Araştırmacı Yazar, Erbil Yahudilerini anlattı

Araştırmacı Yazar
Şerzat Şeyh Muhammet

 

Erbil şehri dünyanın en eski şehirlerinden biridir, eski çağlardan beri kale ve etrafından oluşuyordu ama Moğol ve Atabeklilerin yıkılmasından sonra Erbil düşmanları Erbil’e hücumda bulunarak Erbil Kalaesi’nin aşağı kısmına kadar yıkmışlardır. Ama Osmanlıların gelişinden sonra tekrardan Kale’nin aşağı kısımları onarıldı, bu dönemlerde Kale’nin aşağı kısımlarında birkaç mahalle vardı bunlar Tacil, Hanaka ve Arap mahalleleriydi. Biz bu yazımızda Tacil Mahallesi’nden ve yahudilerin buradaki mevcudiyetinden bahsedeceğiz çünkü Erbil’deki Yahudiler çok eski bir tarihe sahiptir. Erbil’e gelmeleri çok eskiye dayanmaktadır ve çok eskiden Kale ve Tacil mahallesinde yaşamışlardır. Yaşam tarzı ve kültür açısından Erbillilerden çok farkları yoktur, ayrıca Erbilliler ile çok iyi dostlukları ve ticaretleri vardı.

 

 

Müslüman Tacil:

 

Eskiden Müslümanların evleri Tacil Mahallesi’nde vardı, bu evler Taci’lin eski çayının kuzeyine düşmekteydi . Bu mahallenin evleri topraktan ve kerpiçten yapılmıştı. Bu evler Hanaka ve Arap mahallelerindeki evler gibi küçük küçük evlerden oluşuyordu. Anlatılanlara göre bu evler aşağıdaki gibiydi:

 

Dış kapıları tek ağaç kapıdan oluşmaktaydı ve üzerinde birkaç büyük çivi vardı, ayrıca kapının üzerinde demir bir halka ve bu halkanın merkezi de demirdi, zil olarak kullanılıyordu. Kapı anahtarı kılıç şeklinde ağaçtan yapılırdı, kapının karşısında küçük bir avlu bulunurdu. Çatıya çıkmak için bir merdiven yapılırdı ve bu merdivenin altında evin hanımı yemek hazırlardı ayrıca kapıya yakın bir yerde yaz günlerinde suyu soğutmak için bir su testisi konulurdu. Kapının karşısında bir ya da iki oda bulunurdu ayrıca tavanı hasır ve kalastan yapılırdı. Yirminci yüzyıldan sonra evlerin inşasında bazı değişiklikler oluştu. Evlerin yapımında çamur ve kerpiç kullanılıyordu ayrıca kapı demirden yapılıyordu ve de evin üst bölümü çatı şeklinde yapılıyordu. Eski evlerin odalarının uzunlukları altı metre ve enleri beş metreydi genellikle odaların yükseklikleri beş metreyi geçmezdi. Odaların duvarları beyaz kireçle yapılırdı ve duvarlarda eşya koymak için bazı bölümler de yapılırdı. Şimdiye kadar da birçok ev eski şeklini korumakta.

 

Eski yıllardan beri Müslümanların Tacili ve Yahudilerin Tacili arasında hiçbir engel yoktu ama yirminci yüzyılın sonlarında Sadunava Mahallesi oluştu. Bu mahalle zaten Tacil Mahallesi’nin tamamlayıcısıydı. Erbil çayının güney tarafına düşmekteydi, kış mevsiminde çaydan çok su akıyordu ve kenarındaki evlere çok zarar veriyordu. 1947 ve 1957 yıllarındaki her iki sayımda, Tacil Mahallesi büyük pazarın güneyinden başlayarak Selahaddin meydanına kadar devam ediyordu. Diğer tarafta doğuya yöneldiğimizde Kürdistan Caddesi’ne kadar devam etmekteydi ama şimdilerde Tacil Mahallesi, Glkand, Sheraton Hotel ve Otuz Metrelik Caddesi’ne kadar uzanmaktadır. Seksenli yılların başlarında Erbil Belediyesi eski Erbil çayı yerine geniş bir kanalizasyon borusu yaptı. 1947 yılında yapılan sayıma göre Müslümanlar Tacilinde 4966 kişi yaşamaktaydı.

 

Erbil Yahudileri tarihi ile ilgili kısa bir anlatım

 

Yahudilerin Irak’taki mevcudiyeti eskilere dayanmaktadır özellikle birçoğu Erbil şehrinin Tacil Mahallesi’nde yaşıyorlardı. Bu mahallede birçok Yahudi’nin oturmasından dolayı bu mahalle bu adı almış ve mahallenin kurulduğu dönemde Yahudiler yerleşmişlerdi. Bu mahallede yaşayan dedelerinden “Eskiden Yahudiler Kale’nin Tophane Mahallesi’nde yaşıyorlardı daha sonra Tacil Mahallesi oluştuktan sonra yavaş yavaş Tacail Mahallesi’nin batısına yerleştiler.” diye duyduk. Tarihçiler Yahudilerin Aşuriler Kralı Nbukhj Ner zamanında Erbil şehrine yerleştiklerine değinmişlerdir, çünkü Nbukhj Ner, Babil Kralı olduğunda iki defa Filistin’deki Yahudilere hücum etmiştir. İlki Milattan Önce 604 yılında, ikinci ise Milattan Önce 586 yılındaydı. Kral Yahudilere karşı çok sert bir savaş açmıştır. Filistin’deki Beytül Makdisi yakmış, Davut Anıtı’nı yıkmışlardır ve 60 bin esir Yahudi’yi Irak’a getirmiş, Erbil, Babil, Kerkük ve Ninova bölgelerine yerleştirmiştir. Bu esirlerden birinin Üzeyir Peygamber olduğunu belirtilmiştir. Üzeyir Peygamber, Erbil’de yerleşmiştir, şimdi ise mezarı Çöl Minaresi Camisi’nin yanındadır. Dr. Sami Hamas Alefar bir kitabında Sultan Muzaffereddin Gökbörü döneminde Erbil’de bir Yahudi cariyenin yaşadığını belirtmektedir. Ayrıca Gali oğlu Zahriya diyor ki “Yahudi  El-Erbilli Yahudi taraftarları başkanı tarafında 1250 Miladi yılında kuruldu ayrıca kitabında 248. sayfasında, “Alfogi oğlu Yahudi Erbilli iyi ve tanınan bir adammış. Devlet de buna bel bağlarmış, ayrıca Savi oğlu İbrahim oğlu İbrahim Ebul Ferc Erbilli’nin altın ve gümüş alanında uzmanlığı vardı. O dönemin bakanları ve liderleri ile iyi bir ilişkisi vardı ayrıca Bağdat’la da ticari bir alışverişleri vardı. 710 Hicri yılında yaşamıştır (Irak toplumları dergisi 9/73).” ifadelerde bulunmuş. Tacil Mahallesi’nin sınırı Şeyh Nurettin Brifkani doğu bölümünden başlayarak Muzafferiye Okulu’na kadar devam etmektedir. Oradan da Rafideyn Bankası’na kadar devam etmektedir ama diğer taraftan sınırları kuzeyden Erbil pazarı yani Büyük Pazar Camii ve Hacı Nuri Hacı Şahap Camisi’nden (1930 yıllarında bu camiinin yeri Yahudilerin kahvehanesiydi) taki Erbil çayına kadar devam etmektedir. Bu dönemde üç Yahudi sinagog vardı onlardan biri Kale’nin Tophane Mahallesi’ndeydi, diğer iki tanesi de Tacil Mahallesi’ndeydi. Son zamanlara kadar Tacil Mahallesi’ndeki sinagoglar duruyordu ama yedi yıl önce yıkıldı. Diğeri ise Filistin’e göç  etmelerinin ardından Halife Taha  Rifaii Tekkesi’ne dönüştürüldü. Bu bina yetmişlerin sonlarına kadar inşaa edildiği gibiydi ancak Halife Taha’nın oğlu Rahmetli Halife Celal tarafından bu sinagok yıkılıp yerine yeni bina yapıldı. Yahudiler Cumartesi günleri toplanıp dini törenlerini Malım Davut yoluyla  bu iki sinagokta yaparlardı .

 

Yahudilerin örf ve adetleri

 

Yahudilerin örf ve adet bakımından Erbillilerden çok farkı yoktu. Yahudilerde erkekler Erbilliler gibi Zubun-ceket ve salta (Türkmenlere özgü uzun ceket) ayrıca camadanı (Erkeklere özgü baş bağlama) ve kırmızı şapka (Türkmenlere özgü fes) kullanırlardı ama Yahudilerin bilim adamları omuzlarına siyah ya da kahve renkli cübbe atarlardı. Gençlerin de Erbilli gençlerinki gibi Muradhan şalvarı ve kırmızı yemenı (ayakkabı) giyerlerdi. Bu ayakkabılar Musul’da deriden üretilirdi, yazın da deri terlik giyerlerdi. Bu terlik de Erbil’de üretilirdi. Yahudi kadınlar ise Erbilli kadınlar gibi Köynek Zubun (Türkmenlere özgü bir kadın elbisesi) giyerlerdi. Bazıları ise yeni nesil elbiseler giyerlerdi ayrıca kadınlar yüzlerine peçe takarlardı ve kimisi renkli renkli peçeler takardı. Yemek kültürü bakımından Yahudilerin Erbillilerden bir farkı yoktu, Yahudilerin en çok sevdiği yemekler dolma, tikme ve yarma köftesi gibi yemeklerdi ve  Yahudilerin kendi kasapları vardı. Yahudilerin sanat edindiği işler altıncılık, aktarcılık, bakkalcılık ve hımçılık (elbise üretimi için kullanılan iplikleri boyayanlara denir) meslekleriydi. Alışveriş ve ticaret Yahudiler ve iş sahipleri arasında çok zor değildi ama sadece Yahudilerde faiz helaldi. Yahudilerin fakirleri mahalle ve sokakalarda dilenmezlerdi, sinagoklarının yanına bir yardım sandığı kurularak fakirlere yardım ederlerdi. Yahudi hahamlar tarafından her cumartesi bu sandık açılır ve adaletli bir şekilde fakirler arasında dağıtılırdı .(1877 Miladi/1254 Hicri) Bağdat’ın yıllığında Erbil’de oturanların toplam sayısı 10112  kişiydi, 9567 Müslüman, 330 Hristiyan ve 215 Yahudi vardı. 1920 yılında yapılan sayıma göre Erbil’in nüfusu 106 bin kişiydi. 96100 kişi Müslüman ve 4800 kişi Yahudi’ydi ayrıca 1947 sayımına göre Yahudiler 3109 kişiydi. Yaşlı kişilerin derin ve geniş bir sakalları vardı. Yahudiler, ticaret ve pazardaki iş bakımından Erbillilerden daha akıllı ve çalışkandı.

 

Mavi Çatı bayramı 

 

Yahudiler her yıl ekim ayında bir dini bayram kutlarlar ve bu kutlamaya Erbil halkını da davet ederlerdi . Mavi Çatı Bayramı yani bugünde yüce Allah Musa (a.s) ve İsrail oğullarını Firavu’nun elinden kurtarmıştı. Kutlama on gün sürmekteydi ve bu on gün içerisinde bir kere ya da daha fazla yağmur yağacağına inanıyorlardı çünkü kutlama sonbaharın başlangıcında yapılıyordu. Hacı Kadır Benna Yahudilerle yaşamış kişilerden biridir. Hacı Kadır Benna, “Ben çoğu defa evleri restore ederdim ayrıca bu bayram geldiğinde Yahudiler Çöl Minaresi yanında dal ve ağaç yapraklarından güzel kokulu bir çadır yaparlardı. Çadırın dallarına meyveler asarlardı, şehir halkı ve Müslümanlar da bayramlarını kutlar ve onları ziyarette bulunurlardı.” diye bilgiler anlatmıştır. Yahudilerin tatil günü cumartesi günüydü çünkü cumartesi günü onların yanında kutlu bir gündü. Cumartesi günü ateş yakmazlardı. Çırak yakmak için Müslüman çocuklardan yardım isterlerdi ayrıca bugünde hayvan kesmek ve kan dökmek yasaktı . İlkbahar mevsiminde cumartesi günleri Yahudiler piknik amacıyla Çöl Minaresi yakınlarına giderlerdi.

 

Yahudilerin Kutlamaları 

 

Yahudilerin saç ve sakal tıraşları Müslümanlardan farklıydı çünkü onların zülüfleri vardı. Yahudilerin en sevdiği isimler, Davut, Yusuf, Bünyamin, Yahuda, Yakub, İbrahim, Harun, Şamun, Nesim, Danyal vb. Oluşmaktaydı. Kadın isimleri ise genellikle Rahel, Hacer, Asya, Rafka vb. oluşmuktaydı, ayrıca kendilerine ait Çırak Mezarlığı’nın yanında mezarlıkları da vardı. Göç etmelerinden sonra merkezi idare tarafından yıkılarak, alana memurlar için binalar yapıldı. Ama Yahudilerin düğünleri Türkmenler gibiydi. Düğün yaptıklarında komşularını ayrıca Müslüman dostlarını da çağırırılardı. Kutlamaları evlerinin avlularında yaparlardı. Türkmence, Kürtçe ve Arapça şarkılar söylerlerdi. Hacı İbrahim Küreçi’nin anlattığına göre ki şimdi de evleri Tacil Mahallesi’nde; “Ben 15 yaşındayken bir Yahudi komşumuz oğlunun düğününe bizleri davet etti kutlamaya Türkmen şarkıcı Mışko ve Kore katılmıştı, kutlamada bu şarkıyı söylediler:

 

Le le vasso vara le le 

Vessi Dayim vay vay 

Havuşmuzda bir tut var 

Tut ustunda bulut var 

Bulutlar geler gider

Kakama selam eder”

 

Yahudi kadınlar da içtenlikle bu şarkıyı söylerlerdi, ayrıca Yahudiler Irak makamlarına ve Türkmen hoyratlarına hayrandılar. Yahudilerden Nesim Bazırgan ve Haskıl Xımçi’nin sesleri güzeldi. Hoyrat ve Irak makamlarında ustalıkları vardı.

 

Yahudilerin Filistin’e göç etmeleri 

 

Sayın Hacı Said Hacı Abdullah Küreçi’nin oğlu, göç ettikleri süreci şöyle anlatır:

 

“Yahudilerin Filistin’e göçleri 1948 yılında başladı ve ilk aşamada sadece gençler göç etti ama ikinci aşamada kadın ve yaşlılar göç ettiler. Yahudiler birkaç ay önce göç için hazırlık yapmışlardı, ucuz bir paraya mülklerini satarak altın ve zinet eşyası aldılar yanlarında taşıyabilsinler diye. Göç zamanı geldiğinde genç-yaşlı kadınların hepsi trene binerek gözyaşı döküyorlardı ve içlerinden biri dönerek Erbillilere şu horyatı söyledi:

 

Qalasız 

Erbil olmaz Qalasız 

Odı biz qoydıx gettix 

Siz sağlıktan qalasız”

 

Rahmetli Enver Süleyman Hoca’nın Yahudilerle geçirdiği olay:

 

 

Erbil Genel Eğitim bölümünde Biyoloji Uzmanı Enver Süleyman 1995 yılında vefat etti, o zamanlarda ben,  Fen Bilgisi Merkezi’nin sorumlusuydum. Bir gün çalışma sırasında bana bunları anlattı:

 

“Altmışlı yıllarda ben, birkaç öğretmen ile birlikte Lübnan’a gittik. Birgün Beyrut sokaklarında yürürken Erbilli bir Yahudi ile karşılaştık. Bizi tanıdı ve büyük bir özlemle bize sarılarak hal, hatrımızı sordu. Kudüs’ü seyahat etmeden sizi bırakmam dedi ve dedesinin Erbili ve Erbilin Kale ve minaresini özlediğini söyledi. Biz de isteğini kırmadık ve Kudüs’ü ziyaret ettik. Hep birlikte Erbilli Yahudi adamın evine gittik. Annesi, babası ve akrabaları bizi görünce ağladılar. 75 yaş üzeri olan babası büyük bir yakarmakla şunu söyledi:

 

‘Kalasız,

Erbil olmaz kalasız’

 

Sabaha kadar orada kaldık, babası bizim birkaç gün daha yanlarında kalmamızı istedi. Kahvaltı yaptıktan sonra babası bizden Erbil’deki ileri gelen hoca ve şeyhlerin hal hatırlarını sordu ve şöyle devam etti:

 

‘Öncelikle bana Şeyh Muhyettin Şeyh Yalh’ın sağlık durumunun nasıl olduğunu söyleyin, peki ya Hacı Hamdi Ali Han’ın, İshak Molla’nın ve çarşıdaki çalışanların durumu nasıl. Sevgili oğlum Erbil’e döndüğünüzde lütfen sevgi dolu selamlarımı Şeyh Muhyettin’e iletin, lütfen şanlı Erbil’e selamlarımı iletin. Neden bana Erbil yoğurdunu getirmediniz, neden yöresel peynirini getirmediniz? Bizde kalın çünkü sizden Erbil’in gül ve çiçek kokusu geliyor.’

 

Biz de ona yanıt olarak, ‘Amcacım bizi affedin biz bir günden fazla burada kalamayız çünkü bizim Beyrut’ta özel kursumuz var. Sizi Allah’a ısmarlıyoruz bu güzel duygularınız için de teşekkür ediyoruz.’ dedik.”

 

Rahmetli Enver Süleyman, gözden kayboluncaya kadar bu adamın arkalarından bakarak ağladığını söyledi ve “Keşke Erbil ehli de bu yaşlı adam gibi şehirlerine bağlı olsaydı.” dedi.

 

Ayrıca Saygı değer Fuat Veli Hoca ki Erbil’in eski hocalarından biri olarak biliniyor. Emekli olmadan önce Çöl Şeyhi Okulu’nda öğretmendi ve şunları dile getirdi:

 

“Yahudiler bölgeden göç ettiklerinde ben Erbili Sanya Okulu’nda üçüncü sınıf öğrencisiydim. İki Yahudi öğretmenimiz vardı, birinin ismi Hıskel Efendi’ydi, diğerinin ise Zeki Baruh Efendi’ydi. Zeki öğretmen  Erbili Sanya Okulu’nda sanata, müziğe ve ressamlığa aşina bir öğretmendi. Birgün Zeki öğretmen sınıftan çıkarken, ‘Öğrencilerim, ben yarın Filistin’e gidiyorum. Başarılı olmanızı diliyorum.’ dedi. Ancak yarın sabah yine okula gelmişti ve seferlerinin bir hafta ertelendiğini söyledi ve bir hafta daha görevine devam ederek görevine olan saygısını göstermişti.”

Bir cevap yazın