İhtiyaçken Yerini Geleneğe Bıraktı

Beşik üretimi unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımızdan biridir. Geleneksel yöntemlerle yapılan beşikler babalarımızın ve dedelerimizin içinde büyüdüğü bir zamanların en gözde çocuk karyolaları idi. 

 

Teknolojinin ilerlemesi ile artık daha modern çocuk yatakları tercih ediliyor. Ancak el yapımı beşikleri tercih eden kesim sayesinde bu kültür hala daha devamlılığını koruyor.

 

Erbil’in Kayseri Çarşısı’nda babasından devraldığı mesleği yürüten Zekeriya Muhammed Neccar, beşiğin Erbil’de bir kültür olduğunu ifade etti.

 

 

Zekeriya Muhammed Neccar, atalarından öğrendiği beşik yapımı mesleğini sürdüren emektar esnaflardan biri. “Beşik kullanımı Erbil’de önemli bir kültür. Biz de dedelerimiz, babalarımız gibi beşikte büyüdük.” diyen Neccar, eskiden Erbil Kalesi’nde çarşıda beşik satıldığını ve her evde beşik bulunduğunu söyledi.

 

Erbil’de eski yıllarda birkaç beşik ustasının olduğunu belirten Neccar, “Onlar da elle beşik yaparlardı. İzzet Şakir Naccar, Hacı Muhammed Hacı Salih ve Ahmet Mahmud bunlar bazıları, tabii ki adını saydığım ustalarımızdan çok daha önce bu mesleği icra eden ustalarımız da varmış.” dedi.

 

Teknolojinin ilerlemesiyle farklı beşik ve yatak çeşitlerinin piyasaya sürülmesiyle mesleklerinin bu durumdan etkilendiğini dile getiren Zekeriya Muhammed Neccar, “Ama beşik bir kültür haline geldiği için birçok aile hala daha beşik alıyor ve çocuklarını beşikte büyütüyor.” diye konuştu.

 

“Eskiden beşik yapımı çok daha zordu.” diyen Neccar sözlerine şöyle devam etti:

 

“Çünkü her işlem elle yapılıyordu, bir beşiği yapmak iki güne yakın zaman alıyordu. Ama şimdi daha kolay, farklı makineler kullanılıyor, bir fabrika günde onlarca beşik yapabiliyor. Şimdi Türk malı olan mdf ürünler getiriliyor. Kesip, nakış işleyip,  öyle beşik yapıyoruz ve yüzde yetmiş beş oranında bu ürünler satılıyor.”

 

 

Teknolojinin bu denli ilerlemediği dönemlerde sadece dağlardan getirilen ağaçlarla beşik yapıldığını söyleyen Neccar, şimdi ise birçok ağaç türünü beşik yapımında kullandıklarını ifade etti.

 

Bir beşikte birden çok çocuk büyütüldüğünü anlatan Zekeriya Muhammed Neccar, “Eskiden bir beşikte onlarca çocuk büyütülürdü, beşiği olan aile kendi çocukları büyüyünce akraba ve arkadaşlarına da aynı beşiği verirdi. Onlar da çocuklarını aynı beşikte büyütürdü ve en sonunda

 

ihtiyacı olmayan aileler, başka kişiler kullansın diye bir türbeye ya da bir tekkeye beşiği bırakırdı.” şeklinde açıklama yaptı.

 

İnsanların eskiden beşiğe çok büyük bir önem verdiğini ve beşiklerin daha güzel ve özel olması için onu süslediklerini belirten Zekeriya Muhammed Neccar, “İnsanlar beşik almaya ya da yaptırmaya gittiklerinde ‘bana bir Sultan Mahmut beşiği yap’ derlerdi. Sultan Mahmut beşiği yani nakışlı ve desenli bir beşik anlamına gelirdi. Ustalar çarrak dedikleri aletle güzel desenler yapardı ve sim dedikleri boyayla beşiği boyarlardı.”  diye konuştu.

 

Zekeriya Muhammed Neccar  son olarak, her ailenin kendi kültürüne, geleneklerine önem vermesi ve bu tür el sanatlarının kaybolmaması gerektiğini belirtti.

Haber&Foto: Ali Salim