Halis Antik: Erbilli Dendiği Zaman Türkmen Demektir

Halis Antik Erbil’in tanınan simalarından birisidir. Üçlü adı, Halis Yunus Mustafa’dır. Aile Körbaba soyismiyle bilinir, nitekim kendisi yarım asırdır Erbil’in tarihini barındıran ve anlatan antika eşyalarla ilgilendiği için ve bunu bir meslek olarak da icra ettiği için halk arasında Halis Antik olarak tanınır.

 

Tba’ya hayatını ve eski Erbil’i anlatan Halis Antik, 30-40 yıl öncesinde Erbil’de Türkmenlerin şehirdeki durumundan da bahsetti.

 

”1956 yılında Erbil Kalesi’nde doğdum.” diyerek sözlerine başlayan Halis Yunus Mustafa, “Ben yaklaşık 50 yıldır antika eşyalar ve müze oluşturmakla uğraşıyorum. Dedelerimizden ve eskilerden kalan eşyalar, yanımda ve muhafaza ediyorum. Başka ülkelerden başka milletlerden insanlar gelip bu eşyaları görüyor ve ben de onlara tarihini anlatıyorum. Şimdi ise 100-500 yıllık eşyaları muhafaza ediyorum ve ayrıca yeni şeyler de var.” ifadelerinde bulundu.

 

Antika eşyaların bulunduğu dükkanındaki parçaların el işiyle yapıldığını belirten Halis Antik, “Bu parçalar eskiden burada Erbil Kayseri Çarşısı’nda yapılmıştır ve bunları yapanların da hepsi Erbilliydi. Ayrıca Kayseri Çarşısı’nda eskiden kazancılar, altıncılar (kuyumcular), demirciler, nalcılar vb. vardı. Bu insanlar da Erbil Türkmeniydi ve Erbil şehrinin güzel bir tablosunu oluşturmuşlardı. Ayrıca Erbil Türkmenlerinin yüzde yetmişi Erbil Kalesi’nde yaşardı. Kalenin aşağısında da Araplar Mahalesi, Hanaka Mahallesi ve Tacil Mahalesi’nde Türkmenler vardı. Erbilli dediğin zaman Türkmen, Türkmen dediğinde de Erbilli demek anlamına gelir.” diye konuştu.

 

Kendisinde var olan bu antika merakının küçük yaşlardan itibaren başladığını söyleyen Halis Antik, sözlerine şöyle devam etti:

 

“Eski paraları ve fotoğrafları toplardım. O zamanlar Alman malı bir fotoğraf makinem vardı. Fotoğrafları çıkarmak için Fınun Stüdyosu, Şarık Stüdyosu gibi Erbil’de birkaç stüdyo vardı. Kemal Karada diye biri fotoğraf makinesini tamir ederdi. Erbil’in her yerine tren istasyonuna, Erbil Kalesi’ne ve birçok mekana fotoğraf çekmek için giderdim. Şimdi binlerce fotoğraf arşivim var.”

 

Eski kitapları toplamayı sevdiğini belirten Halis Antik, özelikle elle yazılan kitapları, Kur’an-ı Kerim, tefsir kitapları, tasavvuf kitapları ve Osmanlı tarihine ilişkin kitapları biriktirdiğini, bunları evindeki kütüphanesinde sakladığını kaydetti.

 

Halis Antik Türkmence müzikler dinlemek için ise, “1970’li yıllarda bir rikorte bakra (kaset çalar) aldım çünkü eskiden sadece radyo olduğu için her zaman Türkmen müzüklerini dinleme şansımız yoktu. Ondan dolayı müzik çalarla Türkmen şarkılarını dinlerdim. Eskiden Haydara Kaçal, Yunus Hattat, Muhammed Ahmet Erbilli, Haba ve Mışko vb. sanatçıların şarkılarını dinlerdik. Sonradan kasetler çıktı ama bakranın tadı bambaşkaydı.” dedi.

 

Ayrıca eski halıları da biriktirdiğini belirten Halis Antik, “Dükkanımda bir bölümde biriktirdiğim halılar mevcut. Erbililer kendi elleriyle yünü eğerip, renk vererek, halı ve kilim yaparlardı. Şimdi ise başka milletler o eşyalara bizim diyorlar ama aslında hepsi Türkmenlerindir, Erbili Türkmenler kendi elleriyle yapmıştır. Köylerde de yapılan eşyalar vardı ama asil ve asaletli şeyler burada Türkmenlerin elinde yapılırdı.” diyerek konuya ilişkin açıklama yaptı.

 

Eski dönemlerdeki düğün gelenekleri ve insanların birbiriyle olan samimiyetlerine değinen Halis Antik konuşmasını şöyle sonlandırdı:

 

“Düğünlerde kazanlarla yemek yapılırdı. Semaverler açılırdı, akrabalar, dostlar toplanıp, beraber yemek yerdi. Erbil’in ses sanatçıları gelip şarkı söylerdi, kimsenin arasında ayrımcılık yapılmazdı, herkes iç içeydi. Ama maalesef şimdi kötü bir zaman içindeyiz o eski sevgi ve muhabbet kalmadı. Artık herkes para ve mevki peşinde, kardeş kardeşinden habersiz olmuş durumda. Eskiden en uzak akrabalar bile birbirini ziyaret ederdi ama şimdi abla-kardeş arasında bile muhabbet, ziyaret kalmadı. Nerede o eski sevgi, saygı, arkadaşlık ve temiz kalpli insanlar…”

 

 

Haber: Ali Salim

Foto: Muhammet Emin

Bir cevap yazın