‘Göz ardı edilmiş bir millet’

Göz ardı edilmiş bir millet var burada, zararı olmamasına rağmen sevilmeyen, kabul edilmeyen, reddedilen bir millet var. Medeni, kültürlü ve sakin bir millet olmasına rağmen istenilmeyen bir millet var burada. Erbil’in en asil unsuru olmasına rağmen yabancı muamelesi görüp dışlanan Türkmenler var burada. Dünya ne zaman Türkmenleri de görecek? Ne zaman çıkıp bizim de haklarımız hakkında konuşacaklar acaba!

 

Suçumuz medeni olmamız ise, bu medeniyeti Türk kökenli Sümerler binlerce yıl milattan önce burada kurmuş olmasaydı, şimdi bizi istemeyenler de burada yaşayıp bizi dışlayamazdı. İnşa ettiğimiz medeniyetin kalıntısı olarak bilinen Erbil şehrinde yabancı muamelesi görmek, bu büyük Sümer medeniyetinin sahibi olan Türkmenler (Türk)ler için çok üzücü bir durum.

 

Medyalar dünyaya hiç bir zaman gerçekleri doğru bir şekilde yansıtmamıştır. Hep haklarımız koruma altında, asimile olmuyoruz, isteklerimiz yerine geliyor, temsilcilerimiz var gibi görünüyoruz. Bu nedenle uluslararası toplum Türkmen davasına yakınlaşmıyor ve Türkmenlerin genel olarak Irak’ta ve özellikle Erbil’de günden güne nasıl eridiğini göremiyor.

 

Irak-Kürdistan Parlamentosu 1992 yılında kuruldu, kuruluşundan 13 yıl sonra seçim yoluyla 2. dönemine geçti. 2005 yılında kota sistemi olmadan parlamentoya birkaç Türkmen üye katılmıştı. Üzerinden 4 yıl geçmesinden sonra 2009 yılında Türkmenler bölge seçiminde sadece Erbil’den 29 bine yakın oy toplamayı başardılar. Ama eğer dikkat edersek 2018 yılındaki seçimlerde Erbil de Türkmenler 10 bin oy aldılar. Yani oyların toplamında 19 bine yakın bir düşüş yaşandı.

 

Her ne kadar 2 seçimde de toplanan oylar Türkmen milletinin hakiki oy oranı olmasa da bölgede bulunan siyasi partilerin kendi amaçları için Türkmenlere oy verdiğini bilsek de, 8 yıl içerisinde Türkmen siyasi partilerinin ve Erbil’de Türkmen seçmenlerinin oy oranının ne kadar düştüğünü kolaylıkla farkedebiliriz. Bu da Türkmenlerin medyalarda bahsedildiği gibi rahat bir yaşam sürdürmediğinin bir kanıtıdır.

 

Türkmenlerin istenmediğinin başka bir kanıtı da görmemiz için çok yakın zamanda yaşanan birkaç olayı örnek olarak sizlere sunacağım. Irak-Kürdistan Parlamentosu Başkanı son iki oturumda Türkmenlere karşı ne kadar büyük bir nefret beslediğini açıkça ortaya koydu.

 

Uzun yıllar sonra Türkmenlere verilecek olan çok basit bir hakkı yasa tasarısı olarak parlamentodan geçirmek için Türkmenlere destek vermeyip yasa tasarısının da programa alınmaması için çalışan bir parlamento başkanı, yasa tasarısının ilk okunması yapıldığı günde Halepçe’de katıldığı bir merasimde birlikte yaşamaktan bahsediyordu. Parlamento başkanının bahsettiği birlikte yaşamayı hala anlamış değilim! Acaba başkan hangi birlikte yaşamaktan bahsediyor? Parlamento başkanı olduğu bölgede yaşayan iki millet arasında birlikte yaşama isteği olmayan bir başkan, acaba hangi ülkenin hangi milletleri arasındaki birlikte yaşamayı kast ediyordu?

 

İkinci örnek olarak da son zamanlarda tekrar gündem olan bir video meselesi var. Geçen yıl bir Kürt magazin kanalı Türkmen ses sanatçısı Yunus Tütüncü ile bir röportaj yapmıştı. Röportaj sırasında kanalın muhabiri Türkmen sanatçıya milleti hakkında birkaç rahatsız edici soru sormuştu. Sanatçının “Ben Erbilliyim ve Türkmenim” demesi üzerine, kendisine  “Erbilliler Kürt değil mi?” diye soru soran muhabir, sanatçıdan “Ben Erbilliyim Türkmenim. Nasıl bazı sanatçılarımız Kürt kardeşlerimizden bazıları da Arap kardeşlerimizden ise ben de Türkmenim.” cevabını aldı. Yaklaşık 1 yıl önce çekilen program yayınlandığı zaman toplum içinde büyük bir krize neden olmuştu. Şimdi ise sosyal medyalarda aynı video tekrar tekrar paylaşılıp, üzerinde Türkmen hakkında dışlayıcı sözler yazılıyor.

 

En yakın dostlarımız, en yakın arkadaşlarımız bu videoyu alıp üzerinde “Bu adam nasıl ben Kürt değilim diyor? Neden bu adamı Erbil’de barındırıyorsunuz? Türkmenler iyi bir cezayı hak ediyorlar. Türkmenler hayinler.” gibi ve ağıza alınmayacak ağır sözler yazarak paylaşıyorlar.

 

Bu örnekten bahsetme sebebim Türkmenlerin ne kadar da çaresiz ve devamlı asimileye uğramış bir millet olduğuna açıklık getirmek istediğimdendir. Birçok taraf açık bir şekilde hem Türkmen siyasi partilerini hem de genel olarak Türkmen milletini düşman olarak görüyor. Oysa ki yüzlerce yıldır Kürtlerle beraber yaşayan Türkmenler hiçbir zaman Kürtlere zarar verecek bir adım atmamıştır.

 

Dünya, Türkmenlerin bu durumla karşı karşıya kaldığından habersizdir, ya da haberdardır ama göz yumuyordur. Türkmenlerle çok iyi geçindiğini gösteren hükümet ve siyasi partiler aslında göründükleri gibi olmayabilir. Son zamanlarda göründüğü gibi hem parlamentoda hem de hükümette Türkmenlere destek veren birkaç grubun olduğunu görüyoruz, ama ben şahsen bu siyasi tarafları pek de samimi bulmuyorum. Çünkü benim görüşüm de Türkmenleri zaafa uğratan ve bu duruma getiren sebeplerden biride bu siyasi partilerdir. Türkmenleri bir çukura atıp daha sonra kendisine yardım eli uzatan bir taraf olarak görünmeye çalışan siyasi partiler de uluslararası toplumun önünde Türkmenlerin çok rahat bir yaşam sürdüğünü öne sürmektedir. Oysaki uluslararası toplum sadece Türkmenlerin değil çoğu Kürtlerin de bölgede rahat, özgür bir yaşam sürdürmediğinin farkında değil.

 

Türkmenler için bölgede samimi şekilde bir karar verilmesi gerekir ve kararların da doğru düzgün şekilde uygulanması gerekmektedir. Bölge hükümeti birlikte yaşam ve bölgede yaşayan oluşumların haklarını göz ardı etmek yerine, birlikte yaşama daha fazla önem vermeli ve bu birlikte yaşamı bozmak isteyen kişi, siyasetçi ve siyasi partileri yasal yollarla cezalandırılmalı. Böylece dünyaya gösterildiği gibi güzel bir birlikte yaşam, güzel bir tablo hayalde değil de gerçekten ortaya konulmuş olacaktır.

Ali Antar

 

 

Bir cevap yazın