Doç. Dr. Ümit Cevzeli, “Erbil, Erbil’de Türk ve Türkmen Tarihi” adlı bir kitap kaleme aldı

Doç. Dr. Ümit Cevzeli, yazdığı kitaba ilişkin Tba muhabirinin sorularını yanıtladı.

 

Yeni nesil Türkmenlerin birçoğunda Türkmen olup olmamaları ile ilgili şüpheleri var ve Kürt olduklarını söylüyorlar ayrıca kayıtlara kendilerini böyle kaydediyorlar”

 

 

Uzun zamandır Türkmenler üzerine tarihi bir araştırma yapmak istediğini belirten Ümit Cevzeli, kendisini bu kitabı yazmaya iten etkenlerden bahsederken önemli bir konuya değinerek şu ifadelerde bulundu:

 

“Kitabı yazmaya iten etken milliyetçi yönümdü. Yeni nesil Türkmenlerin birçoğunda Türkmen olup olmamaları ile ilgili şüpheleri var ve Kürt olduklarını söylüyorlar ayrıca kayıtlara kendilerini böyle kaydediyorlar. Bu kesimin kendisine gelmesini ve kendisini tanımasını istiyordum. Bu sebepten dolayı Türkmen kimliği mahiyetinde bu kitabı yazdım.”

 

Türkmenler çok temiz bir geçmişe sahiptir

 

Diğer bir gayesinin de kitabının kaynak olmasını istediğini belirten Cevzeli, “Özellikle Erbil Türkmenleri için istiyorum. Herkesin kendisi ve kimliğiyle iftihar etmesini isterim. Bu kitap yoluyla bu mesajı vermeye çalıştım. Türkmenler çok temiz bir geçmişe sahiptir. Babalarımız, dedelerimiz hep bu dil ile konuşmuştur. Bu nazik ve güzel dili konuştuğumuzdan dolayı elbette önemli bir kaynağımızın olduğu aşikar. Ayrıca Türkmenler asil ve çok temiz bir geçmişe sahip. Bundan dolayı bu kitapta bütün bu gerçekleri yazmaya çalıştım ki Türkmenler asıllarının ne olduğunu anlasınlar.” şeklinde açıklama yaptı.

 

 

Kitabı yazma isteğinin doktora eğitimini aldığı yılarda başladığını ifade eden Doç. Dr. Cevzeli, “Doktora eğitimimi Gazi Üniversitesi’nde aldım. 2004 yılında doktoramı bitirdim. Daha o zamanlarda böyle bir kitap yazmayı arzuluyordum. Daha sonra 2011 yılında yardımcı doçentliğe yükseldiğim zaman bu isteğim daha da arttı. Daha sonra kitabı yazmaya karar verdim ve başladım. Çok zor olduğunu biliyordum, fakat milletim için bu fedakarlığı yapmam gerektiğini düşündüm. Ayrıca gelecek adına elimizde bizi koruyan bir kaynağın var olmasını istemiştim.” diye konuştu.

 

Kitap yazma aşamasında karşılaştığı zorluklara ilişkin sorduğumuz soruya Cevzeli, “Kitaba başladığım zaman yazdığım konuların ve bilgilerin riskli olduğunu hissetmiştim. Fakat Allah Kur’an-ı Kerim’de ‘Sizleri erkek ve kadından yarattık, sonradan sizleri tanışmanız için kabile ve halklara ayırdık.’ buyurmuştur . Bundan dolayı bu kitabı yazma gerekliliğini kendimde gördüm. Kitabın hazırlanması yaklaşık 4 sene sürdü. Bu süre zarfında sağlık sorunları yaşadım.” diyerek konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Kaynak sıkıntısı yaşadım. Bilindiği üzere kaynakların sayısı çok az. Kitap yazma esnasında dikkat ettiğim konu, akademik bir şekilde yazmamdı ve kaynakları da bu doğrultuda seçmeye çalıştım. Edindiğim bütün bilgilerin kaynağa dayalı olmasını istedim. Ayrıca destek konusunda sıkıntı çektim. Çünkü çevremden pek destek göremedim. Fakat şunu söylemek isterim ki ailem, yakınlarım, özellikle kayın biraderim ve Sanan Ağa bana destek oldular ve çok şükür kitabı basabildik.”

 

Kitabın başlığında geçen Türk ve Türkmen terimleri arasındaki ilişkiyi ise Cevzeli, “Aslında çok eski yıllardan bu yana yaşanan tartışmaları ve var olan durum ile ilgili okuyucuya bilgiler vermek istedim. Yani kitabın okuyucuya, onu eline aldığı her seferde, okuduğu her bölümde ona farklı bir bilgi ve düşünce vermesini istedim. Bundan dolayı Türk ve Türkmen kelimesini kullandım.” diyerek anlattı.

 

“Türmenler İslam dini gelmeden önce Türk olarak adlandırılıyordu. Sonradan İslam dinini kabul etmelerinden sonra Türkmen olarak anılmaya başladılar.” diyen Cevzeli,  “Bu durumdan dolayı Türk dediğim zaman İslamiyetten öncesini ve İslamiyeti kabul ettikten sonra da Türkmen olarak adlandırıldıkları kitapta mevcut. Elbette bu dönem çok kısa sürdü ve sonradan yine Türk olarak anıldılar.” dedi ve konuya ilişkin açıklamalarına şöyle devam etti:

 

Türkler İslamiyete geçtikleri dönem Türkmen olarak adlandırılıyordu

 

“Türkler İslamiyete geçtikleri dönem Türkmen olarak adlandırılıyordu. Bunun farklı açıklamaları var, mesela bazıları Tercüman kelimesinden geldiğini söylüyor. Tercümandan kasıt, dini insanlara tercüme eden veya aktaran manasında kullanılmış . Bu bahsettiğim dönem kısa bir süre sürdü sonradan yine Türk denilmeye başlandı. Bizler ise hala bu değimi kullanıyoruz. Kitapta değindiğim gibi birçok kaynak Türkmen kelimesi hakkında farklı farklı tanımlamalarda bulunmuştur. Başka kaynaklar ise Türk+İman kelimelerinin birleşimi olarak tefsir ediliyor. Kitapta bu kaynaklar ve tefsirler üzerine görüşler bulunuyor.

 

Başka bir konu ise Erbıl veya Erbil olması. Çok eski dönemlerde Erbıl kelimesi yoğunlukla kullanılmıştır. Ondan da önce Erbillim, Erbailo, Orbilim gibi kelimeler Erbil için kulanılmıştır. Zamanla bu kelimeler Erbil olarak değiştirilmiştir. Osmanlı arşivlerinde de Erbil olarak geçiyor. Birçok tarihçiye göre Erbıl kelimesinin Erbil’e dönüşmesinin asıl sebebi, soyadı olarak kullanılması. Yani örnek olarak Muhammed Erbilli diyelim, Erbıl’ı soyadında kullandığımızda ‘I’ harfi ‘İ’ oluyor bundan dolayı Erbıl, Erbil’e çeviriliyor. Buradan başka bir bilgi de vermek istiyorum, Erbil’in Türkçe anlamını kitapta açıklıyorum, bu konu okuyucularımıza sürpriz olsun.”

 

Türk olan Sümerler, Erbil’in temel taşını atmışlardır ve şehri inşa etmişlerdir

 

Türkmenlerin Erbil’deki varlığının hangi çağa dayandığına, yaklaşık olarak kaç yüzyıldır bu topraklarda yaşadıklarına değinen Doç. Dr. Cevzeli, “Kitabımda açıkladığım gibi Türkmenlerin bu topraklar üzerindeki geçmişi çok eskilere hatta kaynak ve görüşlere göre bu tarih Sümerlere kadar uzanıyor. Tabii ki bu da 6000 yıl önceye dayanıyor. Bazı kaynakların aktardığına göre Türk olan Sümerler, Erbil’in temel taşını atmışlardır ve şehri inşa etmişlerdir.” bilgisini paylaştı.

 

Sümerler döneminde Erbil’de Türkmenlerden başka millet gözükmüyor

 

Sümerler döneminde Erbil’de başka milletlerin gözükmediğini söyleyen Doç. Dr. Cevzeli, “Sümerler’den sonra başka milletler bu topraklara geldiler. Geldikleri zaman şehirde istikrarlı bir şekilde kaldılar fakat sonradan terk ettiler. Genel anlamda tarihsel olarak Türkmenler Erbil’de hakimiyeti sağlamışlar.” ifadesinde bulundu.

 

Kitabın kapağında en üst bölümünde 8 tane bayrak hakkında ise Doç. Dr. Ümit Cevzeli, “Kitabın üst bölümüne basılan bu bayraklar aslında birer devletin bayrağı veya sembolü ve bunların hepsi Erbil’de hüküm sürmüştür. Kitapta da dönem dönem hepsini anlatıyorum. Hatta son dönem olan Osmanlılardan sonra da Irak çerçevesinde Türkmenlerin kraliyet ve cumhuriyet dönemlerinden de bahsediyorum. Bu iki dönemin yazılmasını uygun gördüm.” dedi ve son olarak asıl amacının ise Türkmen vatandaşlara tarihsel bir bilgi aktarmak olduğunu söyledi.

Röp: Ziya Uzeiry / Foto: Ali Salim

Bir cevap yazın