Daşti Mantk, Avyar Derneği Başkan Yardımcısı- Çevre kirliliği

Çevre kirliliği toprak, su ve havaya zararlı ya da kirli bir maddenin karışması sonrasında birleşmesi sonucu bu unsurları kapsayan canlıları olumsuz etklemektedir ya da doğanın işlevinin azalmasına neden olmaktadır.

 

 

Kur’an-ı Kerim’de ve peygamberlerin insanlığa ilettiği bilgilerde, yeni neslin bilimden önce çevreye önem verildiği görülüyor. Onlarca ayette çevreye, çevrenin dallarına, önemine ve çevre ile ilgili eğitime değinilmiştir. İnsanların elleriyle hayvanlara, bitkilere, insanlara ve tarım alanlarına uğrattığı zararı anlatılıyor ki, Allah zararı sevmez, onarım ve kalkınmayı sever.

 

Çevre kirliliği herkes tarafından hissedilen bir durum haline gelmektedir. Çevre, doğal kaynakları yenileyememe durumuna gelmiş ve insanların çokça düzenlediği etkinliklerin sonucunda sert bir etkiyle karşı karşıya kalmıştır. Yeryüzünün tarih boyunca koruduğu çevrenin kirlenmesi ve dengesinin bozulması büyük sorun haline gelmiştir.

 

Kirlilik, çevreye önem veren bazı kişilere göre, doğal çevreye zarar veren bütün eylemleri önemsemek anlamına geliyor ya da çevrenin etkinliklerden kaynaklanan fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişimlere uğraması olarak tanımlanıyor.

 

 

Çevrenin tek bir unsurunun kirlenmesini diğer unsurlardan ayıramayız, örneğin, çevrenin bir unsuru kirlendiğinde bu kirlenme çok hızlı bir şekilde diğer unsurlara da geçer ve daha sonra canlılara, bitkilere ve insanlara ulaşır. Atıklarda bulunan kurşun maddesi, araba egzozundan çıkan duman, fabrika dumanı, sigara ve nargile dumanı gibi maddeler çok hızlı bir şekilde ağaçların yaprakları, su ve havaya karışarak çevreyi kirletir. Ayrıca karınca zehirleri, kimyasal ürünler gibi toprağı kirleten maddeler, su kanalları ve yer altı sularına ulaşmaktadır.

 

Çevre kirliliği seviyesi bir bölgeden başka bir bölgeye veya bir zamandan başka bir zamana göre değişir, bu nedenle çevre kirliliğinin seviyelerini üç çeşide ayırabiliriz, bunlardan:

 

1-Riskli olmayan kirlilik

 

Riskli olmayan kirliliğin yeryüzünde yaşayan canlılara belirli kötü bir etkisi yoktur. Belki de bazen bu seviyedeki kirlilik gerekli olabilir. Biz, şu anda çevreyi hiç kirletmeyen bir etkinin olmadığını söyleyebiliriz. Daha önceki yüz yıllarda da dünyanın tüm bölgelerinde çevre kirliliği vardı ve devam ediyor. Ancak hala insanları huzursuz edecek ve korkutucu seviyeye gelmiş değil. Çünkü doğa bu seviyedeki çevre kirliliğinden kurtulamaması durumunda değil. Buna da çevre kirliliğinin göstergesi denir.

 

2-Riskli Kirlilik

 

Bu tür kirlilik, çevrenin dengesinin bozan etkiler yaratır ki bu seviyedeki kirlilik, riskli bir kaynağa dönüşebilir. Bu da kirleten maddenin çevreyi çok karışık bir duruma sokmasına neden olabilir. Sanayi devriminin başkaldırmasıyla ortaya çıkan karışık kirli maddeler dünya atmosferini kaplıyor. Riskli çevre kirliliğinin oluşumu hava değişimi gibi insanların ve tüm canlıların üzerine direkt veya dolaylı yoldan etki yaratmaktadır.

 

3-Ölümcül ve Yıkıcı Kirlilik

 

Ölümcül ve yıkıcı kirlilik, çevre kirliliğinin en korkutucu türüdür. Bu türde, yıkıcı felaketler meydana gelir ki hayatın tüm görünüşünü değiştirecektir. Bazı bölgelerde insanların ve tüm canlıların ölümüne, doğanın tabiatını bozma ve  insanlara bu sorunu çözmesi için hiçbir olanak sağlanmayan yıkıcı olaylar görünmüştür. Örneğin, Halepçe, Dolibalisan, Şeyhvasan ve Sev Senan’a yapılan kimyasal saldırılar, diri diri gömme, enfal ya da DEAŞ’ın saldırıları Sincar, Koço Köyü, Musul’da büyük bir yıkıma neden oldu ve daha birçok bölge ölümcül yıkımlarla karşı karşıya kaldı. Bu sorunun şimdiden kontrol edilmesi için tüm insanlar bu çirkin ve büyük felaket konusunda uyarılmalı.

Daşti Mantk, Avyar Derneği Başkan Yardımcısı

Bir cevap yazın