Erbil İçin Ne Yaptık?

Ali Antar

 

Her köşesi Türkmen kokan Erbil nasıl bu hale geldi? Erbil’de eskiden çoğunluğun Türkmen olduğunu bilmeyen yoktur. İlk önce Erbil Kalesi sonra da diğer mahallelerin hepsi Türkmenlerden oluşuyordu. Kayseri Çarşısı’nda da hep Türkmenler vardı.

 

Tarihi kaynaklar Erbil şehrini hep eski bir ticaret merkezi olarak gösterir ve tarih boyunca Türkmenler Erbil sahibi olduğu için bu büyük ticaret de tabii ki Türkmenlerindi. 50’li 60’lı yıllarda Erbil’in merkezine gelip yerleşen Kürtler hep şunu söylerler, “eskiden Erbil’in atan ekonomi damarı Türkmenlerdi” çünkü Erbil’de mülk sahibi olan ve ticaret yapan insanların hepsi Türkmen’di. Bunların da kanıtı, Erbilliyim dediğinde sorulan ilk soru “Türkmen misin?” olması.

 

Şimdi duruma baktığımızda eskisinden çok farklı. Nasıl bizi zayıflattı diye diğer milletleri eleştiriyorsak burada kendimizi de eleştirmemiz gerekmektedir. Erbilliler çekingen tavırlarıyla hep belirli bir sınırda kalmaya devam ettiler ve böylece yavaş yavaş Erbil’in sahipliğinden azınlık bir duruma doğru gittiler.

 

Erbil’in tarihine bakarsak Ahmet Çelebi gibi çok sayıda insan bu şehre büyük hizmetler sunmuştur. Bu hizmetlerden hala bahsedilmekte ve bahsedilmeye de devam edilecek. Ama şimdi Erbil’e hizmet edenler maalesef Türkmenler değil. Çünkü Türkmenler genel hizmet alanları yapmak yerine hep mülk alıp kiraya vermeye ve şahsi kazanç elde edebilecek işlere girdiler. Çok az sayıda Türkmen kalkıp sermayesi ile atölye veya şirket açtı. Oysa ki Türkmenlerin elinde bulunan maddi varlıklarla bunun onlarca katı yapılabilirdi ve Erbil şehrine en güzel hizmetler Erbil’in asil sahipleri tarafından yapılabilirdi.

 

Örneğin; Türkmenler sermayelerini ev almaya harcayıp evleri kiraya vermek yerine hizmet tesislerinde yatırım yapsalardı, şimdi Erbil’e hizmet eden Türkmenlere ait birçok hizmet müesseseleri vardı, bu müesseselerde yüzlerce veya binlerce Türkmen kazanç elde edip geçimini sağlardı. Ama nedense Türkmenler bunun yerine sürekli kiraya verebilecekleri evleri, binaları alıp kirasını toplamayı tercih ettiler.

 

Ne yazık ki böylece Erbil şehri hizmetsiz kaldı. 1960’lardan sonra Erbil’e çevre köylerden bir akım başladığında, Erbil’de Türkmen nüfusuna yakın Kürt nüfusu oluştu. Her ne kadar Erbil’in asil yerlisi olmasalar da Türkmenlerin tam tersine çok sayıda büyük restoran, yüzme havuzu, insanların gittiği, eğlendiği ve gezdiği tesisler açtılar. Böylece bizim yıllarca Erbil’e sunamadığımız o hizmetleri Kürtler sonradan gelip sundular ve kendilerini Erbil’in sahibi ilan ettiler. Tabii ki bunun da arkasında büyük bir hedef var. Onların yaptığı Erbil’in demografik yapısını tamamen değiştirmek için bir hamleydi.

 

Şimdiki Erbil’i bahsettiğimiz eski dönemle karşılaştırırsak değişen birçok şey olduğunu göreceğiz. Örneğin, %100’ü Türkmen esnaflardan oluşan Kayseri Çarşısı’nda şimdi çok sayıda Türkmen olmayan esnaf mevcut. Bu da Erbil’in tarihi yapısının ve demografik yapısının değişmesinde büyük bir etki yarattı. Erbil halkı sürekli yönetime sitem ediyor, Erbilliler kayboldular, Erbilliler sessiz kaldılar gibi ifadeler kullanıyorlar. Oysa ki başımıza gelenlerin birçoğundan kendimiz sorumluyuz. Eskiden Erbil’de Türkmenlere özgü çok sayıda kültürel değerleri ne yazık ki artık birçoğumuz unuttuk. Bizler kültürel ve tarihi miraslarımızı unuttukça kaybolmaya mahkûmuz.

 

90’lı yıllara kadar Erbil’de birçok kültürel, siyasi ve Türkmen aileler tarafından örf ve adetlerimiz gereği hayatımızda büyük bir yer bulan onlarca  eğlence, kutlama merasimleri yapılırdı, bu eğlencelere Erbil halkı büyük bir coşkuyla ve sevinçle katılırdı. Bu çerçevede yapılan kültürel etkinliklere Türkmenlerin yanı sıra Kürtler de katılırdı, çünkü bu tür eğlence ortamları bizim kültürümüzün en güzel parçasıydı ve onlar da buna hayrandı. Ama şimdi ne o eski eğlenceler devam etmekte, ne de eskisi kadar Erbil’de Türkmen ses sanatçısı bulunmakta.

 

Bizim ticari girişimlerimiz ve kültürel miraslarımız zayıf kaldıkça, diğer milletlerin ticari girişimleri ve kültürleri gelişimleri başladı. Böylelikle Erbil’in en varlıklı milleti olan Türkmenler artık diğer milletlere göre fakir veya orta tabakaya düştü. Oysa ki böyle bir duruma düşmek yerine, ticari zekamızı kullanıp Erbil’in her köşesinde çok büyük izler bırakabilirdik. Büyüklerimiz vefat ettiğinde arkasından birkaç ev veya apartman bırakmak yerine, atölye ve oradan ekmeğini kazanan onlarca insan bırakabilirdi. Bu da Erbil’i sahiplenmemizde çok büyük katkı sağlayacaktı.

 

Bir an önce Erbilli Türkmenler içine kapanık moddan çıkıp ticaret dünyasına açılmalıdır. Böylece Türkmenlerin Erbil’de var olduğunu ve hala Erbil’in en asil sahibi olduğunu herkese açıklayabiliriz. Ayrıca, darmadağın hale gelen milletimizi ve kültürel mirasımızı da dirilterek tekrar bir araya toplayabiliriz. Yapılan bu büyük demografik değişime rağmen, Erbil merkezde bulunan bir milyonu aşan nüfusun kesinlikle hala 300 bininin Türkmen olduğunu söylemekte fayda var. Ama ne yazık ki Erbil’in nüfusunun yarısı olan Türkmenler sessiz bir durumda sadece diğer milletleri izlemekte. Oysa ki IKBY Parlamentosu’nda kota sistemi ile 5 sandalye sahibi olmak yerine, bölgenin tamamında kotasız bir şekilde en azından 8 veya 9 sandalye kazanmamız gerekir. Milletler birlik oldukça güçlüdür. Kültürel ve tarihi miraslarını korudukça vardır, ama elinde olan büyük miraslara sahip çıkmazsa kaybolmaya mahkûmdur.

 

Bir cevap yazın