Pire: Kerkük’te Türkiye’nin konsolosluk açması…

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Sözcüsü Saadi Ahmet Pire, Tba’nın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

 

Dolar üzerine kurulmuş hiçbir alışverişi İran ile yapmıyoruz

 

KYB Politbüro Üyesi Mela Bahtiyar son açıklamasında Kerkük’ten her gün 30 bin varil petrolün çalındığını ve Süleymaniye güzargahından İran’a gönderildiğini söyledi. KYB olarak bu konu hakkında ne diyorsunuz?

 

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’a karşı özellikle de petrol ve gaz alanında aldığı ambargo yenileme kararı almasının ardından ABD Hazine Müsteşarı’nın Kürdistan Bölgesi’ni ziyaret etmesi. Biz bu talimata göre hareket ediyoruz. Tabii ki bu dediğim İran’a yönelik kısmı. Dolar üzerine kurulmuş hiçbir alışverişi İran ile yapmıyoruz. Sayın Mela Bahtiyar’ın söylediği ise Kerkük petrolü değildir. Petrol boru hattı üzerinden Türkiye’ye doğru kaçak gelip kaçak gidiyor.Ben güzergahın Süleymaniye üzerinden olduğunu uzak bir ihtimal olarak görüyorum. Sayın Bahtiyar önemli bir konuma sahip, elindeki bilgilerin tamamını güvenlik birimlerine veya askeri birimlere aktarabilir ve böylece olanların önünü kapatabilir. Bu nedenle konuyu çözmek, konuyu anlatmaktan daha kolaydır derim ben.

 

Kerkük’ün eski valisi Necmeddin Kerim son röportajlarından birinde hala meşru vali kendisinin olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda KYB’den tüm ilişkilerini kestiğini bildirdi. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

 

Necmeddin Bey validir ya da değildir, o konu Kerkük İl Meclisi’ni ve Federal Irak Hükümetini bağlar. Bizim, Kürdistan Bölgesi’nin Kerkük’e vali atama veya çıkarma konusunda etkimiz yok. Bu konuda Necmeddin Kerim Bey’den daha detaylı bilgi alınması gerekiyor.

KYB ile ilişkisini koparması hususunda ise Necmeddin Kerim Bey’in bu konuyu bu şekilde açmaması gerekiyordu çünkü kendisi kurultay yoluyla seçilmiş biriydi ve kurultay yoluyla da ilişkisini kesebilirdi. Ya da KYB’nin politbürosuna mektup yazarak ayrılmak istediğini beyan edebilirdi. Şimdi ne kurultay oldu ne de kendisinden bu yönde bir mektup geldi.

 

 

Kerkük ve Bağdat’ta ayrışıp Kürdistan Bölgesi’ne gelince balayı yaşıyor gibi çalışamayız

 

KYB, IKBY’nin kurulacak yeni hükümet için müzakerelerinde Erbil, Kerkük ve Bağdat meselesinin tek bir dosya halinde değerlendirilmesini istiyor. Bazı medya organlarında KYB’nin KDP’ye bir dosya sunduğu söyleniyor. Bu konuda neye varıldı?

 

 

Bence bir konu hakkında bilgi yoksa medya organlarının sorması gerekiyor ve meseleyi saptırmamak gerekir. KYB şu ana kadar KDP’ye herhangi bir dosya veya paket sunmadı. KDP tarafından da herhangi bir paket KYB’ye verilmiş değil. Bizim görüşmelerimizin temelinde şart koşmak yok. Biz ne şart koşarız ne de şart koşulmasını kabul ederiz. Normal olarak Kerkük ve Bağdat’ta ayrışıp Kürdistan Bölgesi’ne gelince balayı yaşıyor gibi çalışamayız. Bu lojistik bir mesele değil. Bu nedenle engellerin ortadan kalkması için bütün meseleleri aynı anda ele almamız ve çözüme kavuşturmamızda fayda var.

 

Bağdat ve Kerkük sorunlarının, bölge sorunlarıyla parelel olarak çözülmesinden yanayız

 

Biz Bağdat ve Kerkük sorunlarının, bölge sorunlarıyla parelel olarak çözülmesinden yanayız. Bunun için ortak bir komisyon oluşturduk ve bu komisyon birlikte çalışmak ve birlikte siyaset yapmak için bir rapor hazırlayacak. Şu anda bu yazının başındayız.

 

 

Türkiye ile ilişkilerimizi elimizden geldiğince doğru söyleme temeli üzerine kurduk?

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in Türkiye’ye ziyaretinin ardından, Türkiye Süleymaniye Havalimanı üzerindeki yasağı kaldıracağını duyurdu. Türkiye ile ilişkileriniz ne durumda?

 

 

Türkiye ile birebir bir sıkıntımız yoktu. Fiilen baktığımızda Türkiye ile paylaştığımız sınır bölgesi çok az bir mesafeden ibarettir. Yani KYB yetkisindeki kısımdan söz ediyorum. Ayrıca biz Türkiye ile ilişkilerimizi elimizden geldiğince doğru söyleme temeli üzerine kurduk. Türkiye ile ilişkilerimizin kopması, Türkiye’nin bize karşı uyguladığı yaptırımlar, KYB’nin Türkiye’deki ofisini kapatması, temsilcisini kovması, Uluslararası Süleymaniye Havalimanı’na uçuşları durdurmasının adaletli olmadığını düşünüyorum.

 

 

Biz Türkiye’de istikrarın Kürdistan Bölgesi’nde istikrar anlamına geldiğine inanıyoruz

 

 

Biz Türkiye’deki Kürt meselesinin barış yoluyla çözülmesinden yanayız. Türkiye ordusundan 30 veya 40 bin kişi ölmüş ve aynı şekilde muhtemelen Kürtlerden de ölmüş.  Acaba bunun devam etmesi iyi bir şey mi? 10 veya 20 yıldır askeri çözüm, çözüm oldu mu? Bütün sıkıntıların muhakkak ki bir siyasi çözümü vardır. Bizim KYB olarak Kürt ve Türkiye arasındaki savaştan hiçbir kazanımımız yok. Aksine iki tarafın arasındaki çözümden yararlanırız. Biz Türkiye’de istikrarın Kürdistan Bölgesi’nde istikrar anlamına geldiğine inanıyoruz. Aynı zamanda Kürdistan Bölgesi’nde istikrar demek Türkiye’de istikrar anlamına gelir. Sıkıntıları Irak ve Türkiye güvenliği çerçevesinde çözüme kavuşturmamız gerekir.  Muhtemelen bazı taraflar bu savaştan çıkar elde edebilir. Bu onların sorunu ancak bizim siyasetimiz bu konuda değişmemiştir.

 

Biz komşumuz olan Türkiye gibi büyük bir devlete saygı duyarız. Ayrıca bize verdikleri destek ve yardımlar için ayrıca teşekkür ederiz.  Diğer taraftan kendilerine düşüncelerimizi açık bir şekilde iletip, çözümün barışta olduğunu söylüyoruz. Hatırlıyorum Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık döneminde yazdığı bir kitabında sıfır sorun siyasetinden bahsediyordu ancak böyle olmadı ve yapılmadı.

 

Buradaki soru şu; PKK karargahları Kandil ve Zap bölgesinde, Türkiye Irak sınırları boyunca devam ediyor. Peki KYB’nin bu bölgeler üzerinde ne gibi bir etkisi var? Bu bölgelerin kontrolü bizde değil ki PKK bizim bölgeye girip çıksın. Yani Türkiye’ye girip çıkmaları konusunda onlara lojistik destek veremeyiz. Anlamıyorum KYB böyle bir şeyle nasıl suçlanabilir ki? Biz Süleymaniye’den de Erbil’den de savaşı doğru bulmadığımızı Türkiye’ye söylememiz gerekiyor. Türkiye, Kürt sorununu çözmek için iyi bir başlangıç yapmıştı ve o şekilde devam etmeleri gerekiyor. Kürt meselesi seçim meselesinden ayrıştırılmalıdır. Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçtaroğlu’nun Kürt meselesinin gündemde tutulup, ısınmasına ihtiyaçları var. Kürtlerin varlığı Türkiye nasyonalizmini etkilemez. Kürt, Türk ve diğer azınlıkların bulunması Türkiye’yi daha da güzelleştirir. Türkiye’nin önceki dönemi yani Osmanlı döneminin güzelliklerinden biri farklı din, dil ve renkleri içinde barındırıyor olmasıydı. Neden bunu muhafaza edemiyorlar? MHP’nin bu siyasetiyle Türkiye’ye hizmet ettiğini düşünmüyorum.

 

 

Bazı Türkmen partiler, Türkiye’nin konsolosluk açmasını neden Kürt karşısında kullanacakmış gibi dile getiriyor

 

Kerkük’te Türkiye’nin konsolosluk açması, Türk ordusunun Kerkük’e getirilmesi anlamına gelmiyor

 

En son konuk olduğunuz bir radyo programında, Türkiye’nin Kerkük’te konsolosluk açmasının tehlikeli ve Kürt karşıtı bir adım olduğunu söylediniz. Ancak Türkiye’nin Erbil’de konsolosluğu bulunuyor, Süleymaniye’de ofisi vardı ve orada açılması için istek bile sunuldu. Ancak neden Kerkük’te açıldığı takdirde tehlike arz ediyor düşüncesine kapılıyorsunuz?

 

 

Türkiye’nin konsolosluk açması Irak’ın konsolosluk açması ile eşit olmalıdır. Bu meselenin Kerkük veya başka bir şehirle alakası yok. Ben şahsen bu konuda Irak Dışişleri Bakanı ile iletişim içerisindeydim. Bu isteğin kabulü veya reddedilmesi hususunda herhangi bir karar alınmamıştır. Türkiye devlettir tabii ki konsolosluk açabilir, ancak bu konuyu bazı Türkmen partiler neden Kürt karşısında kullanacakmış gibi dile getiriyor. Kerkük’te Türkiye’nin konsolosluk açması, Türk ordusunun Kerkük’e getirilmesi anlamına gelmiyor.

 

 

Türkiye Kerkük’te konsolosluk açtığında bütün Kerkük halkı için olacak demelidir

 

 

Ben buradan Türkiye sabit bir şekilde bir tutum sergilemelidir demek istiyorum. Türkiye, Türkmen Cephesi’ne ve bir grup provokatöre ‘Türkiye Kerkük’te konsolosluk açtığında bütün Kerkük halkı için olacak’ demelidir. Onları desteklemek veya başka bir grubu desteklemek için gelmeyeceğini söylemesi gerekir. Şayet konsolosluk bir grubu diğer bir gruba karşı desteklemek ise bu kötü bir şeydir. Bu gruplardan bazıları diyor ki bizim bu kadar savaşçımız var, şöyle böylemiz var, fakat biz kendimizi savaş için hazırlamıyoruz ki. Aksine biz barış için hazırlık yapıyoruz. Ancak barış bu lehçeyle konuşulmaz. Kendine göre yolları vardır.

 

Haber: Ziya Uzeiry
Foto: Ali Salim

Bir cevap yazın