Demokrasi ve Seçim Süreci

Kenan Şakir Üzeyirağalı

 

Demokrasi, Yunanca bir kelimedir; halkın yönetimi anlamına gelir ya da halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelir. Seçimler de demokrasinin en önemli uygulamalarından biridir. Seçim ve devlet kurumları çok eskiden basit ve ilkel bir şekilde ilk defa Yunanistan şehirlerinde yapıldı. Halk bir meydanda bir arya gelip toplumun durumunu ve güncel olayları orada tartışır ve çözüm bulmaya çalışılırdı. Toplum genişleyince herkesin aynın sahada toplanması zor oldu, buna bir çözüm olarak halkın içinden önde gelen kişilikler ve ak sakallı bilge insanları halkı temsilen belirleyip bir yönetim kurulu teşkil etme fikri doğdu. Her yüz kişi arasından bir kişi vekil ya da temsilci olarak seçilir, o insanları temsilen konuşur arzu ve isteklerini ülkenin yüksek yasama konseyine sunardı.

 

İlk demokrasi süreci ve yönetim kurulu teşkili (parlamento ve ya şura meclisi) kuruluşu altıncı yüzyılın ortasında Yunanistan’ın Atina kentinde tarihe kaydedildi. Yunanlılar demokrasiyi kullanan ilk millet oldular ve seçim süreci fikri genişleyerek başka toplumlara da taşındı ayrıca bugünki hale kadar gelmiştir. Siyasi, ekonomik, medeni yaşamda yenilikler ve detaylar meydana gelmeye başlayınca, toplumda siyasi parti ve hareketler baş göstermeye başladı. Seçimler zamanı gelince bu siyasi parti ve hareketler bir üyesini veya halkın içinden güven sahibi ve halkın güven rızasını kazanmış birini milletvekili seçilebilmesi için aday göstermektedir. Adaylar partileri tarafından hazırlanmış olan seçim programını, mecliste bulunduğu süre içinde bir çalışma programı ve yol haritası olarak benimseyecektir.

 

Halkın güvenine nail olan milletvekili yasama kurulunun en yüksek konseyi olan parlamentoda yürütme ve yasama görevlerini en mükemmel şekilde yerine getirmek zorundadır. Bilindiği gibi bu görev oldukça önemli ve kutsal bir görevdir, dolayısıyla bu büyük emaneti taşıyacak olan kişi güvenilir biri olmalı ve milleti en iyi şekilde temsil etmelidir.

 

Seçimler bir çok ilerlemiş ülkelerde büyük ve sabit adımlarla ülkeyi yönetmekte parlak örnekler sunmuştur. Ancak, idari, mali ve toplumsal yolsuzluğun yaygın olduğu toplumlarda, siyasi parti ve hareketlerin birçoğu demokrasiyi kötü yönde kullanıp makam ve devletin yüksek kurumlarına ulaşabilmek için seçim sürecini iyi bir fırsat olarak değerlendirmektedir. Ayrıca bir taraftan seçimler sırasında sahte oylar kullanıp halkın kaderiyle oynuyorlar diğer taraftan ise seçim öncesi hazırlıklarda insanlara vaatlerde bulunan vekil adayı seçimleri kazandıktan sonra bütün bu vaatleri unutup sadece kendi çıkarı için çalıştığı da oluyor, oysa ki seçim kampanyası sırasına gece gündüz çalışacağına milletin arzu ve isteklerini yerine getireceğine dair yeminler ediyor ve vaatlerde bulunuyordu. Ama tam tersine bundan soraki dönemde sadece ve sadece kendi şahsi çıkarı ve menfaatleri için çalıştığını ve bu yetmezmiş gibi yolsuz ve sahtekar kişilerle iş birliği yaparak ülkenin servetini çalmak, siyasi süreci yıkmak, ülkeyi cehenneme çevirmek ayrıca yasama, yürütme ve yargı kurumlarında yolsuzluğu yaymak için rol görmektedirler.

 

Bu durum Irak’ta Amerilkalı sivil hakim (Bol Brimer) tarafından yıl 2003 nisan tarihinde kurulan yönetim kurulunun oluşturulmasından sonra Irak devletini şimdiki gerginlik, yolsuzlık, işsizlik, yoksulluk, umutsuzluk vs.. durumuna maruz bıraktı. Irak’ta her dört yılda bir seçimler yapılmaktadır, halkın temsilcilerini seçebilmesi için bir tiyatro oynanmaktadır.

 

Irak’ta her dört yılda bir kere gerçekleşen seçimlere hile, şaibe karışıp belli gruplara oy vermelerini sağlamak için insanlara para ödeniyor. Kısacası ülkemizde seçimlerin bir oyundan farkı yoktur. Bu oyun neticesinde şüpheli, kirli unsurlar parlamentoyu kazanıyor. Böylece nezih olmayan ve yolsuzluk sevdalısı hükümetler kuruluyor. Adaletten uzak katılımcı ve kucaklayıcı olmayan bu hükümetler ülkeye hiçbirşey kazandırmaz.

 

Hükümet dediğin kucaklayıcı olur, herkese aynı mesafede olur, vatandaşlık kabiliyeti ve nezahat temelleri üzerinde kurulur. Bu da ülkemizdeki yolsuzluğun, zulmün, insanları dışlamanın devam etmesine yol açar. Bu durum yönetim ve profesyonellik gerektiren kısımlardaki becerilerin zai olması anlamına gelir. Böylece yaralı ülkemizde yolsuzluk tahribat ve ümitsizliğe yeni bir boyut kazandırılmış olur.

 

Bir cevap yazın