Arap Meclisi Sözcüsü: Araplar Türkmen Valiye Karşı Değil

Kerkük’te 2015’te  yapılan Irak parlamento seçimlerinde üç sandalye kazanan Arap Meclisi,  Kerkük Arap Koalisyonunun çekirdeği olarak biliniyor.

 

Meclis, siyasi, sosyal ve aşiret olarak tüm Arapları tek çatı altında tutan ve siyasi olarak ulusal boyuta sahip olan on adet aktif partiden oluşmaktadır.

 

Hak Partisi Başkanı ve Arap Meclis Sözcüsü Hatem el-Taii, Kerkük’te Türkmen-Arap ilişkileri ve yaşanan siyasi gelişmelerin ardından kentin durumuna ilişkin Tba’nın sorularını yanıtladı.

 

Kısa süre önce çeşitli medya organlarında “Arapların, Kerkük’te Türkmenlerin valilik görevini üstlenmesine karşı çıktıklarıları” yönünde söylentiler ortaya atıldı. Bu iddianın doğruluk payı nedir?

 

Böyle bir iddiayı biz Araplar olarak kesinlikle reddediyoruz ve yalanlıyoruz. Arapların böyle bir şey söylemeye yetkisi yoktur çünkü bu iş ancak anayasanın çizdiği yollar çerçevesinde yapılabilir. Şu anki Kerkük Valisi Rakan Said, valilik görevini üstlenirken Arap olduğu için veya valilik Arapların hissesi olduğu için bu görevi almadı. 2005’te anayasanın koyduğu “Güçler Paylaşımı” maddesine tabii olarak bu görevi üstlenmiştir. Nitekim 16 Ekim öncesi Kerkük Valisi Kürtlerin, vali yardımcılığı görevi Arapların ve meclis başkanlığı görevi de Türkmenlerindi.

 

Meclis, 16 Ekim’den sonra toplanamadığı için kendi içinden vali seçmeyi başaramadı. O yüzden merkezi hükümet, eski vali Necmeddin Kerim’in yardımcısı olan Rakan Said Cuburi’ye otomatikmen bu hakkı tanıdı.

 

Türkmen ve Kürtlerin vali görevini Arapların üstlenmesini engelleme yönünde hakkı olmadığı gibi Arapların da hiçbir şekilde vali seçme veya engelleme hakkı yoktur. Bu işler kanun ve anayasa çerçevesinde yürür.

 

Aksine Türkmenlerde çok iyi yönetici şahsiyetlerin olduğu herkesçe biliniyor. Hatta biz insanlardan, valilik görevini önde giden bir Türkmen şahsın üstlenmesini istediklerini çok duyuyoruz.

 

Peşmerge veya Asayiş güçlerinin tekrar Kerkük’e dönmeleri konusunda bazı sözler duyduk. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Bu konu Arap ve Türkmenler için çok açık. Daha önce de tepkimizi ortaya koyduk. Merkezi hükümete bağlı olan Federal Polis Kuvveti dışında herhangi bir gücün Kerkük’te bulunmasına karşıyız. Merkezi hükümet, Arap, Türkmen, Kürt ve diğer etnik grupların tek temsilcisidir.

 

Bizim Araplar olarak Federal Polis dışında herhangi bir gücün Kerkük’te bulunmasına karşı olmamızın iki nedeni var. Birincisi, kanuni açıdan parlamentonun verdiği karar üzerine Kerkük’te Federal Güç dışında başka güçlerin kentte bulunmaması ve ilin güvenliğini sadece Federal Güçlerin sağlaması. İkincisi ise 16 Ekim’den önce Kerkük’te bulunan güçlerin bize karşı olumsuz tavrı ve Arapların o dönemde çok ağır şartlar altında yaşaması. Ayrıca biz hiçbir zaman buna izin vermeyeceğiz. Aslında Türkmen kardeşlerimiz de bu konuda bizimle hemfikirler. Daha önce de tavırlarını ortaya koydular.

 

Bildiğiniz üzere seçimlerden sonra bir hükümet kurma çabası var, açıkçası bu aşamada Kerkük’ün şahsi ve parti çıkarı karşılığında satılması yönünde korkumuz var.

 

Kerkük’te yüzde 32 sistemi olarak belirlenen “Güçlerin Paylaşımı” ile ilgili Irak Türkmen Cephesi ile koordinasyon içerisinde misiniz?

 

Bu sistemi daha önce de talep ettik. Aslında hiçbir taraf Kerkük’te güçlerin, adil bir şekilde paylaşılmasını istemiyor. Yüzde 32 sistemi Kerkük sorunu için ciddi bir çözümdür ama dediğim gibi hiçbir taraf bu konuda samimi davranmıyor. Herkes bir diğerinden üstün olma çabası içinde. Kerkük’te yapılan tartışmalı ve şüpheli seçim sırasında kurulan bir sistemin, Kerkük halkına bir yararı olmayacağı kanısındayım. Kerkük’te hükümetin kurulmasından sonra “Güç Paylaşımı”nın uygulanmasının daha iyi olacağını düşünüyorum çünkü o vakit yeni isimler doğacaktır.

 

Seçim sonrası ve son olaylardan sonra Kerkük’ün geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Kerkük’ün geleceğini tahmin etmeden önce, Kerkük’ün tarihine bakalım. Stratejik konuma sahip olan, ülkenin güneyinden kuzeyine giden kafilelerin durağı olan kent, görüldüğü gibi iç ve dış etkenler tarafından sahipleniliyor. Bütün siyasi güçler Kerkük’te bir diğer grupların üstüne kendini farz kılıyor ve hakimiyet sağlamaya çalışıyor.

 

Kerkük’ün geleceği konusunda ancak Kerkük halkının birleşip, yaşadığı ilin sorumluluğunu üstlenip birlik ve beraberlik sağlanması şartıyla bir sonuca varılabilir. Aksi halde halkın birleşmemesi durumunda, Kerkük hiçbir zaman huzura kavuşmayacaktır.

 

Haber: Abdullah Ahmet

Foto: Çoban Nevzat Timur

Bir cevap yazın