15 yıla yakın bir süre devam etti. Benim tanıdığım çok sayıda Kerküklü Türkmen ve Kürtler var. Hangisine sorsam “Biz Kerküklüler arasında hiçbir sorun yok, 3 millet kardeş gibi yaşıyoruz. Ama siyasiler ve yönetim aramıza sürekli nifak sokuyor” diyorlar. Kerkük’te 15 yıl boyunca çok sayıda sorun, tartışma ve suikast yaşandı. Nedense yapılan kötülüklerin çoğu Türkmenlere karşı gerçekleştirildi.

 

Yıllarca Türkmenler, Kürt ve Araplara “gelin, bu şehri beraber yönetelim” diye seslendi. Ama hiç kimse Türkmenlerin bu çağırısına kulak vermedi. Daha sonradan çıkan Kerkük’te IKBY bayrağının asılması kirizi ve “bağımsızlık referandumu” ortalığı iyice karıştırdı, ve o gün geldi, 16 Ekim’de Irak güçleri Kerkük ve bütün tartışmalı bölgelerde kontrol sağladı. Ama sıkıntılar yine bitmek bilmiyor. Kerkük şu anda il meclisi olmayan ve valiliği vekaleten yürütülen bir şehir haline geldi.

 

100 yıldan fazla süren bu çekişme, çatışma, anlaşmazlık ve sorunlar Kerkük halkını iyice yordu. Hiçbir tarafın sunduğu çözümü, hiçbir taraf kabul etmiyor. Türkmenlerin Irak eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile üzerine anlaştığı yüzde 32 formülü KDP tarafından kabul görülmezken, Talabani’nin vefatından sonra KY tarafından da reddedildi. Böylece Kerkük’teki sorunlar içinden çıkılmaz bir hâl aldı. KYB, Kerkük valiliği görevini alma konusunda ısrarcı bir tutum sergiliyor. KDP ise cumhurbaşkanlığı görevini KYB aldıktan sonra Kerkük valiliği görevini KYB’ye kaptırmamakta kararlı. Türkmenler de il meclisi başkanlıkları uzun süre ellerinden alındığı için yeni seçime kadar valinin Türkmen olmasını kendi hakkı olarak görüyor. Böylece Kerkük, Irak ve IKBY arasında üzerine anlaşma sağlanamayan bir bölge olmasının yanı sıra içinde bulunan siyasi partilerin de üzerine anlaşma sağlayamadığı bir şehir haline gelmiş durumda. Bir taraftan Erbil ve Süleymaniye baskısı, diğer taraftan Bağdat baskısı altında kalan Kerkük’ü önümüzdeki süreçte zor günler beklemekte.

 

Artık Kerkük için özel bir bölge olma zamanı geldi gibi görünüyor. Bu çözüm yoluna bir türlü razı olmayan Kürt siyasilerden bazılarının da artık kanaatleri bu yönde. Kerkük’ün, Bağdat ve Erbil arasında sıkıntılar içinde kalacağına özel bir bölge olması tek çözüm yolu gibi görünüyor. Böylece Kerkük’ün geleceği Kürt ve Araplar tarafından değil de kendi halkı tarafından belirlenecek. Irak ekonomisine en çok katkıyı sağlayan ikinci şehir olan Kerkük, özel bir bölge olduktan sonra kendisine ayrılan bütçeyle hak ettiği hizmete kavuşacaktır. Yıllarca Irak’ı besleyen Basra ve Kerkük şehirleri Irak’ta göz ardı edilen 2 şehir halini almıştır. Çok sayıda hizmeti hak eden petrol yatağı olan bu şehirlerin halkları rahat bir nefes almayı hak ediyor.

 

Bir cevap yazın