2020’de Sayım Var Beyler

Mehmet Ferit Erbiloğlu

Irak’ta sayım yapılması belkide Arap ve Kürtlere oranla Türkmenler için çok daha büyük önem arz ediyor çünkü ister Arap ister Kürtler ülkenin iki ana unsuru olarak tescillenmiş ve sayamadığımız kadar hak ve hukuk elde etmişlerdir. Ancak şu anda gördüğümüz tabloda, Arap ve Kürtler, Türkmenlerden daha çok telaş içerisinde.

 

YİNE MESELE KERKÜK

 

Tabii ki fiili olarak bakıldığında Irak coğrafyası Arap ve Kürt bölgeleri olarak ikiye bölünmüş durumda. Her ne kadar Arap bölgesi Şii ve Sünni, Kürt bölgesi ise sıkça sarı ve yeşil bölgeler diye ayrılsa da gerçek o ki Türkmenler hala coğrafya olarak kendi çizgilerini belirleyememişlerdir.

 

Tabii ki bunun birçok nedeni var. En büyük nedeni ise Türkmenlerin diğer milletler gibi başkalarına karşı durabileceği bir silahlı gücünün hiçbir zaman olmamasıdır. Nitekim bu topraklarda sözünüzün geçmesi için en başta silahlı gücünüzün olması gerekiyor aksi halde büyük balık küçük balığı afiyetle yiyebiliyor.

 

Kürtlere göre söz konusu sayımın olması kendilerine zarar verir çünkü Kerkük’te bir Araplaştırma politikası olduğunu ve Kürt halkının özgür olmadığını vurguluyorlar.

 

Araplar ise bunun tam tersini iddia ederek onlara göre 2003 yılından sonra Kürtlerin zorla topraklarına el koyduğu Arapların tekrardan Kerkük’e getirilmesi ve topraklarının geri verilmesi için çalıştıklarını vurguluyorlar.

 

PEKİ TÜRKMENLER NE DİYOR?

 

Aslında herkes biliyor ki Türkmenlerin Türkmenleştirme gibi bir politikası yok ve olamayacak da çünkü bunu yapmak için Irak içerisinde nüfusu yetmez aksi halde bir bölgeden diğer bölgeye kayma yapmaya çalışırsa elindeki bölge de kayar gider. Ayrıca Türkmenler Irak dışından Türkmen ithal edemez çünkü onun için de Arap ve Kürtler gibi bir bölgenin tamamına hakim olması ve istediği gibi at koşturması gerekir ama bunlar olsa dahi Türkmenlerin böyle bir şeye girişeceğini kimse aklından bile geçirmez. Çünkü Türkmenlerin sadece varlığını koruma mücadelesi sürdürdüğü aşikar.

 

Kim gelir kim gider fark etmiyor çünkü Araplar, Kerkük ve diğer bölgelerde Araplaştırma siyasetini uyguladıklarında, Kerkük’te sadece Kürtlerin değil Türkmenlerin de arazilerine el koymuşlardı.

 

Kürtler “izinsiz inşaat” yapımına göz yumduğunda sadece Arap arazileri değildi Türkmen arazileri için de göz yumdu. Yani şu demek oluyor, kim gelirse gelsin ortada olan Türkmenlere oluyor.

 

Şimdi, 2020 yılında Irak genelinde bir sayım yapılması bekleniyor. Belki bu sayım “şayet Irak’taki seçimler gibi hile temelinde yapılmazsa” Irak’ta Türkmenlerin kaderini belirleyecek. Özellikle Kerkük’te ama bir o kadar da Erbil ve Kifri’de.

 

Erbil ve Kifri bambaşka bir durum içerisinde. Türkmenler kimlik hassasiyetini yitirmiş ve “bir lokma aşım, ağırısız başım” deyip yaşamayı sürdürüyor.

 

Saklanacak bir durum yok, her şey apaçık ortada. Dilini konuşmakta serbestsin ancak konuştuğunda ötekileştiriliyorsun. Onu üzerinde okulun var ama içinde Türkmenle ilgili ne bir tarih ne bir marş ne de bir iz bulunuyor. Çünkü o okullarda eğitim alan çocukların sadece yüzde 10’u Türkmendir, o da belki!

 

NE YAPMALI?

 

Önce milli şuura sahip bütün siyasetçi ve önderlerimiz bu husus için bir araya gelip bir yol haritası oluşturmalı.

 

Bir avuç kadar Türkmen medyası ise milli şuuru uyandırmak ve gaflet uykusunda olan fertlerimizi uyandırmak amacıyla yeni çalışmalar ortaya koymalı.

 

Bunlar yetmez çünkü bu sadece siyasetçi ve medyanın işi değildir, her Türkmen ferdinin görevidir. Önce ailemiz, sonra çevremize bunun önemini anlatmalı ve kimliğin bir insan için ne denli önemli olduğunu idrak etmelerini sağlamalıyız.

 

Sayıma son bir ay kala değil, şu an, hemen herkes üstüne düşeni yapmalıdır. Aksi halde Usta Şair Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!” oluruz.

Bir cevap yazın