Fevzi Ekrem: Gösterilere Türkmenler katılmadı

Geçtiğimiz haftalarda Bağdat ve ülkenin güney kentleri, “İşsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliği” nedeniyle düzenlenen gösterilere sahne oldu. Gösterilerde 110’un üzerinde kişi yaşamını yitirmiş, 6 binden fazla kişi de yaralanmıştı.

 

Gösteriye çıkan kişilerin temsilcileri Cumhurbaşkanı, Başbakan, Parlamento Başkanı, İçişleri Bakanlığı ve İnsan Hakları yetkilieri ile görüşmeler gerçekleştirerek taleplerini dile getirdi.

 

Hükümet yetkilieri ise göstericilere taleplerine ilişkin çok sayıda vaatte bulundu.

 

Hükümet karşıtı gösterilere Erbain törenleri nedeniyle 8 Ekim’de ara verildiği ayrıca, “kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi, iş imkanlarının oluşturulması ve yolsuzluk yapanların yargılanması” yönündeki taleplerinin karşılanması için Erbain törenlerinden sonra gösterilere yeniden başlanacağı aktivistler tarafından duyuruldu.

 

Türkmen siyasetçi Fevzi Ekrem, düzenlenen gösteriler ve sonrasında atılan adımlar ayrıca Türkmenlerin tepkisine yönelik Tba Gazetesine değerlendirmede bulundu.

 

Bağdat ve ülkenin güneyindeki kentlerde düzenlenen gösterilerde meydanda olan halk nasıl bir mesaj verdi?

 

Düzenlenen gösteriler bir ilk değil. Daha önce de bu tarz gösteriler gerçekleştirildi. İbraniler, Komünist Partisi, Sadr grubu her Cuma günü öğle namazından sonra gösteriye çıkardı. Ancak bu gösteri bambaşka. Bu gösterinin arkasında devletler vardı, başta gelen Amerika, aynı zamanda Suudiye, İmarat bu gösterileri desteklemiştir. 14 vilayette bir anda, bir vakitte, bir sözde aşırı bir şekilde gösteri yapmak kolay değil. Evet içlerinde işsiz gençler vardı. İş bulamayan, aç insanlar vardı. Açlar devrimidir diyebiliriz. Bunun arkasında bazı devletler var. Siyasi durumu zayıflatmak, aksatmak için ayrıca Irak’ı zayıf göstermek için bu oyunlar oynandı.

 

Devlete, işsizliğin sonlandırılması, fabrikaların tekrar faaliyete geçmesini sağlamak, ziraate önem verilmesi ve aynı zamanda atamaların yapılması yönünde mesajlar verildi.

 

Başbakan Adil Abdulmehdi hükümeti gösterilerden sonra çok sayıda vaatte bulundu. Sizce verilen sözler yerine getirilebilir mi?

 

Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı çok iyi vaatlerde bulundu. Bunları yerine getirmek ciddi manada destek isteyen bir durum. İçişleri ve Savunma Bakanlığı’nda sözleşmeleri fesh olan kişilerin görevlerine dönmesi, atamaların yapılması fabrikaların tekrardan faaliyete geçmesi, Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın işçilere en azından 3 ay maaş vermesi ve daha sonrasında iş bulması, bir de yeni projelere yardımda bulunulması, ziraate daha fazla önem verilmesi, Saddam Hüseyin döneminde iptal olan fabrikalar vardı; televizyon, radyo fabrikaları vardı onların tekrar işletilmesi ve bu gençleri kucaklayıp, bu yerlerde istihdam etmek Adil Abdulmehdi hükümetinin üzerine düşen milli görevlerden sayılmaktadır. Bir de ücretsiz olarak yaşamlarını devam ettirecekleri araziler vermek sözü de verilen vaatler arasındaydı.

 

Savunma Bakanlığı’nda sözleşmeleri fesh olan  1970 asker görevlerine geri döndü. Teker teker bu alanlarda da iyileştirmeler devam etmekte. Burada sivil toplum örgütleri devamlı hükümetle görüşmeler gerçekleştirmekte. Gösteriye çıkan kişilerin temsilcileri Cumhurbaşkanı, Başbakan, Parlamento Başkanı, İçişleri Bakanlığı, İnsan Hakları ile görüşmeler gerçekleştirdiler. İsteklerini ciddi bir şekilde ulaştırdılar ve milletin isteğini yansıttılar.

 

Yani Abdulmehdi hükümeti yavaş yavaş bu istekleri yerine getirmek için çalışıyor. Ama bu gerçekten devrim gerektiren bir durum. Mesela il ve ilçe meclisleri seçime kadar donduruldu. Böylesine ciddi kararlar alındı.

 

Sizce Abdulmehdi hükümeti başarılı olmak için ne tür adımlar atmalı, çünkü verdiği vaatler halkı tatmin etmiş gibi görünüyor.

 

Başbakan Adil Abdulmehdi üzerinde gerçekten büyük baskılar var. Örneğin bir yıl 11 gündür bu hükümet kuruldu. Şimdiye kadar eğitim bakanı yok. Yazkları olsun milyonlarca öğrenci eğitime başladı ama bakan yok. Aynı zamanda sağlık bakanı da yok. Bir yıldır bu durum böyle. Halbuki bir yıla ne büyük projeler gerçekleştirilebilirdi.

 

Ayrıca Abdulmehdi’nin üzerinde baskılar var. Partilerin, komşu ülkelerin ve kamuoyunun Adil Abdulmehdi üzerinde baskıları var çünkü Adil Abdulmehdi’nin parlamentoda bir üyesi yok, bir partisi yok. Seçime katılmamıştır. Tüm etnik grupları razı etmek için Abdulmehdi’yi seçtiler. Bu nedenle Adil Abdulmehdi’nin eli bağlıdır. Bunlara rağmen gerek İçişleri Bakanlığı, gerek diğer bakanlıklar ayrıca Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento Başkanlığı bu hükümetin düşmemesi için destek oldu.

 

Türkmenler bu konuda herhangi net bir tepki göstermedi. Tecrübeli bir siyasetçi olarak, Türkmenlerin bu gelişmenin neresinde olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

 

Bu gösterilere sadece Türkmenler değil Sünniler de katılmadı. Anbar, Tikrit, Felluce, Ramadi ve Musul’dan Sünniler katılmadı. Sadece Şiiler katıldı. Ayrıca Kürtler de gösterilere katılmadı. Türkmenlerin bir davası var o da Kerkük’tür, Türkmenelidir. Kerkük’te bir anlaşmazlık olsa, Bağdat’ta olduğu gibi gösteriler olsa hemen peşmerge, asayiş tekrar Kerkük’e girer. Bu bizim yani Türkmenlerin çıkarına değil. Bu nedenle eli bağlı kaldılar, büyük tepkiler göstermediler. Arzu ederim ki merkezi hükümet Kürt’e baktığı gibi Türkmen’e de baksın, İklim hükümeti de Türkmen’e iyi bir gözle baksın. Çünkü Türkmenler İklim’de ikinci esas unsurdur ve Erbil’de de birinci esas unsur. Ancak Türkmenlerin varlığı, coğrafyası yok olmaktadır. Bunun karşısında eli bağlı susukun kalmayacağız. Tüm kamuoyuna aktaracağız ve anayasaya uygun yollar önümüzde, açıktır.

 

Röp: Eymen Erbiloğlu

 

Bir cevap yazın