Bu seferki seçimler nasıl olacak?

Ali Antar

Irak’ta ve özellikle Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nde (IKBY) seçim kültürü, diğer ülkelerden tamamen farklı. Seçimlerden söz edildiği zaman, çok bilinen ve doğruluktan uzak bir lafı hep duyarız. Bu da siyasilerin, “Seçim demokratik bir işlemdir, vatandaşlar seçim yoluyla kendi temsilcilerini seçebilir.” şeklindeki sözleridir. Bu sözler diğer gelişmiş veya gelişmemiş ülkeler için uygun olsa da, bu sözler ülkede ve yaşadığımız bölgede şüphe uyandırıyor.

 

Bu seferki yazımda Bölge’nin seçim sisteminden söz etmek istiyorum. Irak’ın 12 Mayıs seçimlerindeki başarısızlığını anlatmaya gerek yok. Bölge’den söz edersek, ilk seçimden son seçime kadar sahtekarlık ve başarısızlıkla dolu seçimler geçirmiştir. 30 Eylül 2018 seçimleri de bu başarısızlıkların bir parçası olacak.

 

Şüphesiz ki, önümüzdeki seçim birçok sorun ve istikrarsızlığı beraberinde getirecek. Seçmen kayıt listesinin temizlenmemesi halkın sonuçlara karşı ümitsiz olmasına neden olacak. Halkın nabzını yokladığınızda, onların seçimlerin gerçekleşme şekli ve sonuçlarından umutsuz olduğunu görürsünüz.

 

Bu seçimde de Türkmenler, Hristiyanlar ve Ermeniler iktidarda olan partinin oynadığı oyunun bir parçası olacak. Tekrardan bu demokratik süreç, demokratik bir şekilde olmadan sona erecek. İktidar parti tarafından kurulan Türkmen partiler, parlamentonun durumunu olumsuz etkiledi ve durum şöyle bir hal aldı; ülkenin sistemini değiştireceğini söyleyen ve demokrasiyi uygulamak için kurulan partiler de, sahtekarlık yapmaya ve Türkmenler adına liste oluşturmaya başladı.

 

İktidardan bir yetkilinin milli ve dini oluşumlar hakkındaki açıklamalarını dinlediğinizde, “bu kişi olmazsa kimse bu oluşumları bulundukları durumdan kurtaramaz” gibi bir algı oluşur. Fakat söz konusu yetkililerin yaptıklarına baktığımızda, onların olmaması durumunda zaten milli ve dini oluşumların bir sorunu olmadığını görürüz. IKBY’yi demokratik bir bölge olarak tanıtmak ve oluşumlara karşı bu suçları işlemek iki farklı eylem.

 

Bir Türkmen olarak , bahsi geçen partilerin, Türkmenlerin ve ayrıca dini oluşumların işlerine müdahale etmemesi durumunda, parlamento ve hükümetin çok güzel bir demokrasi tablosu yansıtabileceği kanaatindeyim. Bunun da onlara hiçbir zararı dokunmaz. Çünkü hiçbir zaman Türkmenler veya Hristiyanlar, Kürtlere ve Kürt partilere karşı düşmanlık sergilemedi. Fakat durum şimdi olduğu gibi devam ederse, yani Türkmenler ve Hristiyanların hakları göz ardı edilirse yetkililerin “birlikte yaşam” adı altındaki hitaplarının hiçbir değeri olmaz ve kimse de bunu dinlemez.

 

Toplum içerisine girdiğimizde, Türkmen ve Hristiyanların bir bölümünün iktidar partiden şikayetçi olduğunu görürsünüz, onlar, iktidar partinin parlamentoda kendilerini temsil etmesine izin vermediğini söylüyor. İktidar parti bunun yerine sözde Türkmen temsilciyi parlamentoya götürüp siyasi çıkarları için kullanıyor. Bundan dolayı da Türkmen ve Hristiyanların bir bölümü, Türkmen ve Hristiyanlara oy vermek yerine iktidara karşı olan partiye oy vermeyi seçiyor. Onlar kendi temsilcilerine oy vermenin faydasız olduğunu, çünkü iktidarın gerçek temsilcilere engel olduğunu düşünüyor. Bu yüzden diğer siyasi taraflara oy vermeyi daha olumlu buluyorlar.

 

Bütün bunlara rağmen bu seçimden ne beklemeliyiz? Bu seçim, Bölge durumunda değişiklik yapar mı? Bence hayır. Halkın protesto sesleri yükselse de seçim sonuçları yine ekonomik ve silahlı gücü olan tarafların istediği gibi olacak.

Bir cevap yazın