Bağımsız İnsan Hakları Derneği Başkanı: Dini ve etnik oluşumlar ihmal edilmiştir

Bağımsız İnsan Hakları Derneği Başkanı Ziya Betros, “Kürdistan Bölgesi’nde dini ve etnik oluşumların hakları ihmal edilmiştir.” dedi.

 

 

Bağımsız İnsan Hakları Derneği Başkanı, “5. Numaralı yasa etnik ve dini oluşumların haklarının korunmasına aittir. Çok fazla eksik bulunmaktadır ve yenilenmesi gerekir. İçerisinde yer almamış birçok paragraf vardır ve bunların eklenmesi gerek.  Ayrıca bu yasa şimdiye kadar uygulamaya geçmedi.” ifadelerinde bulundu.

 

Bağımsız İnsan Hakları Derneği Başkanı Ziya Betros Silve yaptığımız özel görüşmede IKBY’deki insan hakları durumunu anlattı.

 

Bağımsız İnsan Hakları Derneği Başkanı’nın Tba ile yaptığı görüşme şu şekilde:

 

IKBY’de insan hakkları ilkeleri ne kadar uygulanıyor?

 

Eğer bir şekilde insan haklarını anlatırsak bu konuyu iki yön ile anlatabiliriz. Birinci yön ki uluslararası anlaşmalar ve protokollerde anlatılıyor. Özellikle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde 10 Aralık 1948 Birinci ve İkinci Dünya Savaşının ardından insanlar çok değersiz kılınmıştır. İnsanların değerli kılınması için bir grup beyanname çıktı. Bunun sonucunda da insan hakları topluluğu oluştu. Bunun merkezi Cenevre’dedir ve insan hakları topluluğu, Birleşmiş Milletlere bağlıdır.

 

Ülkelerde sürekli, toplum için insan hakları raporları ve insanların durumu görüşülüyor, insanların ne tür seviyede yaşam sürdürdüğünü öğrenmek için incelemeler yapılıyor.  Yapılan sözleşmelere göre, insanlara bir grup haklar verildi. Bu haklar,  ayrım yapılmadan uygulanmalı ve insanların doğumundan ölümüne ve toprağa verilmesine kadar elinden alınmamalı.

 

“Birçok ülkede siyasi haklar uygulanıyor ancak sivil haklar ihmal edilmiştir”

 

İkinci anlaşma ise, bu hakların iki ana bölüm olarak ayrılmasıdır ki uluslararası toplum bunu uygulamaktadır. Birinci Uluslararası Anlaşmaya göre, bu iki hak bunlardan oluşuyor; siyasi ve sivil hak ile eğitim ve insana bağlı olan kültürel hak. Ne yazık ki birçok ülkede siyasi haklar uygulanıyor ancak sivil haklar ihmal edilmiştir. Aslında ilk olarak sivil haklar uygulanmalı. Çünkü, eğer sivil hakkı uygulamazsak kentsel bir topluluk ve bu toplumda birlikte yaşamayı, asayişi ve huzurun istikrarlı olmasını, önceliğimizin yasa üstünlüğü olmasını, tarafsız mahkemeler, yüksek eğitim ve eğitim bakanlığında eğitim sisteminin düzgün olmasını, kadının korunmalı olmasını ve en son ki önemli bir alandır, azınlıkların haklarının önemsenmesini sağlayamayız.

 

Özellikle İkinci Dünya Savaşının ardından ki dünya genelinde değişiklikler yaşandı ve farklı ülkeler oluştu. Tüm ülkelerde değişiklikler yaşandı. Farklı dini ve etnik oluşumlar oluştu. Azınlıklar için özel bir yasanın kurulması gerekli olduğu belirtildi. Azınlıklardan kastımız o dini ve etnik oluşumlardan oluşuyor ki sadece sayı olarak diğerlerine göre azdır, topluluk, insanlık seviyesi, bilginlik ve akıl olarak diğer milletlerden hiçbir eksikleri bulunmamaktadır.

 

Dünyadaki insan hakları eksikliklerini anlatmak için birçok örnek bulunmaktadır. Özellikle Ortadoğu toplumunda insanlara hiçbir değer verilmemiştir ve kadınlar kötü şartlar altında yaşam sürdürmektedir. Azınlık milletler veya etnik ve dini oluşumlar çok acı bir baskı altında yaşıyorlar. Irak da Ortadoğu’nun bir parçası olarak insan haklarını ihlal etmekten yoksun değil. Ayrıca Irak’ın bir parçası olan Kürdistan Bölgesi de Ortadoğu ülkeleri gibidir.

 

İnsan haklarındaki ilkeler bir grup kalıplaşmış ilkelerdir ki tüm ülkelerin bu ilkeleri alması bir görevdir ve bunu yasa haline getirmeli ve uygulamalılar. Vatandaş hakkı veya insan hakları anayasada bulunması gerekir. Gerginlik yaşanmaması ve vatandaşların ülkede haklarının ne olduğunu bilmesi için tüm ülkelerin anayasası olmalı. Çünkü anayasa vatandaşların görev ve haklarını ayrıca hükümetin görev ve yetkisini belirlemektedir.

 

“Sürekli sorun yaşayan ülkelerin iyi bir yasası bulunmaktadır ancak sorun bu yasaların uygulanmaması”

 

Tüm ülkeler için iyi bir anayasanın kurulması çok önemli. Ancak bundan daha önemli olan şey bu yasaların uygulanması ve insanların haklarının verilmesi. Sürekli sorun yaşayan ülkelerin iyi bir yasası bulunmaktadır ancak sorun bu yasaların uygulanmaması. Yani insan haklarını ihlal etmek bu nedenlerden kaynaklanıyor. İnsan hakları uluslararası ilkelere göre uygulanmıyor.

 

 

Irak Kürdistan Bölgesi’nde daha önceden gerçekleşen ihlallere ilişkin hiçbir istatistiğiniz var mı?

 

Biz her sene sonunda, yıllık bir rapor hazırlıyoruz. Son raporumuzu da 2018’in sonlarında hazırladık. İçerisinde tüm insan hakları ihlalleri ve durumları açıklandı. Bu raporu parlamento ve bölge başkanlığına ilettik. Ayrıca bu sorunun çözümü için önerilerimizi sunduk.

 

Biz sürekli bilgileri alıyoruz ve komisyonlarımız gerekli incelemeyi yapıyor. Şüphesiz ki bizim hükümete ait olan tüm kurum ve birimlerle iyi bir iletişimimiz var. Örneğin, tutukluların durumunu öğrenmek için içişleri bakanlığı ile, yargılamalardan haberdar olmak için adalet bakanlığı ile ayrıca yeni neslin nasıl hazırlandığını ve nasıl tüm kötü işlerden uzak tutulduğunu bilmek için eğitim bakanlığı ile iletişimdeyiz. Çünkü tüm bu alanlar güzel geçim sağlanmasına ve insan hakları ile bağlantılıdır. Örneğin, çevre bakanlığı ve çevre temizliği dernekleri ile iletişimdeyiz çünkü vatandaşların ülkeden temiz bir çevre isteme hakkı bulunmaktadır.

 

Bağımsız İnsan Hakları Derneği, tutukluların durumunu ne kadar kontrol edebilir?

 

İçişleri bakanlığı tenfizi bir bakanlıktır.  Yani mahkeme tutuklama kararı çıkarmasının ardından bunu polis ve asayiş birimlerine iletir. Onlar da kişiyi tutuklayarak gerekli incelemelerin ardından mahkemeye teslim ederler. Bizim burada bir sorunumuz yok. Sorunumuz, kişinin polis tarafında tutuklu kaldığı süreçtedir. Her bir kişi, mehkeme suçunu onaylayıp ceza verene kadar, suçlu olarak hesaplanamaz. Bu kişinin emniyet kurumları tarafından insani bir muamele görmesi gerekir.  Ayrıca kişi üzerinde diktatör dönemindeki sistem gibi  işkence yapılan aletlerin kullanılmaması gerekir.

 

Mahkeme tarafından tutuklanan hiçbir kişiye müdahale edemeyiz. Biz bir gözetleme derneğiyiz bu nedenle sadece mahkemeyi gözetleyebiliriz. Mahkeme kararına ortak olamayız. Toplumun bir ferdi tutuklandığında tutuklu veya tutuklunun  bir yakını bize gelip yazılı olarak bizden o kişiyi gözetlememizi talep edebilir. Ancak bize yazılı talep gönderilmediği taktirde o çalışmayı inceleyemeyiz. Kişinin yakını  incelmelerden ve tutukluk sürecinde özgür bırakılana kadar veya tutukluluk sürecinden haberdar edilir. Biz eğer talep olmadan buna karışırsak kişi belki bize niye benim tutuklama sürecime karışıyorsunuz diye bilir.

 

Bahsettiklerimin tümü toplumun fertleri içindir. Yani topluma etkisi olmayan fertlerdir.  Ancak toplumda önemli bir fert olan ve bir grup kişi tarafından korunan, bu kişiye zarar verilmesinde toplum içerisinde sorun yaşanıyorsa, biz direkt inceleme ve tutuklama sürecinde hazır bulunuruz. Ayrıca bu konu hakkında özel bir rapor hazırlarız.

 

Ne yazık ki bizim bazı şeyleri korumak için yasamız yok. Şimdi çocuk hakları ihlal edilmektedir. Ancak bizim çocukların hakları için bir yasamız yok.  Aynı şekilde kadın hakları için de yok. Hasta hakları ve doktorların haklarını korumak için, insan ticaretini önlemek için bir yasamız yok.  Bizim bir grup yasaya ihtiyacımız var ki en kısa zamanda çıkarılması gerekir.

 

“Oluşumların hakkı çok ihmal edilmiştir, kendi isteklerine göre temsilci seçemiyorlar”

 

Dini ve etnik oluşumların haklarına özel olan 5. numaralı yasada çok eksiklikler bulunmaktadır ve bunun düzenlenmesi gerekiyor. Birçok eksik paragraflar  var ki buna eklenmesi gerekir. Ayrıca bu yasa şu ana kadar uygulamaya geçmemiştir. Yetkililer bile bu yasa ve hakkı ihmal ederek uygulamamıştır. Dini ve etnik oluşumlar ihmal edilerek ülke yetkisine  gerçek bir şekilde katılmamıştır ve siyasi meydanda onlara danışılmamaktadır. Oluşumların hakkı çok ihmal edilmiştir, kendi isteklerine göre temsilci seçemiyorlar. Örneğin parlamentonun son  çalışması, o sorunlardan biridir ki büyük partiler şu ana kadar bunu uyguluyorlar.

 

“Büyük partiler ülkenin sermayesi ile oynuyorlar, tüm mal ve servetler onların yetkisi altında”

 

Ayrıca yasaya göre hükümet, partilerin ihtiyacını karşılamalı ve partilerin diğer ülkeler ile ilişkide olmaması ayrıca büyük ve yetkili ülkelerin eli altında olmaması için hükümetten iyi bir para alması gerekir.  Mali krizin yaşanmasından beri küçük partiler hiçbir maddi destek almamaktadır ancak büyük partiler ülkenin sermayesi ile oynuyorlar, tüm mal ve servetler onların yetkisi altında.

Haber: Ali Antar- Foto: Çoban Timur

Bir cevap yazın