”Erbilliler nerede? Dinazorlar gibi soyları mı tükendi?”

Haber: Ziya Uzeiry - Foto: Çoban Timur 

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya ağlarında 1922’ye ait bir sayım yayınlandı ve türlü türlü tartışmalara neden oldu. Sayım Erbil Kalesi’nde bulunan mahallelerde yaşayan halka aitti. Sayımda, Saray, Tophane ve Tekiye mahallelerinin adı geçiyor ve sayımda sadece erkeklerin adı var, kadın ve kızlar kayıt altına alınmamış durumda. 

 

Diğer taraftan yapılan sayımda doğum tarihi ve meslek belirtilmiş. Konu hakkında daha fazla bilgi almak adına Erbil’in tanınmış tarihçilerinden ve bir dönem gönüllü olarak Erbil Kalesi’snde müsteşarlık görevini üstlenen Azam Abdulkerim ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

 

1922 yılında yapılan istatistik hakkında fikrini beyan eden Azam Abdulkerim, “Yayınlanan istatistik, hükümet yetkililerince yapılan resmi bir kayıttır. O dönem Kale’nin her üç mahallesi olan Saray, Tophane ve Tekiye’de gerçekleştirildi. Bahsi geçen istatistik zaten seksenli yıllarda Aydın Reşit tarafından Erbil İstatistik Kurumu arşivinden  alınmıştır. İçerik olarak o dönem ev ev kale halkının ismi istatistikte mevcuttur. Hatta evlerde çalışan yardımcı ve uşakların da adı geçiyor. Ayrıca Erbil’in dışından gelenler örnek olarak Araplar ve diğer milliyetlerin de adı mevcut. İstatistik sıralama şeklinde olup Tophane’de bulunan harem sokağından başlıyor.” şeklinde açıklama yaptı.

 

İlk olarak sayımın Saray Mahallesi’nin Ağalar Sokağı’ndan başladığı söyleyen Azam Abdulkerim, ”İstatistikte adı geçenlerin hepsinin evi birbirinin yanında bulunuyor. Sayım ilk defa Saray’da bulunan Ağalar Sokağı’ndan başlanmış. O sokakta ağalar ve varlıklı aileler bulunuyordu, evler de çok büyük metrekarelere sahip, örnek olarak 1000 metre kare hatta 2500 metre karelik evler vardı. O evlerde bulunan nakış ve işlemeler, İran veya şimdiki Türkiye’den gelen ustalar tarafından işlenmiş.” ifadelerinde bulundu.

 

Sayımın belge açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Azam Abdulkerim, “Ayrıca yapılan sayım son derece hatasız bir belge. Zamanında bazılarının ev tapuları kaybolmuştu, biz bu sayım sayesinde bulduk çünkü evler yanyana olduğundan dolayı sayım’da ona göre yapılmıştır.” diye konuştu.

 

Azam Abdulkerim Kale dışında kalan mahallelerin sayımı hakkında ise, “Muhakak ki Tacil ve Haneka gibi mahallelerin de sayımı Erbil İstatistik Kurumu’nda bulunuyordur.” dedi.

 

Erbil’in meşhur aileleri ve o dönem Erbil’de yaşayan aileler hakkında açıklama yapan Azam Abdulkerim şu ifadelerde bulundu:

 

“Önemli ve meşhur aileler Saray Mahallesi’nde otururdu. İlk baştan Çelebiler geliyor daha sonra Hacı Reşit Ağa ve ailesi, daha sonra İhsan Doğramacı’nın babası olan Ali Paşa Doğramacı. Erbil’in önde gelen ailelerinden Uzeyriler geliyor. Ayrıca Esatlılar ve Yakubiler. Yakubilerin bazıları Saray Mahallesi’nde değillerdi. Esatlılar Harem Buruğu (kavşağı) veya sokağında yaşıyorşardı.”

 

Erbil’de molla ve din müntesibi olan meşhur ailelerin de olduğunu dile getiren Abdulkerim, “El Küçük Molla ailesi Erbil’in tanınmış, dine bağlı ailelerinden birisiydi, bu aileler ağalık etmezlerdi. Fakat belli başlı bir mirasa sahip varlıklı ailelerdi. El Küçük Molla ailesinden Reşat Müftü bu ailenin en tanınmış yüzlerinden birisidir.” bilgisini paylaştı.

 

Erbil Kalesi’nin etnik kimliğine işaret eden Azam Abdulkerim, o dönem kalede yaşayanların asıl olarak Türkmen olduğunu vurgulayarak, ”Sayımdakilerin hepsi Türkmen. Birçoğu ben başka yerlerden geldim bahanesine sığınarak Türkmen olduklarından kaçmaya çalışıyorlar. Bazıları ‘Osmanlı Kalıntısı’ olarak bizi görüyor. E peki biz Osmanlı kalıntısıysak neden Osmanlıca konuşmuyoruz, veya neden Erbil, Kerkük, Telafer ve diğer bölgelerdeki Türkmenlerin ağzı veya lehçesi farklı? Neden hepsi aynı değil? Aslında bu bize bizim Osmanlı kalıntısı olmadığımızın ispatıdır. Biz Osmanlı’dan çok daha önce buradaydık ve vardık. Lehçe olarak da Osmanlıca ile herhangi bir ilişkimiz yok.” değerledirmesinde bulundu.

 

Türkmenlerin Osmanlı kalıntısı olmadığını tekrardan dile getiren Abdulkerim, ”Osmanlı zamanında bu bölgeyi tamamen kendi kontrolü altına almıştır. Peki neden oralarda Türkmen yok? Neden sadece Erbil’de ve diğer bazı bölgelerde var? Ayrıca Erbil mahallelerinde Kürt kardeşlerimiz ile Türkmenlerin evleri yanyanaydı, eğer Osmanlı ile bir ilgisi olsaydı hepsinin dili değişirdi. Başka bir konu ise gelenek ve göreneklerinde görülen farklılıklar bize Türkmenlerin çok daha önceden burada olduklarını gösteriyor. Bu saydıklarımın hepsi ispat olarak gösterilebilir. ‘Ben falan köyden geldim’ diyenlere sesleniyorum, nerede sizin akrabalarınız? Mezarlarınız nerede?” diyerekTürkmenlerin varlıklarının Osmanlı’dan çok daha eski yıllara dayandığını kaydetti.

 

”Erbillilerin soyu mu Tükendi ?” diyen Azam Abdulkerim, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

 

“Dikkat çekmek istediğim bir konu var. Herkes ben başka köyden başka yerden geldim diyor, e peki Erbil’in asıl halkı nerede? Dinozorlar gibi soyları mı tükendi? Nerede burada yaşayan millet? Aslında bu tür yorumlar korkudan ve kişisel çıkardan kaynaklanan bir tür hakikatten kaçış.”

 

Bir cevap yazın