Türkiye’nin başlatmış olduğu Bahar Kalkanı Harekatı tam hız devam ederken, gözler Erdoğan-Putin görüşmesine çevrildi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ziyaret öncesi Rusya’dan Türkiye’ye yeni bir teklif var mı?” sorusuna, “Şu anda teklif filan olmaz. Ziyaretimizi yapalım. Zaten ziyaretten sonra da orada yine bir basın toplantısı muhakkak Sayın Putin ile yapacağız. Bunun yanında benimle beraber gelen gazeteci arkadaşlarımız da var. Onlarla da birçok şeyi paylaşacağız. Hiçbir şey gizli kapaklı kalmaz.” cevabını vererek ziyaretten beklentisine ilişkin ise “Bölgede süratle ateşkesi sağlayabilmek.” dedi. 

 

Konu hakkında detaylı bilgi almak adına ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan’a mikrofonumuzu uzattık.

 

 

Türkiye, başlatmış olduğu Bahar Kalkanı Harekatı ile neyi hedeflemektedir?

 

Türkiye Bahar Kalkanı Harekatı’na başlarken hedefi Soçi Mutabakatı’nın uygulanması olduğunu açıkladı. Yani Türkiye Soçi Mutabakatı’nda öngörüldüğü üzere Suriye rejim güçlerinin mutabakatta çizilen ateşkes sınırlarına dönmesini hedefliyor. Türkiye bunu öncelikle Rusya’nın rejimi ikna etmesi ile gerçekleşmesini istedi. Ancak bunun karşı taraftan kabul edilmemesi neticesinde Türkiye askeri yolla yani güç kullanarak bu sınırlara döndürmeye çalışıyor. Tabi bu açıklanan hedefin anlamını biraz açmak gerekiyor, nitekim Türkiye’nin hedefi İdlib rejim güçleri tarafından askeri yollarla ele geçirilmesini engellemeye çalışmak.

 

Eğer İdlib’in tamamı rejim operasyonlarına maruz kalırsa, bu bölgedeki 3.5 milyon civarındaki Suriyeli Türkiye topraklarına akın edecek ve bunun Türkiye üzerinde büyük bir baskı oluşturulacağı düşünülüyor. İkinci olarak İdlib kaybedilecek olursa, Türkiye’nin Suriye masasında etkisinin kalmayacağı düşüncesi hakim.

 

Bu nedenlerle Türkiye, Rusya ve İran destekli rejim operasyonlarına son verdirebilmek, ayrıca İdlib’deki Suriyelileri ülke içerisinde kalmalarını sağlamak için bir askeri operasyon yürütüyor. Hava operasyonuna paralel olarak Rusya ile diplomatik müzakereler de devam ediyor, bu müzakereler yoluyla da askeri operasyona gerek kalmadan iki tarafın belirli sınırlar temelinde anlaşması için çalışmalar sürdürülüyor.

 

Önümüzdeki günlerde Erdoğan-Putin arasında bir görüşme olacak, bir ihtimal iki ülkenin ve iki liderin sınırları net bir şekilde belli olmasa da İdlib’de paylaşıma dayalı bir temelde anlaşması ve bir ateşkes kararı çıkması ihtimali de söz konusu. Ancak bir ateşkes kararının çıkmaması durumunda sahadaki bilek güreşi artarak devam edecek gibi gözüküyor.

 

 

Bu operasyonun Amerika ile Türkiye’nin diplomasi açısından yakınlaştığını, Rusya ile uzaklaştığı söylentileri mevcut, bu husus hakkında ne söylemek istersiniz?

 

İdlib’de yaşanan Türkiye-Rusya gerginliği Amerika tarafından bir fırsat olarak görülüyor. Amerika uzunca bir süredir Türkiye-Rusya arasındaki yakınlaşmadan ve iş birliğinden çok rahatsız. İdlib’d iki ülke arasında çıkan gerginliğin doğrudan bir çatışmaya dönüşme riski var. Amerika bu çatışmanın yaşanmasını umar bir pozisyonda, çünkü böyle bir çatışma halinde Amerika’yı rahatsız eden iş birliğinin sona ereceği, S-400 gibi enerji alanındaki iş birliği gibi alanların sonlanacağını, Türkiye’nin yeniden batı ittifakı ve NATO’ya yakınlaşacağını düşünüyor.

 

Bir diğer tarafı da Türkiye’nin İdlib’de Rusya ve rejime karşı direnmesi ve başarılı olması durumunda, Suriye’nin doğusundaki Amerikan ve YPG alanlarına Rusya tarafından baskı uygulayamayacağını düşünüyor. Bu nedenle Amerika İdlib’de Türkiye’yi destekleyen bir pozisyon aldı. Türkiye de Rusya’ya karşı bir denge oluşturması için Amerika’nın bu desteğini memnuniyetle karşılıyor, ama Amerika’dan da çok fazla bir destek gelmeyeceğinin de farkında.

 

Şu anda Türkiye daha çok kendi başına hareket ediyor. Türkiye ve Rusya doğrudan karşı karşıya gelme konusunda hassas ve bir gerginlik var, bu kopuşa da gidebilir. Türkiye enerji alanı, savunma sanayii ve Suriye’deki işbirliklerini sonlandırmak istemiyor, o yüzden bir kopuşa neden olacak şekilde çatışmayı en son noktaya kadar tırmandırmama konusunda hassas davranıyorlar.

 

Daha önce farklı kaynaklarca Türkiye ile Suriye rejimi arasında bağların koparılmadığı söylenmişti, şu aşamada Türkiye-Esed rejimi bağlantıları tamamen koptu diyebilir miyiz?

 

Yakın zaman öncesine kadar hatta Moskova’da düzenlenen Libya için ateşkes görüşmeleri sırasında da Türk istihbarat başkanı ile Suriye istihbaratının başındaki Ali Memlük arasında görüşme gerçekleşmişti.

 

O süreçte Rusya baskısı ve arabuluculuğuyla bu görüşmeler gerçekleşiyordu, görüşmelerde İdlib’deki gerginliğin azaltılması veya İdlib’de nasıl bir çözüm bulunacağı konusu ve YPG’ye karşı ortak mücadele başlıkları ele alınıyordu. Fakat bu sadece bir irtibat, kurulması açısında önemli ama karar alınmış değildi ve ortak iş birliği yapılacak bir zemin oluşmamıştı.

 

Bu süreçten sonra İdlib’de yaşanan şu anki durum, iki taraf arasında hiçbir şekilde diplomatik bağ kurulmasını sağlamayacak bir durumdur. İki ülke arasında bir savaş hali mevcut, her gün iki ülke birbirlerinin askerlerine saldırılar gerçekleştiriyor, böyle bir savaş ortamının olduğu bir durumda diplomatik trafik söz konusu değil, böyle bir ihtiyaç olursa da şu anda Rusya üzerinden gerçekleştiriliyor.

 

Röportaj: Ziya Uzeiry

Bir cevap yazın