Emcet Esat: Doğduğum yere tekrar geri döndüm

Erbil’in meşhur kasetçilerinde birisi olan Emcet Esat Kasap, sahip olduğu arşiv ile kendisinden söz ettiriyor. Bazı sanatçıların duyulmamış eserlerinin dahi mevcut olduğu arşivi, sayılamayacak kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

 

Dayısı Abdüllatif Demirci’nin yanında ilk kasetçilik deneyimini tadan Kasap, 1967 yılından itibaren günümüze kadar bu mesleği icra etmeye devam etmekte. Şimdilerde Erbil Kalesi’nde kendisine tahsis edilen bir mekanda Erbil’in eski müzik arşivini koruyor.

 

Naz Kasetçilik’in sahibi Emcet Esat Kasap, Tba gazetesinin bu sayısına özel hayat hikayesini, kasetçilik mesleğine girişini ve arşivi hakkında konuştu.

 

Emcet Esat Kasap kimdir? Hayat hikayenizi bize anlatabilir misiniz?

 

Ben, 1959 senesinde Erbil Kalesi’nde dünyaya geldim. 8 yaşından itibaren büyük dayım olan Abdüllatif Demirci’nin yanında kaset işine başladım. Dayım Demirci Erbil’in ilk kasetçisiydi. Kendisi ilk kasetçi dükkanını 1952 senesinde Erbil şehrinde açmıştır. Onun yanında çalıştım daha sonra 1976 yılında kendi dükkanımı açtım. Dükkanımın yeri Sirwan Sinemasının karşısındaydı. 10 yıl sonra yani 1986 yılında İskan Mahallesi’ne taşındım ve Naz Kasetçiliği kurduk. Son olarak geçen sene yani 2018 yılında Erbil Kale’sine geçtik ve burada bize tahsis edilen bir eve geldik. Yani doğduğum yere tekrar geri döndüm.

 

Halk arasında sahibi olduğunuz Naz Kasetçilik ile büyük bir Türkmen müzik arşivine sahip olduğunuz söyleniyor. Siz bu işe nasıl başladınız?

 

Dayımın yanında işe başladım. O dönemde Erbil’de meşhur sanatçılar vardı örnek olarak; Şevket Sait(Mışko), Muhammed Ahmet Erbilli, Hacı Haydar Bakkal, Yunus Mahmut Çelebi, Salim Fettah ve daha birçok okuyucu vardı. Her hafta Kale’de, Tacil’de, Teyrava’da 3-4 eğlence tertip edilirdi. Bu tarz eğlenceler kalmadı artık.

 

Bize arşiviniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

 

Rakamsal olarak bakarsak sayılamaz derecede çok. Erbil’de bulunan ses sanatçılarının ilk kasetinden son kasetine kadar hepsi bizde mevcut. Şimdiye kadar yayınlanmamış durumda olan pek çok kaset var, örnek olarak Mışko, Salim Fettah ve Yunus Mahmut gibi isimlerin hala bazı kasetleri yayınlanmamış. Bazılarını daha kimse duymamıştır. Erbilli Kürt ses sanatçılarının da bende bütün kasetleri var.

 

Teknolojinin sizin alanınıza nasıl bir etkisi oldu?

 

Aslında teknolojinin bizim sektöre birçok faydası olmuştur. Mesela bilgisayarlar aracılığıyla kayıtlarımızı çok daha kolay tutabiliyoruz. Daha önceden bakra (kaset sarma rekordörü) aracılığıyla kayıtlarımızı yapıyorduk ama artık daha kolay. Bir de telif hakkı meselesi var, örnek olarak zamanında bir kayıt yaptığımız zaman sadece kaydın yüzde 90’ının telif hakkı sizdeydi ama artık kendimiz yaptığımız için telifin tamamı kendimize ait.

 

Türkmen sanatı günümüzde, eski seviyesinde değil hatta çok daha geride, bu işin ehli olarak sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

 

Aslında bunun asıl sebebi büyük sanatçılarımızın vefatı. Ayrıca birçoğu artık şarkı söyleyecek güçte değiller. Bazıları tamamen şarkı söylemeyi bıraktı ve günümüzde Türkmen sanatı Erbil’de düşük seviyede. Ayrıca eskiden her gece eğlenceler yapılırdı ve o dönem şarkıcıları bulmak çok zordu çünkü hepsi eğlencelerde sanatlarını icra ederlerdi. Daha da önemlisi şarkıcılarımızın toplumda hatırı sayılır bir yeri vardı ve saygıda kusur edilmezdi, fakat şimdi günümüzde ne o değer ne de o zevk kaldı artık. Eskiler çok farklıydı.

 

 

Röp: Ziya Uzeiry / Foto&Video: Çoban Timur 

Bir cevap yazın