‘Fatih’teki yaşlı amca’

Ali Davutoğlu

 

Bazen Fatih Camii’nin önünden geçerken Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ne uğramadan yoluma devam edemiyorum.

 

Umutsuzluğun içinde umut kaynağım oluyor.

 

Türbeden çıktıktan sonra 1453’te ki zafere derin bir nefes alarak şahit olabiliyorum.

 

Boşluğun içinde kaybolup gidiyoruz değil mi?

 

Her Cuma mutlaka Fatih Camii’ne giderim. Orada bastonlu yaşlı bir amca hep aynı yerde aynı dalgın bakışlarla oturur. Yanına yaklaşıp soramam ama yüzündeki çizgilerden bir şeyler çıkarırım.

Ve aklıma şunlar gelir;

 

Hadi itiraf edelim !

 

Neden diye sorarız zaman zaman kendimize. Ben de sorarım kendime, sebebini bilsek bile. Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak aradığımız yer bellidir. Aslında biraz etrafa baktığımızda neden yaşadığımızın kanıtını görebiliriz.

 

Sevdiğimiz kişi kollarını sarıp göğsüne yapıştırmış, soluk alırken, genişleyip daralan kaburgalarımızın zamanın boşuna ve nedensiz olmadığını söylüyor. Sevmek ve sevilmek yaşamaktır aslında. Kötü zamanlarımız olur. Her zaman iyi olamayız. Yine de biri çıkıp nasılsın dediğinde alışkanlıkla iyiyiz deriz. Aslında bizi üzen şey kader değil, kederdir belki de.

 

 

Sınanıyoruz sınavdan geçiyoruz. Ama insanoğluyuz işte sabrımız yok, isyan ediyoruz ve kederleniyoruz. O an Rabbimize sığınıp sabretsek belkide mükâfatını göreceğiz. Bir gün hiç ummadığımız anda isteklerimiz gerçekleşebilir, asla umudumuzu yitirmemeliyiz. Pes etmeden mücadeleye devam etmeliyiz. Bir gün hayata dair umutlarını kaybettiğinde ansızın güneş doğabilir gönlünün semalarına… Güçlü olmak zorunda kaldığında veya güçlü durmayı öğrendiğinde yaşamın renklerini görmeye başlarsın. Sonra o renkleri nasıl seçeceğini de elbet bir gün öğrenirsin. Tüm dertler üst üste geldiğinde “hayat bitti, buraya kadar” deyip tükendiğinde yeşerir belki umutların. En hüzünlü zamanında o akan gözyaşlarının, umut ışıklarının seni bir gün kurtaracağını unutma. Hayatın değerini bilmek için düşmeyi bekleme. Her inişin bir çıkışı, her çıkışın bir de inişi vardır unutma… İnsan hayatını bir kere yaşar deyip yanlışlar yapıyoruz yanlış yaşıyoruz sonra o yanlışlar bizi mutsuzluğa sürüklüyor. Hepimiz hata yapabiliriz önemli olan hatalardan erken dönmek.  Hatanın öğrettiği dersler bize tecrübe olacaktır.  Hatanın neresinden dönersek kardır.

 

Çoğumuz hayatımızı boş yaşarız. Geri dönüp baktığımızda hayatımızı dolu dolu yaşayamadığımızı anlarız. Birçoğumuz için yaşamak zenginliktir. Zengin olabilmek için gece gündüz çalışır. Çoluk çocuğunu ihmal eder. Bugüne kadar neler yaptın sorusuna; “Ha babam de babam çalıştım” der. Bir yandan bakılırsa kaderimiz bizim çaba ve isteğimize bağlıdır aslında. Bu dünyada bir kere olsa Allah için secdeye kapanmadıysa, çocuğuna, eşine sevgi göstermediyse, vicdan nedir bilmiyorsa, iyilik yapmadıysa, çocuklarına, torunlarına anlatacak güzel anıları yoksa… Çevresine örnek davranışları yoksa eğer, bence o yaşamak, yaşamak değildir. Yaşıyoruz çünkü Rabbim istediği için. Bu dünya bir sınav, doğru yaşayalım, geriye güzellikler bırakalım, sevelim sevilelim, paylaşalım, birlik olalım. Haydi, kalkın farklı şeyler yapalım. Mesela; uzun zamandır aramadığımız bir akrabamızı arayıp şaşırtıp sevindirelim. Yakınımızda yardıma ihtiyacı olan varsa elimizi uzatalım.  Bir yetimin başını okşayalım, hiç anlın secdeye değmediyse bir kere olsun alnın secdeye değsin.  Sokakta hiç tanımadığına selam ver. Annenize, babanıza, çocuklarınıza, sevdiğinizi hiç söyleyemediyseniz eğer,  “seni çok ama çok seviyorum” deyip sımsıkı sarılın. Yanımızda sevdiklerimiz olduğu için yaratana şükretmeyi unutmayalım. Rabbim cümlemizi yanlışlardan korusun, güzelliklerle karşılaştırsın. Esen kalın….

 

 

İlgili Haberler