Erbil’de 15 Temmuz Darbe girişiminin birinci yılı anıldı

15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılı dolayısıyla düzenlenecek anma etkinlikleri kapsamında Türkiye’nin Erbil Başkonsololuğu, Rotana Otel’de basın toplantısı düzenledi.

 

Türkiye’nin Erbil Başkonsolosu Mehmet Akif İnam basına yaptığı açıklamada  şu ifadelere yer verdi:

“15 temmuz 2016 darbe girişiminde şehit ve gazi olan vatandaşlarımızı anmak, hain darbe teşebbüsüünün bertaraf edilmesinde en büyük etken olan demokrasi ve milli irade bilincini vurgulamak, ve bu vesile ile Fetö’nünnün yani Fetullahçı terör örgütünün gerçek yüzü hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Dışişleri Bakanlığı’mız 9 ve 16 Temmuz tarihleri arasında tüm dış temsilciliklerde kapsamlı faaliyetler yapıyor.”

 

Bu çerçevede başkonsolosluğun da faaliyetler düzenlediğini belirten Mehmet Akif İna, “Sizleri de hem bu faaliyetler hakkında bilgilendirmek, hem de gelinen aşamada darbe girşiminden bir yıl sonrasında ne durumda olduğumuzu sizlerle paylaşmak üzere biraraya geldik” dedi.

 

Bugün saat 16:00’da , 15 Temmuz Darbe Girişimini anmak üzere bir anma merasimi yapılacağını belirten İnam, “Bu merasim kısa fakat anlamlı bir merasim olacak. Bu etkinlikte ağırlıklı olarak vatandaşlarımızı ve soydaşlarımızı ağırlıycaz. Yerel makamlardan da bazı temsilciler aramızda olacak. Anadolu Ajansı’nın katkılarıyla hazırladığımız bir fotoğraf sergimiz var.  Basın toplantısından sonra sergiyi sizlerle birlikte gezmekten mutluluk duyucam” şeklinde açıklamada bulundu.

 

Türkiye’nin Erbil Başkonsolosu Mehmet Akif İnam konuşmasına şöyle devam etti:

 

“15 temmuz 2016 gecesinde ve sonrasında Türkiyede neler yaşandığını hepiniz çok yakından takip ediyorsunuz, biliyorum. Gerek kendi imkanlarınızla gerek burda bizim yaptığımız karşılıklı bilgilendirme faaliyetleriyle gelişmeler hakkında birbirimizi bilgilendiriyoruz.

 

Aslında şu anda arkada gösterilmekte olan video o gün yaşananların güzel bir özeti. Bir yıl önce ülkemizde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde eşi görülmemiş bir boyutta terör saldırısıydı.

 

250 vatandaşımız şehit oldu. İki binden fazla vatandaşımız da yaralandı. Halkımız tek bir yürek olarak büyük bir cesaretle darbecilerin karşısına çıktı, tankların önünde durdu. Devlet kurumlarının ele geçirilmesini engellemek amacıyla kendi vücudunu siper etti.”

 

“Türk halkı demokrasi dışında yapılacak tüm müdahalelere izin vermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koydu”

İnam, Türk halkının demokrasi dışında yapılacak tüm müdahalelere izin vermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.

 

Türkiye’nin geleceğine silahlı grupların değil milletin iradesinin şekil vereceğini ispat ettiğini belirten İnam şu açıklamalrda bulundu:

“Biz yıl dönümü vesile ile demokrassine ve ülkesine sahip çıkarken kahramanca hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimize de minnet duygularımızı sunuyoruz.

 

Tarihimizin en kanlı terör saldırısının ardından bir sene geçti. Aradan geçen süre zarfında bu bir yılın muhasebesini yapmanın ve ileriye bakmanın önemli olduğunu düşünüyoruz. İleriye bakarken ve muhasebe yaparken o gün neler yaşandığını iyi anlamamız gerekiyor. Biz o gün tarihimizde hiç görmediğimiz bir vahşet ile karşılaştık. Kendimizden gibi gözüken insanlar kendi parlamentomuzu bombaladı. Terörle mücadelede en ön cepheden mücadele eden polis özel harekat merkezimizin merkezini yerle bir etti. Silahsız sivillerin üzerine tanklar sürüldü, saldırı helikopterlerinden insanların üzerine ateşler açıldı. Tüm bunları kim yaptı? Kendisini kainatın imamı olarak gören Fetullah Gülen’in silahlı kuvvetlere ve devletin kurumlarına sızmış olan müridleri yaptı. Fakat halkımız hem ferasetiyle, hem dirayetiyle, hem de cesaretiyle bu darbe teşebbüsünü akim bıraktı. Bu çok acı resimden bizim grur duyduğumuz iki tablo ortaya çıktı. Birincisi halkımızın cesaret ve kararlılığıdır. Toplumun her kesiminden, her siyasi partiden halk o gece sokaklara çıktı ve darbenin karşısında durdu.

 

Darbecilerin tehditlerine rağmen televizyon kanallarımız, medya organlarımız yayınlarına devam ettiler. Ben bu vesile ile medyamıza da gösterdiği bu tutumdan ötürü bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

 

İkinci grur vesilesi de halkımızın demokrasiye sahip çıktığını ve çıkacağını bütün dünyaya göstermesidir. En güçlü meşruiyet demokratik meşruiyettir. Dolayısıyla Türkiye’nin geleceğini de silahlı grupların değil demokrasinin şekil vereceğini halkımız kendisi gösterdi.

 

Demokratik yollarla işbaşına gelmiş yöneticilerin hükümetlerin demokrasi dışı yöntemlerle işbaşına geçilemeyeceğini halkımız net bir şekilde göstermiştir. Bu zorlu demokrasi sınavında halkımız çok başarılı bir imtihan verdiğini söylemek durumundayız.

 

Bu grur vesilesini tabi ki aklımızda tutuyoruz. Fakat bunun yanı sıra aklımızda tutmamız gereken önemli bir boyut daha bulunmaktadır. Nasıl bir zihniyet bir insanın kendi insanına kendi kurumlarına kendi liderlerine karşı bu şekilde hunharca saldırıya geçmesine imkan tanıyabilir. Bunun cevabı karşı karşıya olduğumuz suç şebekesi, ihanet şebekesinin doğasında gizli. Fetö öyle bir yapıdır ki, lideri Fetullah Gülen’den gelen emirleri körü körüne uygulayan bir şebeke formatındadır.

 

Bildiğiniz gibi aslında bu örgütün gerçek yüzünü hükümetimiz 15 Temmuz Darbe girişimi öncesinde anlamıştı ve harekete de geçmişti. Bu yapının devlet içindeki uzantılarını ortaya çıkarmak için çok kapsamlı bir çalışma ve çaba sarfediliyordu. Bu süreçte önemi bir aşamaya da varılmıştı fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi bu yapının aslında tahmin edilenin de ötesinde bir tehdit olduğunu ortaya koydu. Darbe girişimi, fetullah Gülen’in 40 yıl boyunca Türk Devleti’ni ele geçitmek için kurmuş olduğu kumpasın büyüklüğünü ortaya çıkardı. Fetö mensuplarının bir virüs gibi devletin tüm merkezlerine sirayet ettiği ortaya çıktı.

 

15 Temmuz’dan sonra geçen bir yıl boyunca ülkemizde kapsamlı idari, cezayi ve hukuki tahkikatlar yürütüldü.  Bu süreç sonunda darbe teşebbüsünü planlayan ve uygulayan yapı hakkında çok önemli bulgulara ulaşıldı. Bu bulgularda şunu gösteriyor. Biz başında Fetullah Gülen’in bulunduğu sapkın bir inanç sistemiyle karşı karşıyayız.

 

Örgüte bağlı okullarda ve yurtlarda sanki bir militan devşirme merkezleri gibi faaliyetler gösteriliyor. Örgüt üyelerinin devlet kurumlarına sızmaları sağlanıyor ve sınavlarda usulsüzlük gibi birtakım yasadışı yöntemlerle devletin önemli kurumlarında ilerlemeleri sağlanıyor.

 

Kendi mensuplarını ilerletmek amacıyla başkalarına kumpaslar kuruyorlar. Hayır derneği veya vakıf adı altında milyarlarca dolarlık para hareketleri yapıyorlar ve para aklıyorlar. Örgütün medya ayağı propaganda vasifesi görüyor. Hücre sistemiyle çalışıyorlar, birbirlerine kod isimler takıyorlar. Birbirleriyle habeleşmek için şifreli programlar icad ediyorlar. Mensuplar arsında istihbarata karşı koymak dersleri alıyorlar, kendilerini gizleme yöntemlerini uyguluyorlar. Ve böyle bir örgüt kendisini biz eğitim hareketiyiz diyorlar. Tabi ki bu bir eğitim harekti değildir. Bu yeni nesil bir terör hareketidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmeye çalışan böyle sapkın bir zihniyettir.

 

“Hükümetimiz aldığı tedbirlerle bu örgütün Türkiye’deki ana omurgasını çökertmiştir”

 

Hükümetimiz aldığı tedbirlerle bu örgütün Türkiye’deki ana omurgasını çökertmiştir. Fakat tehdit sadece Türkiye’yle sınırlı değildir. Bu örgütün dünyada pek çok ülkede faaliyetleri vardır ve devam etmektedir. Örgütün diğer ülkelerdeki yapılanmaları da Türkiye’dekine çok benzemektedir. Aynı Türkiye’de yaptıkları gibi şimdi de diğer ülkelerede bulundukları ülkelerin devletlerin içerisinde ihanet tohumları ekmektedirler. Hayatta kalmak amacıyla bu kez daha da aktif bir şekilde küresel planda bağzı siyasi ve iktisadi nüfus elde etme peşindeler.

 

Tüm dostlarımızı bu vesile ile ve sizin kanalınızla tekrar yeniden uyarmak isteriz. Biz demokrasinin ne kadar değeli olduğunu ve ne kadar zorluklarla kazanıldığını ve muhafaza edildiğini 15 Temmuz’da tecrübe ettik. Bir daha benzer tehditlerle karşılaşmamak için elimizden gelen tedbirleri almak konusunda kararlıyız. Bu zorlu süreci de anayasal çerçevede sürdürmek konusunda kararlıyız.neticede demokrasimize kast edilmiştir fakat demokrasimiz kazanmıştır. Demokrasimizin güçlenerek muhafazası konusunda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.

Bu vesile ile geçtiğimiz yıl 15 Temmuz’da Darbe Girişimi gerçekleştirğinde Türkiye’de demokrasinin seçilmiş hükümetin, seçilmiş yöneticilerin yanında olduğunu beyan eden Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin makamlarına ve bölgedeki dostlarımıza da teşekkürlerimizi yinelemek isteriz.”

 

Basına toplantısının ardından Rotana Otelde ayrıca 16:00’da 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılı dolayısıyla üst düzey resepsiyon düzenlendi.

 

 

Bir cevap yazın