Bizim Haklarımız, Sizin Niyetiniz

 Diyar Erbil

 

ABD’li bir askeri hâkim tarafından 2003’ten 2004’e kadar yönetilen Irak’ın, bugün, dünyada en büyük yolsuzluk yapılan, en güvensiz ülke ve insan haklarının ihlal edildiği ülkeler sıralamasında en başta yer aldığını düşünürsek, getirtilen ABD tipi demokrasinin ne kadar işe yaradığını anlayabiliriz!

 

2004’te yapılan ilk seçimden sonra gerçekleşen bütün seçimlerde ABD ve onun onayıyla da İran’ın parmağı olmuştur. Dolayısıyla Irak’ta bir Şii, Sünni ve Kürt denklemi oluşturulmaya çalışıldı. Bu denklem en fazla Kürtlere yaradı. Çünkü hiçbir zaman birbirini kabullenemeyen Şii ve Sünniler, parlamentoda istedikleri yasaları çıkartmak için, çoğunluk sağlamak mecburiyetinde kaldıklarında, Kürtlerin bütün isteklerine evet dediler. Bu durumu kendi lehlerine çok iyi kullanan Kürtler, anayasa dahil farklı konularda çok yasada taleplerini elde etmeyi başardılar. Büyük Kürt partileri, hem Irak’ta söz sahibi oldular ve Irak’ın kaynaklarından yararlandılar, hem de kuzeyde kurdukları Kürdistan Federe Hükümeti’ni yönetip, çoğu zaman Bağdat’ı hiçe sayarak buradaki kaynakları da kendileri için kullandılar. Öne sürülen gerekçe ise, Kürtlerin Irak’ta ikinci büyük etnik unsur olmasıydı. Biz bunun peşinde değiliz ancak gerçekleri anlatmak açısından bunları açıklamak gerekiyor.

 

Irak Kürdistan Bölgesi’nde yıllardır dillerde bir Türkmen hakları konusu dönüp dolaşıyor. IKBY Başkanı, Başbakanı ve üst düzey sorumluları ile Türkmen temsilcileri arasında onlarca toplantı yapıldı. Ancak hala,  “referandum sonrası Türkmenlerin diğer hakları da verilecek!” ve “referandum sonrası Türkmenler ve diğer azınlıkların kalan sorunlarını çözmek için çalışılacak!” gibi sözleri duymak hem çok şaşırtıcı, hem de çok üzücü. Tırnak içine aldığım sözler KDP ve KYB’nin iki sorumlusunun Erbil Gazetesi’nin 29’uncu sayısında yaptıkları açıklama içerisinde yer alıyordu. Gülelim mi? Ağlayalım mı? Bu sözlerden herkesin açıkça anlayacağı iki husus var; ya bugüne kadar (bahsedilen, kalan) haklarımız bilerek verilmemiştir, ya da bugüne kadar süregelen şimdiki politikayı sürdürüp oyalama politikasını devam ettirmek istiyorlar. Aslında Türkmenleri kazanmak adına, hem referandum öncesi hem de sonrası için önceden haklarının verilmesi gerekir. Türkmenlerin, “evet siz bize Araplardan daha iyi yaklaşıyorsunuz. Bizim sizinle olmamız daha mantıklı” demeleri için güçlü bir sebep olması gerekir. Ha Irak bugüne kadar haklarımızı verdi de mi böyle konuşuyoruz? Hayır efendim, ağzımız yıllardır yanıyor. Yine aynı sorunları yaşamamak adına yolun başında her şeyin belli olması gerekir.

 

Lafı uzatmadan gelelim millet olarak isteklerimize. En başta belirtmemiz gereken bir husus var. Nasıl ki Kürtler, iç işlerine kimsenin karışmamasını istiyorlarsa, Türkmenler olarak Kürt parti ve yetkililerin iç işlerimize karışmamalarını istiyoruz. Bunu açıklamak için şöyle bir örnek vermek yeterlidir sanırım; zamanında Saddam kendince kukla bir KDP kurduğunda,  bu davranışa karşı Kürtler nasıl üzülüp Saddam’dan nefret ettiyseler, iyi bilinmeli ki Türkmenler de bu süreçte kurdurulan kukla parti ve kuruluşlara aynı duygu ile karşılık veriyorlar.

 

Bunun yanında seçimlerde de Türkmenlerin işlerine karışılmamalı. Türkmen adayı varsa, mensubu olduğu partisi tarafından veya kendi inisiyatifi ile adaylığını koyar. Siz aday koydurtursanız, ya 2009’daki gibi Duhok’tan 6000 küsur Türkmen oyu çıkar. Ya da kendi adayınızı çıkartmak için polis güçlerinize (kuklanıza) oy verin talimatı verirsiniz ki, bu durum sizi de adayınızı da çok komik duruma düşürür.

 

Yakarıda belirtilen iki husustan sonra, Türkmen parti, kuruluş ve bazı Türkmen şahsiyetlerin resmi olarak ve bazen de sosyal medyada dile getirdikleri Türkmen haklarını sıralıyorum: Ana yasada Türkmen Milleti’nin ikinci millet, Türkmence’nin ikinci resmi dil olarak tespit edilmesi. Nüfus cüzdanı, kimlik kartı, pasaport, para birimleri ve ehliyetlerde de Kürtçe’nin yanında Türkmence ile yazılması. Üç başkanlıkta başkan vekilliği, 5 bakan, 5 bakan vekili, parlamentoda en az %20’lik temsil hakkı, dış işleri bakanlığındaki dış temsilciliklerde %20 kontenjan, iç işleri bakanlığın bünyesinde genel müdür, subay ve polis teşkilatında kontenjan, vali, kaymakam, hâkim, savcı vs bütün idari makamlarda kontenjan. İhmal edilen Türkmen tarihi,  kültürel eserleri ve mezarlıkları yasalar çerçevesince koruma altına almak.

 

Eminim şimdi bunları okuyan çoğu Kürt yetkili ve hatta normal vatandaş diyecek ki bunlar gerçekten abartmışlar. Ne hakla bunları istiyorlar? Bu sorunun cevabı çok basittir. Siz, Irak’ta ikinci millet olduğunuz için Bağdat’tan ne istediyseniz ve istiyorsanız, bizim de sizden istememizi neden abartılı görüyorsunuz acaba? Elde ettiğiniz bu kadar kazanım ve ayrıcalığa rağmen, Bağdat size talep ettiklerinizin tamamını vermemesi üzerine bugün bağımsızlık sürecini başlattığınızı unutmayın. Kürt yetkililer çoğu zaman ya Türkmenleri dillerine almayı istemezler, ya da Hıristiyan ve Ezidiler’den sonra Türkmenleri zikrederler. Sonuç olarak, biz bu gibi tutumlarda iyi niyet görmüyoruz.

 

 

Bir cevap yazın