Erşat Salihi: Seçim Anlaşmasında bizim imzamız olmasaydı anlaşma olmazdı

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Erşat Salihi, TEBA’nın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

 

Irak’ta seçim yasası onaylandı ve Kerkük için özel bir anlaşma yapılarak seçim bölgeleri belirlenmişti. Arap ve Kürt taraflar ortak bir fotoğraf paylaştı. Bu da Türkmen halkında ‘yine yalnız kaldık’ duygusunu oluşturdu. Bu yasanın Türkmen halkına olumlu ya da olumsuz getirisi nelerdir?

 

Tesadüfen çekilen bir fotoğraftı, biz o esnada farklı bir yerdeydik. Önemli olan imzaydı. İmzalar içerisinde bizim de imzamız olmasaydı demek ki anlaşma olmazdı. Bu kanunun yanlış olduğunu defalarca kez söyledik. Kerkük ve Musul için farklı bir kanun uygulanmalıydı.

 

Kerkük’te 3 kadın kotası var, 3 yere bölünmesi lazımdı. Üç ayrı yere bölündüğünde esaslar üzerine bölünmeli. Toplumun nüfusunun oranına göre dağılması lazımdı. Nüfus ve kadın kotasına göre değerlendirilmeli. Kanun tamamen bizim lehimize de diyemeyiz. Kürtler de kanundan çok memnun değiller, çünkü onların da bazı oyları bizim bölgemizde kalıyor. Coğrafyada milletler hakim olmalı, Kerkük üzerinde planlanan coğrafik değişimler hakkında insanlar dikkatli olmalıydı. Bu bir iki günlük mesele değil, 80 yıldır yaşanıyor. Seksen senedir Araplaştırma politikası devam ediyor. Elli dokuzda (1959) Kürtler yerleştirildi. Bu yeni bir mesele değil. Bu demografik değişim, hem Sünni Araplar, hem de Kürtler tarafından yapılmakta. Sünni Arapların seksen yıldır ellerinde olan kontrol neticesinde Kerkük’ü ve güneyini Araplaştırdılar. Kürtler ise 1958 yılından sonra Bağdat’tan yararlanarak, Kürtleştirme politikasına başladılar. 2003’ten sonra daha çok sistematik bir şekilde Kerkük’ün kuzeyinde binlerce evler yapıldı. Kerkük artık 3 coğrafi ve kavmi yere bölündü; Kürt bölgesi, şehir merkezi Türkmen bölgesi ve köyleri bir de Havice Arap bölgesi oluştu. Bu bir gerçek ama zulümle yapılan bir gerçek.

 

Kerkük’ün nüfusu 2003’te 850 bindi, şu an ise bir milyon 650 bin. Yani 800 bin artış var. En çok Kürtlerin artışı var, ikinci olarak Arapların. Sizin nüfusunuzda artış olmazsa, bir de demografik değişimler yapılırsa imkan halinde azınlık konumuna düşersiniz. Bir milyon 650 bin nüfusun bir milyon yüz bin seçmeni var. Kürtler, 2005 yılında iki yüz bin seçmeni Erbil ve Süleymaniye’den Kerkük’teki gıda karnelerine ilave ettirdiler. İki yüz bin az bir sayı değil. İki yüz bin seçmen ilave edilmesi dört yüz bin nüfusun getirilmesi anlamına gelir.

 

On iki sandalye var. Bunu bölmemiz gerekiyor. Sandalyeler seçmen sayınıza göre veriliyor. Bu anlaşmaya göre 5 sandalye birinci seçim bölgesine ki çoğunluğu Kürt bölgesi, ikinci olarak merkeze 4 sandalye verildi, bizim bölgemize düşüyor. Üçüncü olarak da Arap bölgesine 3 milletvekili düşüyor.

 

Burada avantajımız neydi; bütün oyumuzu biz bir yere topladık. Bu bizim için bir avantaj, Türkmen milleti bunun farkında olmalı. Ne kadar oyumuz varsa merkeze getirdik, iki yüz bin Türkmen oyu var. Artı otuz bin Kürt oyu var, kırk bin Arap oyu var. Altunköprü Kürt bölgesinin içinde kalıyor. Peki orada kaldığında biz onların oyundan nasıl istifade edebiliriz? İttifak neticesinde orada hangi okulda Türkmen oyu varsa onları Kerkük merkeze getirmeyi şart koştuk ve anlaştık. Oradan 3 merkezi, şehir merkezine getirmek için anlaştık. Ayrıca Tavuk bölgesi var. Tavuk’un bir kısmı Kürt, bir kısmı Arap, bir kısmı da Türkmen. Tavuk’un Türkmen kısmını merkeze getirdik. Böylece oylarımızı merkeze taşımış olduk.

 

Irak Türkmen Cephesi’nin seksen bin oyu var. Dört milletvekiline bölersek ve her biri yirmi bin oy alsa her dört sandalyeyi kazanmış oluruz. Ama on aday indirirsek, her aday on beş bin oy alır oylar dağılırsa, Araplar bir aday indirip yirmi bin oy alsa o çıkar. Biz bunu iyi değerlendirirsek 4 sandalyeyi biz alabiliriz.

 

DEAŞ politikası en çok Türkmenlere zarar verdi

 

DEAŞ işgalinden sonra Telafer başta olmak üzere Türkmeneli’nin birçok bölgesinden halk göç etmek zorunda kaldı. Göç eden vatandaşların çoğu bölgelerine dönemedi. Bu durum seçimlere nasıl yansıyacak?

 

DEAŞ politikası en çok Türkmenlere zarar verdi. Telafer’den büyük bir kesim Kerkük, Erbil, Duhok ve Türkiye’ye göç etti ayrıca bir kısmı da Kerbela ve Necef’e gitti. Bu durum hem seçimleri hem de ileri dönemde nüfus dağılımını da etkileyecek.

 

Gelecekte Telafer’in siyasi coğrafyasını etkileyecek çünkü hemen yanında Sincar var, Sincar’da PKK var, Sincar’da bir çatışma var, Telafer de ondan  etkilenebilir. Orada bir oluşum hazırlanıyor. DEAŞ projesi bilerek önce Telafer ve Sincar’a gitti. Bunun neticesinde bu durum gerçekleşti. Göç eden kişileri kendi yurtlarına döndürmek için çabalarımız oldu. Özellikle Ankara’da Irak yönetimiyle bir kast toplantımız oldu. Irak hükümeti ile Türk hükümetinin yetkilileri ve bizler Telaferlileri kendi topraklarına nasıl döndürebiliriz konusunu görüştük. Telaferlilerin bir kısmının dönmemesinin sebebi evlerinin tahrip edilmesidir. Bir kısmının da üzerinde KD şikayetlerinin neticesinde hükümet tarafından üzerlerinde olan baskı nedeniyle dönmüyorlar. Kerkük’te Yahyava Kampında olanların dönmesi elzemdir. Kampta kalan kişilere baktığımızda Telafer’de memur. Vazifesini gidip Telafer’de yapıyor ve kampa geri dönüyor. Özellikle Iyaziye halkının dönmeme sebebi evlerinin hasar görmüş olması. Eğer yerlerine dönmezlerse seçimleri çok fazla etkiler.

 

Elimizden geldiğince herkese kapımızı açtık

 

Seçimler için bir koalisyon yapılacak mı?

 

Koalisyon için hala zaman var. Koalisyonların bazen iyi bazen kötü tarafları var. Bu kanun ferdi bir kanun. Listelerin o kadar da önemi yok. Ben halk içinde sevilen, oy toplayabilen, bir aşiret büyüğü, bir akademisyen, hoca olan bir adayı getirebilirim. Koalisyonlar için hala zaman var. Irak Türkmen Cephesi olarak elimizden geldiğince herkese kapımızı açtık. Ama kapımızı açtığımız zaman maalesef bazen kapımızın açılmasını suistimal ettiler. Türkmen adını kullanıp ama Türkmen ruhu olmayan sadece çıkar için gelenler oldu.

 

2021-2022-2023 politikaları Bağdat’ta ve Ortadoğu’da bizim için önemli. Çok önemli politikalar var. Uluslararası projeler var. Irak’ın komşu ülkelerinin de bir kısmının Irak Türkmenlerinin üzerinde projeleri mevcut. O da ‘Bağdat’ta Irak Türkmen Cephesi, siyasi liderler içerisinde temsil edilmesin. Kim gelirse gelsin Bağdat’a sadece Cephe gelmesin’ düşüncesi. Binlerce kilometre uzaklıkta olanlarda da maalesef komşu ülkelerinde de böyle bir politika var. Biz bunlara hiç fırsat vermeyeceğiz. İllaki Irak Türkmen Cephesi Bağdat’ta kendisi Türkmenlerin temsilciliğini yapacaktır.

 

Biz silahlı örgütlerin çıkmasını kabul ediyoruz, ama bunun 140. madde  adı altında bir anlaşma halinde olmaması lazım

 

Sincar Anlaşması ve ITC’nin bu konudaki destekleyen açıklamaları sonrasında 140’ıncı maddeye bağlama yönünde adım atmaya çalışanlar oldu. Iraklı bazı taraflar bunun 140’ıncı madde ile ilgisi olmadığını vurguladı. Sincar Anlaşması’nın farklı bir şekilde Türkmenlerin karşısına çıkma ihtimali nedir?

 

Sincar Anlaşmasının birinci adımını en ciddi şekilde destekliyoruz, o da terör örgütlerinin oradan çıkmaları. Bir de talebimiz bunun sadece Sincar’da olmaması, Mahmur’da da olması lazım. Bu terör örgütleri oradan çıkartılsınlar ama Türkmen bölgelerine getirilmesin. Yani ya Kerkük’ün civarına ya da Kifri, Hanekin civarına getirebilirler. Yani tekrar Türkmen bölgelerinde bunu yapıyorlar. Bizim işaret ettiğimiz anlaşmanın içerisindeki olan iyi nokta  terör örgütlerinin bölgeden çıkartılmasıdır.

 

Bizim resmi beyanımız şuna işaret ediyor; biz silahlı örgütlerin çıkmasını kabul ediyoruz, ama bunun 140. madde  adı altında bir anlaşma halinde olmaması lazım. Çünkü esasen o bölgenin üzerinde, 140’ıncı madde uygulanmaz. Bu anlaşma, Peşmergenin tekrar gücünü o bölgelere getirmesine sebep olmasın. Çünkü bu durum bizim bölgelerimizi de içine alıyor, o bölgelere bakınca orada Telafer’i görüyoruz. Orada neden Kuzey Irak’ın korumaları olsun. Irak Anayasasına göre İklimin korumaları, 3 vilayette, Duhok, Erbil, Süleymaniye içinde mavi çizginin diğer tarafında olması lazım. Onun haricinde Irak hükümetinin isteğine göre getirilebilir. Kuzey Irak’ta da eğer bir olay varsa İklimin çağrısı üzerine Irak ordusunu da oraya getirebilir. Müşterek Operasyonlar Odasının açılması bizim için şüpheli bir adım. Bu nedenle de biz bunu reddediyoruz ve çok ağır bir şekilde de karşısındayız.

 

O koordinasyon merkezleri, siyasi bir gaye için kurulmak isteniyor. Biz Peşmergenin müşterek bir şekilde Irak ordusuyla operasyon yapmasına karşı değiliz, tam olarak yanındayız. Ama bunların ortak operasyon merkezi, Kerkük’ün idari sınırlarının dışında olmasının yanındayız.

 

Bugün eğer Telaferli kadınların konusu gündeme gelmiyorsa, sebebi biz değiliz, sebebi toplumdur

 

Irak hükümeti DEAŞ’dan zarar gören Yezidi halkına zararlarını karşılamak için proje hazırladı. Aynı şekilde DEAŞ’dan zarar gören Türkmenler için de bu proje geçerli olacak mı?

 

İnsan Hakları Komisyonu Üyesi olarak ve meclisin içinde yer alan görüşlere göre, bu projenin sadece Yezidiler için olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu görüşü hem komisyon hem de siyasi taraflar olarak bildirdik. Bu kanunun içinde DEAŞ’dan kurtulan her kim varsa bir maddi destek almalı. Bazılarının sosyal sorunları var. Bazılarının DEAŞ’dan çocukları var. Peki bu çocuklar kimin yanında kalmalı. Tecavüz edilen o kadının yanında mı kalmalı. Bu konuda Türkmenlerin sorunu yok daha çok Yezidiler bu sorunu yaşadı. Yezidiler toplum içinde kalamadıkları için çoğu Avrupa’ya gitti. O çocukları öldüremezler, o çocuğun bir suçu yok. Bu tarz sorunlar çözülmeli. Çok sayıda Türkmen kadın DEAŞ tarafından öldürüldü, kaçırıldı.

 

Bir süre aşiret büyükleri bunu gündeme getirmemizi kabul etmedi. Bugün eğer Telaferli kadınların konusu gündeme gelmiyorsa, sebebi biz değiliz, sebebi toplumdur. Toplum bize izin vermedi. 2014’te bu meseleyi dile getirmek istedik, bize karşı çıkıldı. Bu nedenle biz dile getirmeyince Yezidiler gündemde oldu. Bu kanunu tekrar gündeme getirdik. Yezidiler ne alırlarsa kaçırılan Türkmenler de aynı şekilde faydalanacaktır.

 

Hükümette bir temsilimizin olmasını istemiyorlar

 

Bağdat hükümeti, Türkmenler için özel bir bakanlık vermişti ve rahmetli Hasan Özmen aday gösterilmişti. Özmen’in vefatından sonra bakanlık için bir isim var mı ya da askıya mı alındı?

 

Biz milletvekilleri olarak, büyük bir baskı uygulayarak bu bakanlığı kabul ettirdik. Ama hükümetin içindeki niyet, Türkmenlerin siyasi karardan uzak olmalarını sağlamak. Ellerinden geldiğince orada bir temsilimizin olmasını istemiyorlar. (Hasan Özmen) Vefatından sonra milletvekilleri olarak anlaştık ve 2 adayımız var. Biri Telafer, biri de Kerkük’ten. Adaylarımızı resmi bir şekilde Başbakanlık Ofisine bildirdik. İsimler teslim edileli 15 gün oldu. Şimdiye kadar bir şey olmadı, tabii ki bunun da bir siyasi amacı var. Ama bu isimleri mutlaka meclise gönderteceğiz.